Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Kolpa!

19 Nisan 2013 Cuma 07:45

Fazıl Say nasıl biridir; çoğumuz tanımayız. Ancak yaptığı işi galiba biraz güzel yapar gibi. Hani meslek sahibi desek doğru olur.


Çünkü, bir işin, meslek olabilmesi çok kolay bir durum değildir. Mesela, postacılık meslektir.

Dünyanın her hangi bir yerine gidip, o işe başvurduğunda, seni kabul edebiliyorlarsa, mesleğin vardır demektir. Bu çok saygı duyulacak bir yetenektir.

Gazetecilik, yazarlık yaparken, meslek sahibi olman çok kolay olmaz. En azından bir yabancı dili çok iyi bilmen gerekir ki; her yerde bu işi yapabilesin.

Siyasetçilik asla bir meslek değildir ama en özverili; en yüce iştir.Bir çok meslek sahibinin kaderini, kendi asıl mesleğini yapmayan, bu fedakarmemleket sevdalıları belirler. Daha nasıl yağ çekeyim ama!

Gazeteci, siyasetçi ve sanatçı arasında, en evrensel olan meslek sahibi ise, çok yazık ki sanatçıdır. Ve kaderi mesleksizlerin elindedir. Mesleksiz işçilerin, bireysel olarak ise sadece iki adet dudağı vardır. Bir gazeteci ve bir siyasetçininse, toplamda dört dudağı olur. İşte sanatçı, bu altlı üstlü dört dudak arasında; gider, gider gelir. Bazen gazetecinin diline değer, bazen de siyasetçinin.

***

Bir sanatçı için en tehlikeli an; ikişer dudak arasında kalmaktır. Ne taraftan, hangisi ısıracak, hangisi öpecek belli olmaz çünkü. Meslek sahibi sanatçı, dört dudak  tarafından aynı anda ısırılırsa sonuç dört duvardır.

Eğer dört dudak tarafında öpülürse de; hurilerle veya kurabiyelerle, aynalı bir saltanat sürer. Genelde, bu ülke dışında sesi soluğu çıkmayan, öpücüklü sanatçılar işini iyi bilir. Çünkü mesleksizdirler.

Dört dudağın öpücüğüne mazhar olamamış, evrensel meslek sahibi sanatçı ise isyankardır. Bunlar genellikle ısırıklıdırlar. Isırıkları bedenlerine işkence veya zihinlerine üzüntü desenleriyle, mesleksizler tarafından çizilebilir. Ancak ilerici ve evrenseldirler.

Fazıl Say için; düştüğü seviyeye üzülen, "Allah Mahkemeye Karışıyor mu" diye başlık atan adamın kapsama alanı; en fazla iki dudaklı diğer iş sahibi mesleksiz kadardır.

***

Evrensel adamsa, mesleğine devam eder. Ve şunu asla söyleyemez; "sen nereden biliyorsun Allah'ın mahkemeye karışmadığını." Diyemez çünkü bunun için laik bir atmosfer gerekir. Din ve vicdan özgürlüğü ise laikliğin sadece bir boyutudur.

Dini istek ve inanç sahibi özgür olduğu için; Allah mahkemelere karışıyor mu diye yazı yazabilir.

O yazıdan, Allah vardır ve mahkemelere karışmamaktadır anlamı çıkar. Laiklik ise tersini yazabilmek özgürlüğüdür.

Yani, bir adam da çıkıp; "Allah bence mahkemelere karışmıştır, davaya bakan hakimin kararını etkilemiştir" yazabilirse, o zaman laiklik ve özgürlükten bahsedebiliriz.

Bunu yazan adama, "lan şerefsiz sen milletin inançlarıyla dalga geçemezsin" dediğimiz anda, o yer laik falan olmaz. O yüzden Türkiye'nin laik olması çok önemlidir.

***

Yoksa dini inançlar ve ibadetler özgürce yerine getiriliyor diyeher toprak parçası laik olmaz. Öyle olsa Arabistan yarım adası da laik olurdu. Orada da ibadet için her türlü özgürlük var.

Olmayan, inançları zayıf veya hiç olmayanlara tanınan haklar. Fazıl Say veya John Lord ikisi de aynı kaderi paylaşırlar. Birileri altın bileziği, bir yere takmış. Kol mu; kafa mı belli değil? Bir yerde bir kolpalık var da; neresi tam bilemedim.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA