Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kılıçdaroğlu harekete geçti
22 Mart 2013 Cuma 10:03

Kılıçdaroğlu harekete geçti

CHP lideri, 25 maddede topladığı Ergenekon davasıyla ilgili tespitlerini AB, AGİT gibi kuruluşlara gönderecek.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında da dile getirdiği, 25 maddelik Ergenekon yargılamalarına ilişkin eleştirilerini içeren görüşlerini, Avrupa Birliği (AB), Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (AB KPK) ve Sosyalist Enternasyonal (SE) başta olmak üzere uluslararası kuruluşlara iletecek.
CHP Basın Birimi’nden yapılan açıklamada, Kılıçdaroğlu’nun “Hukuksuzluk Davası” dediği, Silivri’deki özel yetkili mahkemenin yaptığı yargılamayla ilgili olarak 25 ana başlık altındaki değerlendirmesinin,  İngilizce olarak,  AB, SE,  Türkiye-AB KPK, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Batı Avrupa Birliği (BAB), NATO Parlamenter Asamblesi (NATOPA), Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Parlamentolararası Birlik (PAB), Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi (AİBPA), İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği (İKÖPAB), Asya Parlamenterler Asamblesi (APA) ile Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) başkanları ile üyelerine ileteceği belirtildi.
Kılıçdaroğlu, 25 maddelik açıklamasında CHP’nin sıkıyönetim, DGM ve bu yargılamayı yapan Özel Yetkili Mahkemelere karşı olduğunu belirterek, “Bu mahkemeler olağanüstü dönemlerin mahkemeleridir, adalet dağıtmazlar, güç odaklarına itaat ederler. İktidarın sopasıdırlar” diyor. Özel yetkili bu mahkemelere, “özenle” seçilmiş, siyasi iktidar tarafından, ‘benim isteklerimi yerine getireceksiniz’ denilen savcı ve yargıçlar atandığını ifade eden Kılıçdaroğlu özetle şu değerlendirmelerde bulunuyor:

"MAHKEMELER İKTİDARIN DENETİMİNDE"

“Bu mahkemeler ve burada görevli yargıçlar adaletsizlik dağıttıkları sürece yerlerinde kaldılar. Adalete, yasalara, hukukun üstünlüğüne ve vicdanlarına göre karar vermeye kalkışan yargıçlar devre dışı bırakıldı. Bunlar daha alt görevlere atandılar ve cezalandırıldılar.
Bu davaların temel özelliği siyasal iktidarın güdümünde olmasıdır. 15 Temmuz 2008 günü Başbakan Erdoğan, ‘Ben bu davanın savcısıyım’ dedi ve kendi özel makamını da savcıya tahsis etti. Dava planlı ve adım adım uygulanan bir süreç olarak gerçekleşti. Savcılar, yargıçlar mahkumiyet vermek için ne istediyse, hükümet onu sağladı. İstedikleri yasaları çıkardı. İlk kez bu davalarda gizli tanık kullanıldı. Geçmişi kirli ve güvenilmez 44 kişi gizli tanık yapıldı. Terör örgütü suçlusu bir kişi, Genelkurmay Başkanı’nı suçlayan gizli tanık oldu. 
Tutuklular yaptıkları savunmalar nedeniyle 30 yıla kadar hapisle cezalandırıldılar, duruşmalardan men edildiler. Tutukluların bilirkişi istekleri reddedildi.
Mahkemeye sunulan pek çok belgenin sahte olduğu defalarca ispat edildi, ancak savcılar sahte belgeleri esas aldılar.
Tutuklu avukatlarının savunmaları kısıtlandı. Avukatlar duruşmada darp edildi.
Bu davada, 7 sanık ifade veremeden öldü. 7 sanık kanser oldu. Bu dava klasörlerinde 120 milyon word belgesi var. 120 milyon belgeyi hangi savcı, hangi yargıç, adam gibi okudu ve karar verdi? Sadece okumak, incelemek için 228 yıla ihtiyaç var. O nedenle, bu mahkeme hukuk dağıtan mahkeme değildir. Adalet dağıtmamışlardır, dağıtmayacaklardır."

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA