Leyla Liman Oruç / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Leyla Liman Oruç / Yazar

KOMŞUMUZ BORÇ BATAĞINDA AMA GAY ADAMLARI MUTLU!

01 Temmuz 2015 Çarşamba 13:40

Enerjisine aşık olduğum güzel İstanbul, sensiz de olmuyor seninle de olmuyor. Kaçtım senden. Bir an geliyor ki ruhunun ağırlığını taşıyamıyor insan. Metropol hastalığı koydum adını. Salgın halde bu aralar.

İnsan kalabalığı, trafik uzun menzilli silahlardan çıkan kurşunlar gibi kanatıyor insanın ruhunu. Şiddetle herkese tavsiyem ninenizin köyü dahi olsa telefonunuzu kapatın ve biraz uzaklaşın karmaşadan. Tebdili mekanda ferahlık vardır diye boşuna söylememiş atalarımız. Ben artık atalarımızı dinliyorum. Her şeyi tüketebilir insan. Tüketmemesi gereken en önemli şey ‘’saygı’’. Saygının bittiği yerde mutsuzluk artarak çoğalıyor. Bodrumda güzel bir mekanda güzel müzikler eşliğinde yemek yerken başlayan ezan irkilmeme neden oldu..

Ezan okunurken müziklerin bangır bangır devam etmesi beni çok ama çok rahatsız etti. Neden biz değerlerimize Marşımıza, Ezanımıza saygı duymuyoruz? Kim ne düşünürse düşünsün. İşlerine gelirse kardeşim. Avrupalılar burunlarından kıl aldırmıyor ama. Ben ezan okunurken müziklerin susmasını, ramazan dahi olsa Beyoğlu’ndaki masaların özgür bırakılmasını isteyenlerdenim.

Sadakat duygusu ve inancımızın kuvvetli sevabın ve günahın kişinin kendisine bırakılması taraftarıyım. Ne demiş atalarımız " İmanın ve paranın kimde olduğunu bilemezsiniz." Artık insanların 1. önceliği ruh sağlıklarını korumak oldu. Sizce? Malumunuz Yunanistan ele güne muhtaç bir halde.. Ekonomisinin bu kadar bozuk olduğu bir dönemde sosyal hayatlarındaki değişimleri merak ettim.

Mykonos da bazı insanlara sordum. Ekonomik koşullarınız çok moral bozucu siz hangi harcamalarınızı kontrol altına aldınız? Bizde lüx sayılan ekstra sayılan eğlence hayatlarında kısıtlama yaptıklarını düşünerek sormuştum oysaki. Aldığım cevap ’’Biz eğlencemizden ödün veremeyiz. Verdiğimiz an bittik demektir’’. Düşündüm çok doğru. Hakikaten şu Avrupalı ne yaparsa doğru yapıyor. İnsanca yaşam için onların yolunu izlersek nasıl olur? Syros da Saat 20:00 civarı gündüz trafiğe açık olan yolun kapatılması dikkatimizi çekti. Arkasından hızlı bir şekilde caddenin masa dolduğunu görünce vay be(!) dedik.

Bizim Beyoğlu’nda da böyle hummalı bir masa trafiği vardı. Fark burada insanları mutlu etmek için, eğlendirmek için, moral depolamaları için masalar dışarı çıkarılıyordu. Enteresan bir uyum içinde insanlar moral depoluyorlardı. Ya Beyoğlu’nda? Türkiye’de ki sosyal eğlence kültürünü, derin kebapçı kültürüne gömüyor gibiyiz. Ne dersiniz? Bu güzel ülkemizde neyi paylaşamıyoruz Allah aşkına? Gavur denen o insanların topraklarına bağlılıklarını, birbirlerine saygısını, uyum içinde yaşamalarını gördüğümde hep gözlerim dolar.

Birçoğumuzun hala anlamakta güçlük çektiği çarpık ilişkiler, bizde ve Avrupalılarda nasıl yaşanıyor bir de onu merak ettik. Malumunuz Mykanos gay clupleri ile ünlü bir Yunan adası. Kafamıza koymuştuk yerinde görecektik bu ortamı.

Dar sokaklardaki gay cluplerden birine ilişti gözümüz. Kapıda çok yakışıklı adamların olması şaşırtmadı bizi. Cesaretimizi toplayıp önce kafamızı, sonra ayağımızı uzattık içeri. O da ne? Yutkunmakta güçlük çektim. Çam yarması boyutunda, bir o kadarda yakışıklı iki gay öpüşüyordu. Önce şaşkınlığımızı kontrol altına almakta zorlanmadık dersem yalan olur. Sonra birkaçı ile sohbet ettik. Bize tercihimizi sordular. Söyledik. O halde yanlış yerde olduğumuzu ama bizden de hoşlandıklarını belirttiler.Norveçli yakışıklı kaptan bizi çok şaşırttı!. Detayları kardeşim Hülyada..

İzlenimimiz, insanlar son derece saygılı,herkes durması gereken yeri iyi biliyor. En önemlisi herkes mutlu. Kıskandık hem de çok.Tabii ki mutlu insanları kıskandık. Düşündüm, Bu tarz ilişkilere karşı tavrımız ne olmalı ?Türkiye de neden böyle değil?Kabullenmeliyiz bazı gerçekleri.Avrupalı öyle yapmış.Herkesin özeli kendine derim ben. Adam içi boşaltılmış teneke gibi dolaşıyorsa egosu tavan yapmış benim sinirlerimi zıplatıyorsa yürüsün gitsin…

Gay ama yürekli, egodan uzak, dost canlısı.. Buyursun gelsin soframıza. Yasaklar her zaman tehlikeli olmadı mı yaşamda? Nasıl ki çocukluğumuzda konan yasaklar büyük yaralar açtıysa yaşamlarımızda… Gelin dozunu ayarlamayı öğrenelim. Daha da geç olmadan… Bugünlerde bazı siyasilerin çıkıp “Komşumuz Yunanistan’ın borçlarını Türkiye ödeyebilir. Yunan halkının sempatisini kazanırız” Gibi yaptıkları açıklamalara ben tepkiliyim.Dünya’nın en şapşal ülkesi biz miyiz ? Kendi insanlarımız aç yaşamaya çalışırken dış politikamızın yanlışları yüzünden komşu manyağı olduk çıktık!

Mutlu Kalın

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA