Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Mardin kapı şen ola

30 Ocak 2014 Perşembe 12:12

 

Türkiye’de bir çok yer var. Adeta doğal bir film stüdyosu. Bir tanesi Trabzon. Oradaki stüdyo; mekanlardan çok insan odaklı. Eğer, sağlam bir Hollywwood yapımcısına anlatılabilse, o bölgenin insan yaşam ve ilişkilerini, sonuç sinema adına çok farklı olur. Hani; yöresel olarak her yerde turşu veya reçel yapılır ya evlerde. Trabzon’da da böyle ev yapımı üretimler vardır. Vardır da reçel turşu değil daha çok; metal özellikte oluyor. Patent veya izin yok ama; el emeği göz nuru diyelim ona. 
Bu konu bile biraz abartılı işlense, sinema açısından sansasyon olur. Ancak, biz bunu hazmedemeyiz. Vay Türk düşmanları dedik mi; yer yerinden oynar. Oysa hepimizin eşi dostu var orada, kişisel olarak, oralarda insanların makine üretimine bireysel yatkınlığı bir gerçektir. Biliriz de bunu birisi film yapıp anlatsa, çok sinirleniriz. Sanki iftira atıyormuşlar veya çok şaşırmış numaraları yaparız. Gerçi, yabancı sinemacılar da kendi ülkelerini yüceltmek adına, bayılırlar başka ülkeleri aşağılamaya. Tarihin en salak filmlerinden biridir  “Gece Yarısı Expresi”. 
---
Film Malta’da çekilmiştir. Türk hapishanelerini anlatır. Yapılan işkenceleri gösterir. Biz buna çıldırırız. Oysa o dönemler daha da beterdir hapishanelerimiz. Hapishaneyi geçelim. Karakollarda işkenceler yapılmaktadır. Bunu bizden iyi bilen de olmaz. Ancak elin oğlu film yapıp, roman yazınca, burnundan getiririz. Ben tepki vermeyelim demiyorum ama çok sahte de olmayalım artık. Başka yörelerimiz de var doğal  stüdyo havasında. Örneğin, Safranbolu. Orada çekilecek korku filmi kadar ilginç bir şey olamaz. Çünkü korku filmlerinde en zor olanı filmin içine girebilmektir. Yoksa, ürkme veya heyecan gelmez izleyiciye. İnsanı kesme veya parçalama iğrençliğine başvurmadan korku filmi çekmek zordur. Bunun için algıyı karıştırmayacak, orman veya sıradan bir ev içi gibi mekanlar kullanılabilir. Oysa bir yerde Avrupa ve Amerika’da kesinlikle algıda hiç bir iz bırakmamış bir mekandır Safranbolu. O yüzden de senariste geniş bir konu zenginliği ve denenmemiş korku hikayeleri yazma imkanı sunabilir. 
---
Aynı şekilde, yönetmen içinde çok farklı teknikler kullanılması söz konusu olabilir. Sadece internetteki Safranbolu fotoğraflarıyla bu konu, drama okulunda bitirme tezi olmuştur. Bir başka yöremiz daha var o da Mardin. İnsanı, yaşam biçimi esnafıyla, bence bir film değil kendi başına bir festival şehri. Ama aynı zorluk burası için de geçerli. Yabancı filmcilere bu söylediklerimi anlatmak çok ama çok zor. 
Bir Gezi Parkı olayı oldu. Adamlara, Kadıköy’le, Taksim’in alakasız yerler olduğunu ikna edemedik. Dangıl dungul otel rezervasyonlarını iptal ettiler... Şu an bile bir çok yerde, Türkiye’nin doğu kısmında gece gündüz savaş oluyor sanıyorlar. Ama  Mardin’i sinemacılara anlatmaya kararlıyım. 
Olayı sosyal medyadan yayabilirsek, çok yol almış oluruz ama neyi nasıl anlatacağız. Şimdi elime bir fırsat geçti. Mardin için “şöyle yapılmalı, böyle olmalı” derken. “Buyur o zaman haber yap dediler” ve devanımı ben de bilmiyorum. Şu an ne kafamda uçuk kaçık hayaller var. Nicole Kidman’la başrolde ne dizilerim var da; buraya yazamam. Oturduğum yerden; Mardin de Mardin diye güzel konuşuyordum. Sıra işi yapmaya gelince, azcık telaşlandım. Yönetime “Anjin” oldum desem o da olmaz. Mardin kapı şen ola; le le le, diyorum; gerisi Allah kerim.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA