Burcu Özenç / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Burcu Özenç / Yazar

Maşallah dediğim üç güne çıkmadı;

25 Mayıs 2016 Çarşamba 17:08

Bazen hayal kırıklığına uğrarsın. İşte seninle aramızdaki en derin fark bu: “Ben her zaman uğrarım”. Seçtiğim yol daima, kesilmemesi gereken o kırmızı kablodur.  Kesersin ve bomba patlar. Hatta bazen öyle bombalar patlatırım ki, bunu sadece ben başarabilirim.

Yapamayacağım ne kadar iş varsa hepsine balıklama atlar, 2 ay tüm bilincimle olaya sarılır, sonra bir anda o aydınlanmayı yaşar ve vazgeçerim. Hayatım hep o iki ay sürecinde devam eder. Giriş ve gelişme tamam, sonrası yok. Sonuca bir türlü erişemiyoruz.

Fakat, bu defa kendi rekorumu kırdım. Girişi ve gelişmesi rüya gibi olup, uyanması nasıl kabus oldu hiç anlamadım. Balık baştan kokmuş aslında ama ben gripsem demek ki, kokuyu alamamışım. İmkansız durumları, normal karşılama huyumda varmış. Ben ilk başta güzel görmüşüm. İyi ve değerli hissetmişim. Tabi sonuç hüsran. “Sev seni seveni hâk ile yeksan ise, sevme seni sevmeyeni Mısır'a sultan ise”. Buradan çıkan sonuçta; iyi düşünelim iyi olsun’ u çürüttü de neyse. Kişisel gelişimi alnının çatısından vurmak istemeyiz. (Şahsen ben çok isterim de, kişisel gelişemeyenler için bir köşe açıp orada tartışalım bu konuyu.)

Gerçi benim genel yaşamım bu şekilde ilerliyor. Mesela; şimdiye kadar girdiğim bütün iş yerleri kapandı, en şanslı olanı ismini değiştirdi ya da başkasına satıldı. Kararsız kaldığımda seçtiğim, hep yanlış olandı. Ve ben neye tamam desem, son buldu. Şuraya yüz tane durumsal koyun, en gidersizini seçerim. Maşallah dediğim 3 güne çıkmadı anlayacağınız. İmkansızı başarma güdüsü mü dersiniz, başarısızlık merdivenlerini koşarak tırmanmak mı, bilmiyorum. Halbuki ne kadar da inanıyorum en başta kendime.. Egosuz, sükunetle ve derin iç huzuruyla yaşamaya.  İnsanoğlu çabuk alışıyor. Öyle illa ki rahata filan değil, imkansıza bile. Bir dön, bir bak dimi kendine, iyi kötü bir tarihim var. Ders almasını da bilmiyorum. İçgüdülerimin tersine tersine hareket etsem, sorunum kalmaz aslında. Bende ki karmada ters işliyor demek ki, ne diye zorluyorsam. Sürekli zamanlama hatası veriyorum. Kilitledim sonunda kendimi. Resetlemek bile istemiyorum. Hak ettim gerçi ben bunu. Hem Murathan Mungan ne demiş “yalnız bir opera” şiirinde;

Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını 
Takvim tutmazlığını 
Aramızda bir düşman gibi duran zamanı..

Benim sana erken senin bana geç kaldığını..

 

Dile dökülmeyenin tenhalığında, kaçırılan bakışlarda, gündeliğin başı boş ayrıntılarında 
Zaman zaman geri tepip duruyordu yaşanan. 
Ve elbet üzerinde durulmuyordu. 

 

Yaz basıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs. 

 

Filan. Daha ne desin adam. Şiirin tümünden bir hayat hikayesi çıkıyor. İçinden atalım aşkı, atalım ilişkiyi. Geriye kalan benim hayat dersim. Bir türlü bitmek bilmeyen "dersim". Her işe, kendime olan şahane güvenimle başlar, gelişme bölümünde havlu atarım. Zaten bu kadar gereksiz özgüven, bir benden bir de doktorlardan çıkarda neyse. Çekim yasasına inanıyoruz. Halatlarla bağlandık bekliyoruz. Daha okuyacağımız çok kitap, alacağımız çok dersler var. "Kınamıyoruz, yaşıyoruz".

 

Müridi olmayan bir şeyh gibi duygularım. Yine de liderlik taslamaktan vazgeçemiyor.

Sevgiyle kalın.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA