Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Maşa Kızı, Başbakanlık ve Atlantik Ötesi

01 Mayıs 2014 Perşembe 14:55

“Devlet içindeki yapılaşmayı bilmem ama, eğitim kurumlarında ve medyadakio iğrenç yapılanmalardan çok çektim” diyor, bana gelen mektup. Bu ülkede, ne zaman devletin içinde bir çıkar şebekesi olsa, bundan ilk önce normal vatandaş zarar görür. Çünkü, insanlar devletteki oluşumu çözmek isterken, o vicdansızlar, ülkenin diğer kurumlarına çöküyorlar. Ancak, sade vatandaşın ne çok parası, ne de çok arkası olmaz. Kanıtlayamaz herşeyi. Yaşar, acı çeker ve sürünür çoğu zaman. Böyle olunca, çıkar çeteleri paralel, üçgen, derin veya başka bir şey; ne olursa olsun işin ucu hep kocaman ve kodamanlara değmedikçe, olay açığa çıkamaz.
Zaten, bugünkü devlet içindeki yapılanmayı çözmekte zorlanılmasının en önemli sebebi, budur. Bir de; bu yasa dışı yapılanmalarla ilgili bir “yazılı belge veya önemli yerlerde insan aramakla” çözüme ulaşılması yöntemi vardır. Asıl hata odur. Çünkü, paralel olsun veya olmasın; tüm devleti, hükümeti, şirketleri, eğitim kurumlarını çevreleyen bu şebekeleşmede, asıl önemli görevler, ara elemanlardadır. Yani, şebekenin piyonları veya kişilik problemi olan maşalarıdır, odak noktası. Bunu, bir eğitim kurumunda, baskı altında yıllarını geçirip; sabırla bu zavallı hainlerin şımarıklık ve acımasızlılarını yaşamayan biri anlayamaz” diyor, buraya yazıdıklarımı anlatan kişinin mektubu.
“Beni oradan uzaklaştırmayı kafalarına koymuşlardı. Çünkü, eğitim kurumunu yavaş yavaş bir sirke çevirmeye başlamışlardı. Öğrenciler dahil olmak üzere, düzensizlik ve kendilerine yapılan saygısızlıkları, herkes sesli dile getiriyordu. Ama koskoca okulda, bu kepazelikleri tüm yönetime ulaştırmama rağmen, kimse tınmadı.
Çünkü, devleti çok küçümsediler, adaleti ve emniyeti ellerine geçirdiklerinden eminlerdi. 17 Aralık sebebiyle tüm dikkatler, başka yerdeyken, bir üniversitedeki, çıkarların kardeşliği kimin umurunda olabilirdi.Nasıl olsa benim bunu kanıtlayacak gücüm olamazdı.
Oysa herşey çok açıktı.  Hocaların  okula geliş ve gidiş saatlerini belgelemek için imza defteri konulmuştu. Ama okula gelmediği tespit edilenlerin;Atlantik Ötesi Güç’lerle olan bağlantıları sebebiyle, olay hemen kapanmış ve işe geliş gidişlerde imza atılması uygulamasına son verilmişti.
Öyle olunca da benim gibi birini de o kurumdan yollamak için başka yol bulmaları gerekiyordu. Çünkü, pisliklerin kurduğu yapıyı az da olsa bozma ihtimalim vardı.
Önce, Pensilivanya’ya yakınlıklarını çok iyi bildiğim hoca görünümlü, çakma eğitimcilerle ilgili, şikayette bulundum. Bir tanesi sınavlarda, cep telefonuyla bol bol konuşuyordu. O yetmediği zaman da sınav anında öğrencileri kendi haline bırakıyor. Onlarda rahat rahat huzur içinde kopya çekmeye devam ediyorlardı.
Dekanlığa, okuldaki bu kepazeliğin dışarıda adı duyulmasın diye, basit bir mail attım. Ama tık yok. Dokunamıyorlardı, bu “kardeş” e.
Başka, Pensilivanya’lılarda vardı. Okulun resmi internet sitesinde, bu adamın girdiği ders yazıyordu. Adam bir profesör. Yani sen; o derse gelirken erkek bir profesörden eğitim alacağını sanıyorsun. Okula kayıt paranı yatırdın, derse girdin. Ne Oldu? Hoca erkek değil kadın çıktı. Ayrıca, kadın; Profesör de değil Yrd.Doç. Burada sorun, derse girmeyen profesör ve onu koruyan üniversite dekanlığı değil. Sorun, başkasının yerine derse giren kişiliksiz kadındı. Asıl tehlike orada. Çünkü, bir insana sen neden böyle göz göre göre,  bir başkası adına derse girip, güce yakın durmaya çalışıyorsun denmez. Ama böyle kişiliksiz maşalar çok güzel kullanılırlar. Bundan daha başka nasıl bir sahtekarlık olacak. “Burası bir üniversite” diyor, ismini açıklamayan mektup.
Ben bu pislikleri, sahte para basarken mi yakalayacağım?
İlgili tüm yöneticilere iletmeme rağmen kimse dokunmıyor, bu Atlantik Ötesi’nden gelen güce diye devam ediyor mektup.
Üniversitede yönetim artık tamamen saçmalmaya başlamıştı.
Sınav anında onlarca insanın önünde,öğrenciye küfür eden hocaya kadar vardı aramızda. Daha önceki yıllarda derse girip, sınavlara giren öğrencinin bulunamayan belgelerine kadar ne ararsan vardı. Aynı anda, 2 ayrı sınıfta derse girmeyi başaran, öğrenci, girmediği derse giriyor gibi yapan hoca, sabahtan akşama kadar evlilik ve yemek programları izleyen yönetici,70 yaşında, insanı tehdit etmekten utanmayan eski bir rektör. Tam gaz gidiyorduk.
Devleti bilmem ama üniversite içindeki iğrenç yapılanmayı bile anlatırken çok karışık geliyor insana. Belge bulmaya kalksan yok. Çünkü, böyle resmi kurumlarda, yazılı olarak yapılırsa suç olacak işleri,bu maşalara yaptırıyorlar. Yazısız çizisiz. Kişiliksiz insan bulmak bu yapılanmanın en temel noktası çünkü.
İnsanlar kendilerine bu yolla büyük çıkarlar geleceğine inanıyorlar. Yoksa, daha doçent bile olmamış bir kadın, neden utanmadan sıkılmadan, profesör bir erkek adına derse girer. Bunun adı bilerek kullanılmak ve kişisel çıkar sağlama beklentisidir.
Burada bu “maşa kızı”nın görevi; aslında diğer üst yöneticilerinden daha önemliydir. Çünkü, öğrenci veya diğer hocalara; angarya veya yasa dışı bir iş yapılacağı zaman bu zavallı kız devreye giriyordu. Böylece de ortada ne bir belge ne de bir şikayet bulunabiliyordu. Görünürde, hem öğrenciler hemde diğer akademisyenler, kendilerinden istenen, kanunsuz veya uygunsuz işleri, isteyerek yapıyorlardı. Bu maşanın asıl görevi de buydu zaten.
Eğer bir güçlere tapınma ortaya çıkarsa, anında yalan söyleyebiliyordu “maşa kızı”; ben öyle demedim veya bilmiyorum, gibi.
Diğer üniversite bölüm başkanlıkları dekanlık makamında oturanlar ise tamamen olaydan bağımsız görünüyor. Oysa, asıl pisliği yöneten onlar ama kanıtlanamıyordum. En sıkışık durumda, maşayı atıyorlardı araya, o işi çözüyordu.
Tüm bu sahtekarlıklar ve insanlara bu üniversitede yapılan baskıları kanıtlamanın bir yolunu bulmam gerkiyordu. Aynı zamanda, bu şebeke gibi birbirine zincirleme bağlantıyı da en azından az biraz çözmüşken. Ve çok sıkışmıştım, çünkü beni çalıştığım üniversiteden göndermek için, bu yapılanma tüm gücüyle çalışıyordu.
Neyseki sonunda, dar görüşlü ve bağnaz sandıkları ve benimle sorunları olabileceklerini düşündükleri, erkekten erkek, merten daha sağlam kişilikli türbanlı arkadaşları seçtiler kurban olarak. Ondan sonra zaten artık gerisini çözmek ve bu kepazeliği ortaya çıkarmak için yalnız olmadığımı anladım. “Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık, Siyasala Partileri, Emniyeti ve diğer kurumlarıyla, henüz ayaktaydı ve beklemediğim kadar sade vatandaşın arkasındaydı. O zaman daha da cesaretlendim ve bu rezilliği açıkça anlatmaya karar veridim”. Böyle devam ediyor bu mektubu bana ulaştıran isim.
Yarın; Evlerinden özel olarak telefonla aranıp, bu pis yapılanmayı açığa çıkaracak kişinin aleyhinde; dilekçe yazmaları istenen öğrenciler.Onlara yapılan baskıların sonucunda, gelen tehdit ve Başbakanlık...
 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA