Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Mısır'a medeniyet götürmek

22 Temmuz 2013 Pazartesi 07:16

İnsanlık, ilkel hayat tarzından bugünkü aşamaya gelinceye kadar çok acılar çekti. Irmaklar gibi kanlar aktı.


Yönetici konumdakilerin, yönetenleri köle olarak kullandığı sisteme karşı her zaman mücadele oldu.

İslam düzeni de işte bu amaçla ortaya çıktı. Bu sistemin yaratıcısı olan Hz. Muhammet; daha adil bir dünya yaratmak peşindeydi. O günkü, köleler ve efendiler düzenine, "Ey insanoğlu hepiniz kardeşsiniz!" diyerek meydan okudu. İyi bilmeliyiz ki; efendisi ile köleyi kardeş gösteren Hz. Muhammet, sadece bir dinsel tebliğci değil, büyük bir devrimcidir.

O; zalim Muaviye'nin babası olan sömürgen Ebu Süfyan'ın  temsil ettiği köleci düzeni devirdiği için büyük devrimciler arasında yerini almıştır.

İslam dünyası, devrimci Muhammet gerçeğini gizlediği için gerilemiştir.

DOĞU-BATI

Toplumların kendi içinde oluşan efendi-köle çatışması zamanla İsam Dünyası ile Hıristiyan Dünyası arasındaki çatışmalarda görüldü. 16. Yüzyıl'dan sonra İslam dünyası dediğimiz Doğu; Batı tarafından hızla sömürgeleştirildi.

Bunun en büyük sebebi bilimsel alandaki değişmedir. İslam dünyasının başındakiler, halkı cahil bırakınca kolay yöneteceklerini anlamışlardı. Bu yüzden bilimi, dinin karşıtı gibi gösterip terk ettiler. Batı'da yani Hıristiyan âleminde ise dinsel dogmalar (bilimdışı ve akıldışı köleleştirici kurallar) terk edildi. Kiliseler bile araştırma merkezlerine çevrildi. Teknolojide üstünlüğü ele geçiren Batı; Doğu'ya karşı yola çıktı.

NAPOLYON ÖRNEĞİ

Avrupa merkezli sömürgecilik;  Doğu'yu yağmalama seferlerine çok yaldızlı bir gerekçe de bulmuştu: Doğuya medeniyet götürmek.

Onlara göre medeni Avrupa; vahşi Doğu'ya girmeli; oraları ele geçirmeli, kendi teknolojisini oraya taşımalı; kaynakları işlemeliydi. Böylece oralar uygarlaşabilirdi.

Elbette bunu da ancak ordu gücüyle yapabilirdi. Öyleyse toplu tüfekli donanmalar yola çıkmalıydı.

Öyle de oldu. Afrika'nın güneyinden dolanarak Hindistan'a hatta  Çin'e kadar uzandılar.

Fransız İmparatoru Napolyon, 1798'de Osmanlı Devleti'nin toprağı olan  Mısır'ı istila ederken; buraya medeniyet götürdüğünü söylüyordu. Fransız kamuoyu ve düşünürleri de böyle söylüyorlardı. 

Daha çarpıcısı da var: Ünlü düşünür ve siyaset bilimci Karl Marks gazete yazılarında; İngiltere'nin Hindistan'ı işgal etmesini; buralara medeniyet götürme  gibi değerlendirebiliyordu.

YA BUGÜN

Aradan geçen 300 yıla karşın; İslam dünyasının Batı karşısındaki durumunda düzelme olmadı. Sadece; Türkiye'de, 1919-1922 arasında yürütülen bir direniş Batı sömürgeciliğini sarsabilmişti. Bunun yarattığı etkiyle 2. dünya Savaşı sonrasında oluşan devletler; özünde Batı'nın sömürgesi olmaya devam ediyor.

Mısır'da bugün yaşananlar ile Napolyon'un 215 sene önce yaptığı arasında hiçbir fark yoktur. O gün sömürgeleştirmenin adı "medeniyet götürme" idi şimdi bu oldu "demokrasi götürme" Mısır darbesinin anlamı budur...

Pakistan, Afganistan, Suriye, Irak, Kuzey Afrika  aynı durumdadır.

Ya Türkiye?

1453'ten beri kamuoyunu "Anneciğim Türkler geliyor!" diye korkutan Batı dünyası, Türk düşmanlığını yayarak ayakta durdu. Üniversitelerini bile Türk karşıtlığı taşıyan sembollerle süsleyen Batı Hıristiyanlığı, Türkiye'yi asla rahat bırakmaz. Başta dindar bir başbakan değil de laik bir başbakan da olsa sonuç değişmez. "Irak'ta Kürt devleti kurulmasını savaş sebebi sayarım!" diyen dönemin başbakanı Bülent Ecevit'in yapay bir ekonomik krizle nasıl devrildiğini hatırlasanıza...

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA