Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Merve ve Aslı

08 Nisan 2013 Pazartesi 00:01

Benim cebimdeki parayla, ödediğim vergiyle; belediye bünyesinde sanat yapılırsa ben de kıllanırım. Kıllanma özgürlüğümü de kimseye vermeyim mümkünse. Şu anda övünmek gibi olmasın İstanbul Şehir Tiyatroları’ndaki oyunların tamamını, eksiksiz olarak izlemiş durumdayım. Oyunların dekorları, harikanın da ötesinde. Oyuncular ise yemin ederim, müthiş. Tapası geliyor insanın. Sadece iki oyun var. Anamdan emdiğimi burnumdan getirdi. Birinci oyun, bir boş konuşma şampiyonu; “Perşembe’nin Hanımları”.Kelimelerime bile yazık ederim yorum yaparsam. Diğer oyun ise seyirciye azap değil; “sen bir geri zekalısın” anlamına gelen bir rezillik; ismi “Oyun”. Konuşmalar bile yok desem doğrudur. Ne var, dersen; git ve gör. Ama bana da sayıp sövme!
Yarım yarım cümleleri 20 oyuncu rastgele sırayla, okuyor; okuyor okuyor.
Pür dikkat dinliyorsun. Aynı cümle belki her bir oyuncu tarafından 30 kez tekrarlanıyor. Ve oyun bitiyor. Her bir oyuncuyu, bir pencerenin içine sokmuşlar. Birisi ışıkları açıp kapatıyor. Hangi pencerede ışık yanarsa, oradaki sanatkar, bir cümle söylüyor. İki cümle peş peşe hiçbir anlam ifade etmiyor. Bitti. E, ne oldu? Bitiyor işte. “Yuh” ama yuhun yuhu. Çok cesaretleri varsa bir araştırma yapsın ve sorsunlar, seyirci ne diyor bununla ilgili. Hadi açılmışken bir daha söyleyim; Vişne Bahçesi adlı eserin bir an önce gösterimden kaldırılması da artık şart olmuş. Akmıyor, gitmiyor. Fosil.Bizim Nasrettin Hoca bile daha çekici. Diyeceksin ki neden daraldın?Sebebi şu. Dışarda elinde oyun yazmış ama okutacak kimseyi bulamayan. Kamu görevlisi ukalaların aşağılamalarından yılmış, yüzlerce yazar var. Belediyenin kapısından içeri girip görüşme yapıp; oyunlarını anlatacak bir Allah’ın kulunu bulamıyorlar. Varsa söylesinler kim miş o kul? Yok çünkü. Dahası, Tiyatro’ya gitmeyen insanların kafasında, bu iş, orta öğrenim yılları kalmış. Çoğu en son; o zaman ayak basmış tiyatroya. O yüzden hala sıkıcı oyunların çok olduğunu düşünüyorlar. Bir grup daha var. Onlarda terbiyesiz sanat severler. Bir tanesi de benim Merve ve onun kuzeni Aslı. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin dibinde yaşıyorlar. Oyuna gidicem diyorum. Aynı gün, “iyi o zaman bize de iki bilet kap” diyorlar; Sexi Camişler. Anlatmaya çalışıyorum; “aynı gün oyunlara bilet her zaman olmaz”. Biletler en erken 15 gün önce internete düşer. Kıçınızı kaldırıp siteye girin üye olun da güzel koltuklardan seyredin bari. Çünkü, bu kızların dokusal zenginlikleri, kaba etlerinde konuşlanmış. Biz o biletleri gece yarısı satışa çıktığı an girip alıyoruz. Salonlarda yer olmuyor çoğu zaman. Bir yuh da benim Nişantaşı Camişleri’me.
Muhsin Ertuğrul, bence ülkenin en şık ve konforlu sahnesi. Bizim çıtır çekirdekler, daha yerini bile bilmiyor. Evleri ise 100 metre dibinde. İnşallah Muhsin Hoca rüyalarına çıplak girer de akılları başlarına gelir. Sanatın ön sevişmesine bile tahammülsüz insan kalabalığı olmasa keşke. Ancak, oyunları da birileri güncellesin yalvarırım. Sanat manat diye; kimsenin uçuk mastürbasyonlarının parasını da biz vermesek diyorum. Diyorum da kime diyorum?

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA