Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Laik laik geliyorlar!

29 Nisan 2016 Cuma 10:15

 

 

Yasa dışı yollarla; devletten beslenen; cahil zenginlerin en büyük korkusu, malı kaybetmektir. Ama asla Allah korkusu olamaz. Yoksa, çalmazlar. 
Kısa sürede çalarak, asarak, keserek, gerekirse kendi halkını öldürerek zengin olmaya hiç cesaret edemezler. 

Bırak bizim yerli palavracıları; her yer aynı. Eset veya Esat, Seddam veya Saddam, Stalin veya Kenan; alayı katildir ve din ve korku alıp satarak bunu işlerini yapmışlardır
Rus çarları, Alman’ı İngilizi hep aynıdır. Din alıp satmadan, halkı kalka öldürtemezsin. Ermenileri Rus ordusuna katıp 550.000 Türk’ü öldürten kafa da aynıydı. Yine din aldı korku sattı. Neyseki; bizimkiler cehalet sebebiyle bunları bilmediklerinden, ağızlarını açamaz. Dahası soykırım özürü dileyecek kadar da eziktirler nedense? Çünkü, eziklikten aşağılık komplexinden, laikliği anlamaya vakitleri olamayacak kadar boşlar.
Yavuz Sultan Selim ile Fatih Sultan Mehmet asla aynı olmaz; diyemediğin bir ükede; laiklik anayasada kalır, beyne geçemez.
Ama gerici kadını eve tıkıp, gençliği korkutarak, geçmişindeki karalıkları bile Atatürk’le temizlemeye çalışır. Bilinsin istemediği için aklı ve zekayı; dinle, etnik kökenle, mezheple sarar sarmalar, kitlesel katliamları. Füze düştü diye utanmayan devletin televizyonuna, laiklik ne yapacak. İnsan gerici olunca?
Başka türlü, kendi cinayetlerine haklılık kazandıramaz, bilir namussuzlar.
Kafayı bu coğrafyaya gömmek elbette, dar bir değerlendirme getirir zihinlere. Özgürlüğü seyahat edebilme sanan adama, sen laiklik veya aklın hükümdarlığını gösteremesin
Laiklik olduğunda, hukuk olacağı için, sistemin pislik bulaştırma ve korku salma özelliği kilitlenir. Diyanet sorgulanır, imamların kültür düzeyi ölçülür.

O zaman sabahtan akşama kadar camide, kimin neyin şak şakçılığı yapıldığı anlaşılır. Hekes ölümü tadacaktır diye yazmak kadar. Çalmak veya çalmamak sorugulaması gerektiği ortaya çıkar. Shekespare ve “olup olmamak” gibi oyun olmaz o zaman, ülkede.

Laik olabilseler, zaten çalma, yalan ve cinayet, çocuk tecavüzünün; günah dahil ayıbını bile ağızlarına alamaz, alçaklar
Anayasada olması veya olmaması komik bir tartışmadır laikliğin
Basit, fonksiyonellikten uzak ve çok afedersiniz Türk tipi, CHP’li korkak vekillerin vakit geçireceği, “0” ayarında boş bir gündem. Özgürlüksüzce.
Özgürlük içsel olur ve eğitimle insan benliğine yerleşirse; kitlesel olarak, yoksul insanların, kendilerinden daha aptal, cahil namussuz birine, sadece zengin ve güçlü diye tapmaları mümkün olmaz.
O bana ekmek veriyor diyen kafa; hakim alıyorum vey alamıyorum demeye başlar.
Büyük zavallı halk kültürlerinin, yıllar yılı kaldırılmaları din ve ahiret rezervasyonlarıyla mümkün olabilmektedir. Korku pazarlanamaz ise sömürü asla olmaz.

Para bu, cahil ve katiller için, din yoluyla korunabilecek en büyük güvencedir. Laikliğin adı bile ürkünçtür bu yüzden.

Toplumu acımadan öldürenlerin, zehileyenlerin  en büyük korkuları;ise fakirlerin eğitimli ve bilgili olup akıl yürütmeleridir. Radyasyonlu çayı, paket paket halkına satan katil adam askerdir. Fakat bizler bir gün ona isyan edemeyiz. Aklımızdan geçse de edemeyiz. İşte laiklik bu noktada anayasal açıdan önemlidir. Yoksa, konulmalı veye varsa güvence altına alınmalıdır. Eğer öyle olursa benim sesim çıkar. Özgürleşirim yani.

Aklın önüne ise geçebilecek en büyük korku, günümüzde mistik işkencedir. Çünkü, insan bunu kendi kendine , mışıl mışıl yapar.

Mistik korkuyu atlatamayan, insan zaten özgürlükle ilişki kuramaz.

Kimi sevip sevmeyeceğine, ahlak ile karar verdiğini sanan, yobaz da aynıdır.
Korku yüzünden sevemez veya sevişmeyi aklına getiremez. Alır; verir. İyi alır kötü verir. Onu bedensel yaptığı sanarken; ruhunu satmayı öğrenir. Hurdalaştığını sanmaya başlar, dokundukça veya zihninden sorguladıkça. 
Günah arar, düşüncelerini büzüştürsün diye yanan bedenlerindeki biyolojik arzular için. O yüzden ona buna sürekli sorular sorar. Bunu aştığı anda, kafası dumandan arınır adeta. Ve kendinden korkar
Batı engisizyonunda içime şeytan girdi diye, beni mezara gömmeyin orası da kirlenir diyen, manyak,çok çıkmıştır. 
Bu yüzden, bazılarını önce gömmüşler sonra çıkarıp yakmışlardır. 
İşte, bu salaklıklar son bulursa veya devletin kendi organlarınca yapılmazsa, krallar için tehlike başlar, her çağda ve her anda. Kiliselerin ne ürettiği sorgulanamaz mesela.

zaman hak arayışı başlar çünkü. Oranı belirleyen laikliğin içselleşmesidir en başta.

"Hak Arayışı", bir din tüccar,ı bir cunta, bir namussuz için; "Hak Anlayışı'ndan çok daha tehlikelidir. 

Hak anlayışını, eskiden çok tanrı vardı bak şimdi bir tane veya öleceksin veya yanacaksın, cennet geliyor veya şehitlik veya ermişlikle ve diğer yüceleşme veya kutsanmalarla şekillendirebilirler. Burada bir sorun anayasal olarak elbette akla bile gelmez.
Akıl harekete geçemeyecektir; bireysel olarak durup dururken geçmez
Özgürlüğü bir hak sanan aptala, ihtiyaç olduğunu anlamazsın. 
“Göster bana özgürlüğü” diyene. İnançların hangisinde, “görme gürüşme veya kanıt var diyemezsin.  “Ben bu şartarda senin inancına saygı duyarken sen de benim aklımdan geçeni dinle kardeşim diyemezsin; eğer laiklik olmazsa. Çünkü hukuk olmadığı için seni yok edecektir yobaz.
Laiklikse bu düşünme ve inançların korunması sürecin koruma kalkanıdır. 
Sorgulamayı öğretir, yobazı ürkütür. Garipliğin asla kader olmadığını anlamaya yarar
Çünkü din ve devleti ayırır. İnançlara özgürlük verir. 
Cahil fakat devlet gücünü eline geçiren gericinin, kabusudur laiklik
İstese de istemese de öyledir. Çünkü, korku cehaleti besler ve her an tecavüz eder; giderse bile çok uzak kalmadan hemen geri gelir. Birda aha yüklenir akla, defalarca. “Bir kereden; sadece bir kere olmaz”. Anayasayı bir kez delen Özal’dı; onunla fantastik oynaşmaları yapansa sonrakiler oldu.

Akılla fantastik tecavüz yapacaklar ne zaman gelidiye beklemek insanı kemirir normalde. Fakirliğe;para veya refah getirmek yerine, ahiret masalları anlatılarak, usul usul gelir; karanlık.
Büyük paralarla satılmış kadrolarıyla gelir. Siyah arabalarıyla gelir. Kara gözlükleri, takıları, saplantıları ve kanlarını kinlerine bana bana gelir.

Bir tanesi çıkıp şunu soramaz ve sordurmaz:

Allah kendi derdine insanlığa anlatamıyor mu? Neden siz araya girip hikayeleştiriyorsunuz
Bunu bile sorgulasa halk, anlar; bu alçaklar aslında birer basit din tüccarı. 
Bir tane Kuran var ve çok karmaşık olmadığı belli. Çünkü tanrı onu zor anlaşılsın diye yazmaz.Çünkü zor anlaşırsa, kimse dinle uğraşmaz. Laiklik bunları düşündürür ve şimdilik yazdırır insana.

Akıl ; sen beni şehit etmeyi bırak, ölümleri önlediyecektir. O zaman iş bozulur. O yüzden, darbeli, darbesiz, toplu topsuz, keser biçer öldürür, insanlık insanlığı acımadan.

Oyüzden laiklikten çok korkar, süper güçler
Hak arayan insan, bir de bizim ülkedeki gibi zengin ve görgüsüz yarmalardan daha bilgili ve akıl yürütebilecek olursa. Sistem tıkanır.
Dua ile bayramla, yalanselam verirken, o aptal- mikroplu beyinler; korkuları hep aydınlanma ve akıldır. Seri halde resmi cinayet işleyen maşaların, o leş kokan elleri ,sonunda mutlaka ateşi görür ve yanarlar. Bu da benim inancım ve kanıtlayamam.  Sen görürsün veya görmezsin. Ölmeden kaldığın sürece, sorun çoktur, mal mal seyretmeye devam edersen; hayatı.

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA