Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Kırmızı emzik

02 Eylül 2013 Pazartesi 09:00

Değeri yüksek olana, sahip olmak isteyen de  çok olur. Genellikle, o değerin etrafındaönce arılar dolaşmaya başlar. Vız, vız gezerler. Bazıları da tıs tıs diye dolaşır. Burada en önemsiz olan çıkarılan sestir. Ha vızıltı, ha tısırtı. Arı veya başka bir şey, orada asıl değeri olan, çiçeklerdir. Eğer ortada güzel ve değerli bir çiçek varsa, etrafında dolaşan çok olur. İnsanlık alemide buna benzer. Eğer benzemese, tatil yerlerinde boş mekanlara, dekoratif amaçlı kızlar serpiştirilmezdi. Amaç belli. Kızlarla çiçekleri özdeşlersek konu daha da netleşir. Bana kalsa, kızlara çiçek demek ayrı bir saçmalık ama hadi öyle olsun. Onları "kuş yemi" gibi bar kenarlarına serpiştirmekten çok daha mantıklı bir deyiş çiçek.


En azından; taş, iş gibi şehvet dolu ağzı köpürük ifadelerden daha iyi. Burada ne söylenen söz ne de çıkan ses çok mühimdir. Asıl üzerinde durulacak konu, ortada değerli bir yer veya kişi olduğu zamanki tahmin yöntemleri ve tuzaklardır. Arazinin değer kazanması veya değer kazandırılması işini Türk olup, henüz çözememiş pek fazla insan yoktur. Ormandan tut, tarlaya kadar bu işin nasıl yapıldığını biliriz. Sessiz sedasız olur bu işler. B2, B3, hiç farketmez. Her ikisi de C-4 kadar öldürücüdür. 

Önce o arazinin etrafında vızıltılar uğultular çoğalır. Sonra, bir arım balım peteğim eylemi durumu. Eğer hiç olmayacak bir yerse, yine sonuç değişmez. Orası, balta girmemiş orman bile olsa, birileri çakar kibriti yakar; iş çözülür. Çok geçmeden, hop bir bakmışsın yazlık veya kışlık villlar türemiş.Barlarda ise durum daha karmaşıktır. Masa sandalyeler, etrafına serpiştirilen kızlarla bir anda büyük değer artışına sahne olur. O da çok sessiz sakin gerçekleşir. Çapkın bal arıları ve atmacalar önce sinsi sinsi mekana girer sonra, boş masalara aptal aptal bakıp, doğruca bara geçerler.

Bu geçiş, öyle zınk diye kızların dibine yanaşmak şeklinde olmaz. Yavaş yavaş sokulunur. Sonuçta hiçbir şey değişmez. Çünkü, kızlar genellikle ya mekan sahibi ya da barmenin sevgilisidir. Umutlar tükenene kadar sırnaşmalar sürer. Bar olayında,işin içinde çok uzman zampara yoksa , önceden bir yer tutma olmaz. Kızları isteyen, bizzat göğüs göğüse savaşır. Bir başka yer daha vardır savaşın sürdüğü. O da otel veya sahillerdeki, güneşlenme alanlarıdır.

Genellikle, sabahın erken saatlerinde, havuz başlarına ve sahile "plaj havlularının temsilci bırakılması yöntemi"yle yerler erkenden kapatılır. Çoğu otelin oda ve kalacak kişi sayısı ile havuzbaşında güneşlenme alanı arasında büyük uçurum vardır. Bu yüzden havlu savaşı bazen çok yaman olur. Bugüne kadar aklıma gelmeyen bir yöntemi de hemen paylaşayım. Havlulara, bakarak oraya gelecek kişileri tahmin eden manyakları duymuştum ama bu en yenisi. Bugüne kadar, bir çapkın için olabilecek en zor "iz sürme yöntemi" bu.

Dünyanın hangi havuzunda vedenizinde; plaj havlusunda ayı resmi ve  o ayının ağzında da kırmızı bir emzik deseni olan; 3 adet sap ve sapık zamparaya tanık olmuştur. İnsan heralde  havlularınüzerine üç tane şirin kız gelecek diye beklerken, zonk diye kalıyor. Umarım, arkadaşlar için bereketli bir sezon olmuştur. Çünkü, ayının üzerinde güneşte kavrulurken, kırmızı emziğin bir kadını kışkırtılabileceği düşünebilmek bile ayrı bir kafa. Ama ayı için diyecek  bir sözüm yok. Bazı kızlar; panda-manda, seviyor o türü.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA