Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Koltuk Savaşları

08 Temmuz 2014 Salı 10:40

 Normal bir insan için, son derece olağan bir iş; cumhurbaşkanlığı seçimi. Küçümsemek için söylemiyorum, bunu. Eğer bir devletsen, bu da onun bir gereği. Diğer seçimler de öyle. Ülkeyi yönetecek birisini belirleyeceğiz.
Hani ülke;bağımsız kendi kararlarını kendisi alan, yeraltı, yer üstü zenginliklerinin yönetiminde, özgür durumda olsa, heyecanlanılır.
Bırakalım yeraltı ve yerüstünü, yerin altındaki ve üstündeki insanın kaderini bile belirleyemiyoruz. Üsttekiler biber gazıyla, kurşunla, alttakilerse göçükte göçüp gider haldeler. Bir tek siyasiler yerinde.
Devletin kurumlarına kadar, depremlerden çıkamıyoruz. Devlet var; bir de derin devlet var. O, olmadıysa, paralel devlet var.
Keloğlan masalları gibi, başı kıçı belli değil. Nasıl oluyor bu devletin kendi kendine takoz olması? Çok açık, uluslararası istihbarat örgütleri, çatır çatır senin devletinin içine çöreklenmişse, gayet güzel olur bu işler. Cesareti olan çıkıp söylesin, CIA desin; bak o gün ne oluyor. Yer mi? Yemez. Çünkü, sen bağımsız bir ülke değilsin. Tek başına zaten, eğer bir süper güç değilsen, olamazsın da. Onu bırak önemli devletlerle bir “birlik” içinde değilsen yine olmaz.
Türkiye’de aynen öyle bir durumda. Tek başına, esmeye gürlemeye çalışıyor. Dünya lideri olacam diye. Atıp tutuyoruz. Aslında yanlış yazdım, atıp tutmuyoruz. Yıllardır böyle atış yapan siyasetçilere, alkış tutuyoruz.
Sorgulama yok, düşünme yok, bilgi hiç yok. Allah var; kader var. Uyu da büyü ninnisi gibi. Çekirdek gibi din alınıp satılıyor ülkede. Sadece şöyle bir bakış var çoğunlukta, Ben ülkeyi yöneten adamı seviyor muyum? Seviyor muyum, derken de ölçü şu; “O bana ne kadar benziyor”.
Eğer lider, bize benziyorsa, hiç sorun yok. Atsın, tutsun anasını satayım. İsterse alıp, satsın; olmadı çalsın, sorun yok. Sana ne lan kafası bu cehalet yığınlarının ki.
Şu andaki durum sanki ilk kez oluyor. Gidin Isparta’ya bakın Şevket Demirel kim? Abisi kim? Abisi, yıllarca “ben köylüyüm, ben çobanım” edebiyatı yapmış bir başbakan. Bir ailede birisi çobanlıktan başbakanlığa yükselebilir elbette. Ancak, abin başbakan oldu diye sen de trilyoner olmak zorunda değilsin.
Özal’a bakalım, oğlu çok genç bir yaşta Kanal 6 isimli, ulusal televiyon kanalının nasıl sahibi olmuş. O yıllarda özel televizyon kanalı 5 tane bile değildi. Allah falan vermez o kadar parayı. Madikle nanikle götürürsün, başka yolu yok. Tüm, olağanüstülüklerin arkasındaki siyasiler ve darbeci özel veya askeri diktatörleri gördük. Bu insanların hepsi de seçilerek ülkenin başına geldi. Ya sandıkla, yada deniz aşırı seçilerek geldiler. Fakat istisnasız hepsi de ABD, onaylı. Üstelik saklı gizli de değil. Askere gitmeden, aile büyüklerini ziyaret eden gençler gibi.
İktidara gelmeden, mutlaka bir Washington’a uğradılar.
Şu an yine bir seçim var. Bir aday; başbakan, diğeri de Ekmelettin Bey. Başbakanın aday olması çok şaşırtıcı olmadı. Diğer aday ilginç. Bir gün uyandık, hop diye karşımıza çıktı. Kendisine herşeyi soruyorlar. Dinci mi; Kemalist mi?  Mesela Karl Marks’ sı soran yok. Carlos Menem denen, zibidiyi soran yok. Carlos Menem, ülkesinin başına geçip, dikta yapabilmek için dinini bile değiştirebilmiş, önemli bir adam. Pancho Villa’yı soran yok.
O da tarihte, Mexikadan Amerikan sınırını geçip, ABD’yi işgal etmiş tarihteki tek devrim lideridir.
Mesela, kız- erkek aynı evde yaşayabilir mi, mesela, ramazan geldi diye benim vergilerimle kurulan TRT’de sürekli abuk sabuk, gaipten hikayeler, cennet cehennem, masalları anlatan, adamlarla doldurulmak zorunda mı?
Diğer dinlerin hakkı yok mu? Kürtlerden başka, özgürce milliyetçiliklerini haykırabilmek; Türkler dahil veya başklaları için deserbest olacak mı?Ekmel Bey’e sorulamıyor.
Hani bu ülke mozaik ya. Alt kimlik, üst kimlik, dolduruşları bitecek mi?
Hepsini geçelim. Bir insan, kendisine “Ekmelettin Abi; abim benim, biz Devlet’le konuştuk, senin Cumhurbaşkanı uygun gördük” deyince, insan şaşırmaz mı? Siz hiç Ekmelettin Bey’de en ufak bir şaşırma belirtisi gördünüz mü? Yok. Dahası, vallahi bu teklifi alınca çok şaşırdım, eşime sordum gibilerden, bir şey dedi mi? Yok.
“Bizi kucaklayacak”, diye bir seçim propagandası yapan mantık içinse susuyorum. Herkes için geçmiş olsun. Biz en iyisi işimize bakalım. Çalsın sazlar, vallahi içten söylüyorum, oynasın kızlar. Canımıza yetti bu koltuk savaşları artık.
 


 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA