Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Kararsız Kasım

11 Mayıs 2013 Cumartesi 00:46

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, CHP’yi “Kararsız Kasım”a benzetti.

Yani bir öyle bir böyle söyleyen; yaptıkları birbirini tutmayan parti olarak gösterdi ana muhalefeti.

Buna gerekçe olarak da Çözüm Süreci denilen süreçle ilgili olarak CHP’nin tutumunu gösterdi.

Ama unuttuğu çok önemli gerçekler var.

Bu süreç gündeme getirildiğinde; CHP Lideri Kılıçdaroğlu; destek verebileceklerini söylemişti. O zaman Başbakan Erdoğan “Kendisi himmete muhtaç bir dede, mümkün mü gayriye himmet ede!” türünden seslenişle CHP’yi rencide etmemiş miydi?

Hem CHP yönetimine, “Kelin merhemi olsa başına çalar!” diyeceksin hem de neden benim dediğim gibi yapmıyor diye suçlayacaksın. “Kan akmasını mı istiyorsun? Analar ağlasın mı yani?” diyerek…

İşte AKP’nin siyaseti bu çelişkileri ustaca kullanmasında yatıyor. Ana muhalefet partisini, kendi politikasının  aracı haline getirmeye çalışıyor. CHP karşı çıkınca da “barış istemiyor” diyerek halkın gözünde küçük düşürmeye uğraşıyor.

***

Maalesef CHP, bu siyasi saldırı karşısında kendisini savunma konumunda kalıyor. İşin kötüsü bunu bile yapamıyor. “Biz süreç ile ilgili bir şey bilmiyoruz; nasıl destekleyelim.” Demekle yetiniyorlar.

Dün CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’da gazetelerin genel yayın yönetmenleri ile bir araya geldi.  Onlara da aynı şeyi söyledi. Bu arada; çözüm süreci denilen ve PKK’nın beklentilerinin karşılanacağı süreçle ilgili olarak bazı temel tespitler de yaptı.

Sayın Kılıçdaroğlu 19 öneri getirdi. Bunların büyük bölümü; ülkedeki demokrasi, hukuk ve insan haklarında iyileştirmelerle ilgili.

Bu 19 maddeden bizce Güneydoğu Sorunu veye Terör Sorunu olan Kürtçülük Sorunu da dediğimiz sorun ile ilgili olanlar şunlar gözüküyor.

“*Yüzde 10 seçim barajını kaldıralım.  *Faili meçhuller, yargısız infazlar cezasız bırakılamaz. Zaman aşımı engellenmelidir. *Uludere’nin hesabı verilmelidir. *Diyarbakır Cezaevi demokrasi müzesi yapılmalıdır. *Mayınlı araziler temizlenip topraksız köylüye verilmelidir. *Nevruz resmi bayram ilan edilmelidir.”

Yukarıdaki önerilere bakınca CHP yönetiminin terör olgusunu tam anlayamadıklarını görüyoruz.

Çünkü; PKK’nın arkasında 100 yıllık bir “Bölücü/Kürdistancı” gelenek var; bu gerçek vurgulanmamış.

Ayrıca; terörü yeşerten ekonomik ve sosyal ortamın değiştirilmesi, dönüştürülmesi konusu tamamen ihmal edilmiş.

PKK’nın; bölgede “ideolojik bir eğitim” yürüttüğü hepten dikkatten kaçmış. Bu eğitim CHP’yi ve cumhuriyet rejimini sömürgeci-işgalci gösteren bir eğitimdir.

İşte bu eğitime karşı CHP bölgede “Entegrasyon Eğitimi” önermeli idi. Bütün kimliklerin bir arada yaşamasını kuvvetlendirecek bir eğitim modeli, olmazsa olmaz çözüm ayaklarından birisidir.

Bunu AKP istemez ama CHP nasıl olur da farkına varmaz…

Hele hele bölgedeki göçebelerin, topraksız köylülerin ve diri diri toprağa gömülen kadınların sanki sorunu üreten bir maddi gerçek değilmiş gibi yok sayılması CHP’ye hiç yakışmadı.

CHP bir an önce entegrasyon eğitimini temel alan sosyo-ekonomik çözüm paketi hazırlamalıdır.

Bu paketi de belli ki Sayın Kılıçdaroğlu şu anki yardımcıları ile hazırlayamaz.

CHP; AKP’nin saldırılarını, “Bilgimiz yok ki…” diye  savuşturmaya çalışacağına; işte böyle derin kalıcı öneriler devreye sokarak etkisiz hale getirir ve belirleyici parti olur.

Yani CHP ne AKP’nin ne de BDP’nin rüzgarına kapılmalı… Bir sosyal demokrat parti soruna nasıl bakmalı ise öyle bakmalı…

Tekrar ediyorum bunu yolu da sorunun öncelikle sosyo-ekonomik temelli olduğunu görmekten geçiyor.

     

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA