Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Koruma Kurulları vebal altında

26 Ocak 2014 Pazar 12:38

İstanbul, bütün dünyanın en seçkin beş şehrinden birisidir.

Lakin bu güzelim şehrin tarihi de doğası da hızla yok ediliyor.

Osmanlı Devleti zamanında bile binalar belli bir plana ve şarta göre yapılırken; modern planlama çağı olan günümüzde, İstanbul; villacı müteahhitler ve AVM’ci işbitiriciler tarafından paramparça ediliyor.

Bütün bu yağmacı yapılaşmaya karşı, bilimi ve planlamayı temsil eden iki yasal kurum var:

Birincisi büyükşehir belediyesi…

İkincisi ise Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi; siyasi baskı altındadır. Elindeki şehrin planlanmasına ilişkin yetkisi bile alınıp Şehircilik Bakanlığı’na devredilmiştir.

Olmayacak yerlere bina yaptırmak isteyen siyasi güç; imar planlarını değiştirmeyi kendi eline geçirince; İstanbul’un:

*Sur içindeki tarihsel alanları…

*Yasa gereği halkın malı olan güzelim sahil bandı…

*Tarihi yol ve meydanları…

*Ormanlık alanları (Şile’den Saray’a kadar bütün İstanbul ormanları)

*Su havzaları

Yapılaşmaya açıldı… Dev makineler buraları paramparça ediyor; büyük kamyonlarla taşınan topraklar yüzünden tabiatın şekli bile değiştiriliyor. Yol üstlerine bile gökdelenler konduruluyor.

Bütün buna karşı direnmesi gereken temel makam, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu denilen İstanbul’daki üç kuruldur.

Burada çalışanlar; şehircilik, tarih, doğa konusunda uzman olan teknisyen ve akademisyenlerdir.

Ama bu yetmiyor.

Bu kurullarda çalışan uzmanların aynı zamanda kente karşı sarsılmaz bir sorumluluk duygularının olması gerekiyor. Bunların bilimsel ölçüyü, siyasi ölçüden üstün tutmaları gerekiyor.

Peki 2014 yılında durum böyle mi?

Ne yazık ki hayır…

Bu kurullarda çalışanlar; Ankara’dan gelen işaretlere; hatta hatırlı müteahhitlerin taleplerine göre; yanlış da olsa inşaat izni verebiliyorlar.

Şimdi onlara soruyorum: Ataköy’ün tam kumsalına yapılmakta olan o dev otele hangi bilimsel ölçüye göre izin verdiniz? Buna vicdanınız sızlamadı mı?

Size bir daha soruyorum: Bab-ı Âli’nin arka kapısına kondurulan o devasa mağaranın (Marmaray bağlantı tüneli) iznini verirken tarih bilinciniz ve sorumluluğunuz uykuya mı dalmıştı?

Bab-ı Ali, yani bugünkü İstanbul Valiliği makamı; hemen hemen 500 sene Osmanlı Devleti’nin gerçek idare merkezi olmuştur. Padişah’ın tam yetkisini kullanan Veziriazam (Sadrıazam) devleti buradan yönetmiştir.

Gördüm ki İstanbul’un bu çok önemli mekanının arka kapısı (Cağaloğlu tarafı) o vahşi tünel ile tamamen battal edilmiş. Bab-ı Ali’nin ufku karartılmış. Tünel olmamış tam bir ucube olmuş…

Orada bulunan tarihi mescid de yıkılmış. Yerine berbat  çinilerle bezenmiş tas gibi mescid  kondurulmuş. Tam bir modern gecekondu görüntüsünde… İçini de en adisinden naylon halıyla kaplamışlar…

O eski ahşap mescidin sade güzelliği nerede, bu ciyak ciyak bağıran beton mescidinki nerede?

 Buranın böyle kazılmasına, yıkılmasına, ufkunun kirletilmesine, tarihin gömülmesine şu Koruma Kurulu hangi vicdanla izin verdi?

Birileri diyecektir: “Ne yani Marmaray’a bağlantı yapılmasın mı?”

Yapılsın ama böyle mi yapılmalıydı? Buraya mı yapılmalıydı?

İstanbul’a baktıkça içim yanıyor. Her taraf iğrenç beton yığınlarıyla dolduruluyor. Boğaz’a bile beton kuleler dikiliyor. Yaratılan müthiş rant duygusuyla parası olan İstanbul’a koşuyor.

Yollar yetmiyor. Havası yetmiyor. Yakında suyu da yetmez olacak….

Güzelim İstanbul’u modern bir  çöle çeviren rantçılar, hiç mi vicdanınız sızlamıyor; söyleyin hiç mi sızlamıyor vicdanınız?

Bu şehri fetheden, ona “Kutlu Şehir” adını veren, ormanlarından bir dal bile kestirmeyen; Haliç boylarını mesire alanlarıyla süsleyen atalarımızın elleri iki yakanızdadır. Bu dünyada olmazsa öbür dünyada bunun hesabını vereceksiniz.

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA