Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Kemalistler İsviçre'de

04 Nisan 2013 Perşembe 09:08

Bir dönem Türkiye’de yabancı markalı giyecekleri almak çok zormuş.

Kot pantolon dediğimiz ürünü; biz Türkiye’de yapıp başka ülkelere satarmışız. Sonra da gidip o ülkelerden satın alıp ülkemize getirirmişiz.
Yıl 2013. İsviçre’de Zürih’te avare avare takılıyorum. Söylemesi ayıp bir dünya markasının fotoğraf çekimlerini yapıyoruz. Şansıma kadronun tamamı erkek ve uykucu. Yedek kadroda 3 kızımız var bir Japon ve iki Kore’li. Çalışma işi gece stüdyo. Gündüz dolaşıyoruz. Daha doğrusu bir “gıcık nehir” var aşağı yukarı takılma halleri. Derken uzaktan bir adam geliyor. Kesin Türk diye kendi kendime iddialaşmaya başlıyorum.Samuel’le konuşuyoruz. O da adamın Türk olduğu konusunda iddialı. Sami’ye “sen nereden biliyorsun adamın Türk olabileceğini”diyorum.İki elini kendi kendine kalçalarına vuruyor. O ne salak bir hareket. Yani “Türk erkeğini kalçasımı meşhur” diyorum. Yok, öyle değil;“Dünyanın her yerini gördüm. Bir tek size özgü” diyor.
Eli kıçında yürüyen başka bir ülke insanı görmemiş.
Millet işin gırgırında. Avrupa’da ekonomik büyüme rakamları açıklandı. Şampiyon Türkiye. Tek tehlike en çok ihracat yaptığımız Almanya’nın durumu sakat. Bizden mal ve hizmet alamayacak. Onun dışında durum fıstık.
Dünya televizyonlarına bakıyorum. Çok küçük bir haber olarak adımız geçiyor. Ben demiyorum bizim haber kanalları gibi; “yalama yutma formatı” olsun.
Ama hani biraz da övülmek istiyor insan. Yoksa elimiz kıçımızda yürümek sebebiyle şöhret sahibi olsak ta rahatsız olmam. Dert değil.
Asıl, gelip  biraz araştırma yapsalar; sadece yaya geçitlerindeki erkekleri inceleseler o bile yeter. Ne varsa o yaya geçitlerinde? Tam yeşil ışık yanarken, Türk erkeğinin ana kumanda merkezine bir kaşıntı giriyor. Mutlaka eliyle ayağıyla orasına haşince girişimi oluyor.
Şehir meydanlarında da aynı mayasıl hastaları; AVM’lerde de. Hıyarlık desem ayıp. Ama bunun da bilimsel sebebini Zürih’te öğrendim. Türk erkeği neden sağını solunu çok kurcalıyor? Bizim en iyi malları  dışarı;dandirikleri içeri satış yapmamız bunun tıbbi sebebi.
Dünya markası, Adidas,  boxer’lara bakıyorum. Satış elemanı yanıma yanaşıyor ve bu biraz pahalı ama “gerçekten harika bir ürün Türkiye’den” diyor. Bakıyorum adama şaka gibi Alman’ın Adidas’ı işte. Yok diyor; en kaliteli olanları Türk olanlar. İçine de kocaman etiket yapıştırmışlar. Bir giyiyorum. Adeta belden aşağım tutmaz oluyor. Bildiğin “boxer don” adeta olmuş bir tüy. Hani içime kuştüyü serpseler böyle kikirik bir haz verir. Oysa kendi ülkemizden aynı markayı aldığımızda; yalan yok; sıcakta bazen insan elini kolunu yanlış yerlere daldıracak gibi oluyor ama yapmıyor. İyi mal dışarı kötüsü içeri nasıl oluyor bu? Devlet standartı koymuş; ottan çöpten ürünü ülkeye sokmuyor. Böylece, yaya geçitlerinde eller kollar da serbest. Devletçilik ölmemiş oralarda. Demek ki çok Kemalist var İsviçre’de.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA