Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Kahveyi nasıl alırsınız?

27 Haziran 2013 Perşembe 00:09

Alkolü hayatından çıkar sana ekstra hayat kalsın. Uydurdum ama bence şık oldu günler, saatler uzuyor. Ağzın yüzün yamuk da uyanmıyorsun üstelik. Her gün ama istisnasız her gün, sabahın ilk ışıklarına kadar vur patlasın çal oynasın bir yer bu Belgrad. Ben normalde şişelerin dibinde uyanırken, bana yasak getiren doktorumu, bin kez öpüyorum buralardan. Ecdadımı seveyim diyor insan; iyi ki gelmişim. Gelmiş ve genetiğimizi bulaştıran atalarımın ruhuna geliyor kahveler, gidiyor kurabiyeler.


Hani Türkiye başka bir coğrafyada olsa neresi olabilirdi deseler. Burası derim. Din farkının farkındayım; ama derdim o değil.

Mahalle baskısı yok; el alem ne der saçmalığı yok. İşin ilginç tarafı, öyle çok para da yok. Şaka gibi bir insan ayda sadece ortalama 300 Euro kazanıyor. Yarısı kira diyelim. Diğer yarısı da beslenme. Arkadaş, insan şaşırıyor. Nasıl oluyor böyle sabahlara kadar eğlence. Hadi ben alkol alamıyorum; yasakladı doktor. Diğerleri nasıl böyle lıkır lıkır götürüyor?

Üzümü ye bağı boş ver kafası aynen. Bu yönüyle de bize benziyorlar. Biz de kaynağın çoğu kredi kartı veya neyse ne. Burada o da yok. Şehir; adeta ormanın kendisi. İki nehir var; kıyılar en az 5'er kilometre. Fakat insanların çoğu sokaklarda. Brezilya'da böylemi bilmem ama;hayat kahve dükkanlarında.  Şehir meydanlarındaki mekanlar çok fazla dolu değil ama. Bir yer var. Böyle dar bir sokak, "ZimajJovina 15"

***

 Yağmur da yağsa, fırtına da çıksa, dolu. Önce anlamıyor insan. Alkol falan da olmayınca, hayatımda ilk kez sabahın o saatlerinde, sokakları ve kızları böyle sağlam kafayla görüyorum. Mecburen yapacak bir iş de yok. Türk mantığı giriyor devreye.

Bu kadar adam, günün her saatinde bu CoffeeDream' e geliyorsa vardır bir sebep. Şehirde 10 tane daha var bu mekandan, ama oradaJasminave Emina yok.

Bir yönetici ve bir eleman "bu kadar mı güzel olur" demeyim de; bir yeri böyle güzelleştirebilir diyeyim.

Kahveci ama alkol de var. İnanın abartmıyorum, hani bir sokak veya koca mahalle kahve kokabilir mi? Kokuyor işte. Üstelik bardaklar neredeyse yarım litre.

O bildik metalik tadı olan Amerikan kahvelerinden değil. Farklı amaçlarla burada olan; çapkın kardeşlerimiz var ama; herkes çok meşgul.

Tıpkı bizim gibi gürültülü  konuşuyorlar. Sanki çok önemli bir olay varmış gibi. Sürekli bir heyecan. Anlıyorum ki; insanı sünepe ve uyuz yapan alkol. Vuruyorum kahvenin dibine. "Getir oğlum". Her seferinde kahvenin yanında, çıtırdakbi şeyler geliyor.

***

Daha ister misin? Yok şunu da dene; Allah aşkına bir de şunu tat.

Sonra hesap gelince bakıyorsun. Bir ekleme, bindirme yok. Kültür olarak, Rus tipi bir durum asla yok. Avrupalı ve Türk arası bir ince mevzu durumu var.

Dünyanın en ucuz yerimi değil mi bilmem? Ama dürüst ve temiz bir tatil yeri. Oyun yok; yalan yok. Zaten Sosyalist dönemde de özgür bir yermiş burası.

Yurt dışına çıkış yasağı yokmuş halkın. İsteyen başka ülkelere gitmek için başvururmuş; kabul gelirse gidebilirlermiş.

Fakat bu durumu çok bilinir hale getirmemişler. Eğlence yok mu Memet'cim diyen varsa; Nehrin üzerindeki gemilerin tamamı gece kulübü. Ama ben, akça pakçayım, şans işte!

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA