Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Kocaman adam

28 Ağustos 2013 Çarşamba 08:41

Ülkenin kalkınma mücadelesiyle, bizim futbol endüstrimizin işleyişi birbirine çok benziyor. Bir tarafını düzeltiyoruz, diğeri eksik kalıyor veya düzelmiyor. Ekonomik iyileşme oluyor; sosyal anlamda kamplaşma artıyor. Sosyal anlamda, iyileşme varken de para olmuyor. O ne müthiş bir dönemmiş; Köy Enstitüleri varmış. Kaç tane edebiyatçı çıkarmış. Bir on yıl daha kalsaymış, kırsal anlamda kopup gidecekmişiz ama olmamış. Olmazdı da zaten, bu kadar yoksulluk, çalma çırpma varken, milletin kafası çalışıp, gözü açılırsa, nasıl kandıracaklar. Allahtan kapanmış, o enstitüler. Bugün olsa, al başına bela. Oysa günümüzde, siyaset rahat . Sadece iktidar için değil. Hadi orada büyük olanaklar var diyelim. Bizim muhalafet de bir acayip. Gırgır bir tarzları var. Vatandaş Ali Osman nasıl muhalafet yaparsa bunlarda aynısı. Ali Osman ne yapacak? Derdini konuşarak, stresini atacak. Bizim muhalafet de aynı. Onlar da konuşuyor. Hep aynı isimler. Şu Gezi Parkı eyleminin onda biri kadar ses getiren, yüzde biri kadar yaratıcı bir iş çıkaramadan, anlatıyorlar.


***

Ne anlattıklarını yazmayım, çok sıkılıyor insan çünkü. Kafalar hiç değişmiyor, kişilere odaklı işletim sistemleri. Futbol da aynı. Siyaset gibi. Birini sevdik mi? Ölümüne gidiyoruz. Atatürk'e kadar gider işin sonu. Gazi, bu ayarsızlığı gördüğü için, hep ülkeyi bir sisteme, yazılı belgeye ve yasal düzenlemelerle ilişkilendirmeye çalışmış. Hayatta olduğu sürece de başarmış aslında. Sonra, o imkansızlıklarla, cehaletin ve parasızlığın getirdiği gösteriş hastalığıyla bugünlere gelmişiz.

Tek suçlu bizi yöneteneler değil elbette. Bu topraklarda yaşayan insanların eğitimsiz ve akılcılıktan uzak kalmaları elbette emperyalizmin işine gelmiş. Çünkü, Türk isyan etmez, biraz da koyun gibi durur ama; ok yaydan çıkınca da önünü alamazssın. Yoksa, tarih boyu o kadar çok devleti neden kuralım; aynı zamanda da yıkalım. Bu yıkma kısmı, kimsenin sahip çıkmadığı bir tarz. Çünkü, tüm devletlerimizi kendimiz yıkmamışız.

***

Osmanlı'yı biz mi yıktık? Ama köy enstitülerini biz kapattık. Futbol liglerini, neden böyle okyanus çöplüğüne çevirdik. Mantık aynı çünkü, para az. Eğitim seviyesi düşük insanlar çok. Gösterişe bayılıyoruz. Anlık, yıllık işlerle dumanaltı takılıyoruz. Siyasette aynı şey vardı. Azcık düzeldi. Yoksa, 40 yıl boyunca, bir adam gide gele, ihtilallere rağmen başbakan olabilir mi? Aynı gariplik futbolda da var. Az parayla, güya dünyayla yarış yapıyoruz.

Bir Fatih Terim yetiştirmişiz. Utanmasak, sutopu milli takımının başına da onu getireceğiz. Başka yol yok. Üç kuruşla, beş yıldızlı otel düğünü yapmaya çalışınca bu kadar olur. En tipik örnekse, buyur sana Fenerbahçe. Ziko, Aykut, Ersun. Her gelen yeni bir sistem denemek zorunda mı?

Evet. Çünkü, böyle şişirme oyuncularla, başarısızlık gelince; yapılacak tek açıklama var: Yeni bir oyun anlayışı denedik ama olmadı. Olmazsa, o zaman Aykut geri gelsin. Yok gelmesin, Ziko boşta diyorlar. O da olmasın, Daum bu işi çözer. Bence en iyisi, biraz daha bekleyelim. Alex, üç beş yıla futbolu bırakır. O gelsin. 35 yaşındaki Kuyt bir takımın en hırslı oyuncusu olursa, o ülkede asla yeni Fatih Terim'ler çıkmaz. Kafayı imparatordan, saraydan çıkarıp Galata'ya uzanalım. Sorun yok ama arada Yoğurtçu Parkı'nın oralarda Kocaman ve beyefendi bir adam var.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA