Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

''Mobbing ve Yargı''

30 Mart 2014 Pazar 10:52

Başına her iş gelen mutlaka bunu yazılı bir belgeyle kanıtlamak zorunda mı? Değil elbette, özellikle iş yerlerinde, amirler tarafından yapılan aşağılama ve psikolojik yıldırma diye bir tarz var. Mobbing
Yırtınsan belgesi yok. Ama, tüm yıpranmışlığına rahmen, mobbing konusunda, dünyaya örnek olmuş kararlara imza atmışız.Yargının gerçekten gururudur bu. Genelde bizim yasalar, insanı devlete veya kuruma karşı korumak yerine, devletçi bir kafayla hazırlanmıştır. Ama, bir insana yapılan, çağın en büyük insanlık suçlarından, psikolojik baskı ve yıldırmaya karşı durum, çok farklı.
Şimdi bir üniversite düşünün. Ve onun çok saygın değil; hala en saygın ve en büyük bütçeli bir bir kurumdan; gelen “profesör” bir de yöneticisi olsun.
Böyle bir kurumda, mobbing yapabilmeye cesaret edilebilir mi?

 Dekan, ders yapan hocayı, odasına çağırıyor. '' Mütevelli heyet başkanı sizi derslerdeki görevinizden aldı'' diyor. Başkan telefonla bu emri veriyor dekanın ilettiğine göre. Hoca derse giriyor. Dekan on dakika sonra, yine hocayı odasına çağrıyor. Başkan sizi görevden almaktan vazgeçti diyor. Başkan hocayı, hiç tanımaz. Hoca, at sineğinden farksız, olmuştur artık öğrencinin gözünde.
telefonla gelen emirle dersten alınıyor,,,hooop bir geri geliyor.
Sınıftaki öğrenci de gülüyor bunlara.
Allahtan; bunları; telefonla gelen emirle yapan, şahsiyetli bir dekan var.
Psikolojik baskı bununla da bitmiyor. Acıdır ki tek belge, telefon konuşmaları.Veya bunu anlatan, manyak. Veya dekan ruh hastası.
Kim bilir, mütevveli heyet başkanıının, durumdan hiç haberi bile yoktur
Mobbing nasıl gerçekleşiyor
1- Bir çalışan, dekanlığa bir dilekçe veriyor. Orada çalışan idari görevi olan memur arkadaş, diyor ki; hocam dilekçeniz çok uzun oluyor. Biraz kısaltın. Normalde, bir görevli bunu söyler mi? Bırakın görevliyi, ölü yıkayan adam bile bunu söylemez. Neden bu çok büyük bir anayasal suç teşkil eder.

2-Ama o memurun amiri olan dekan, bu insana böyle derse, o da bunu size iletir.
Eğer aptalın biriysen, o memur arkadaşla tartışır veya davalalık olursun.
Farkındaysanız, bu işi asıl tezgahlayan dekan ortada yoktur. Korkak olduğu için, yazılı bir metin de koyamaz ortaya. Bilir çünkü, dilekçe bir haktır.
Bundan sonra dilekçeler kısa olacak diyemez kimse
Kanıt yok belge yok.
Aynı dekan odasına, derse girmiş iki türbanlı öğrenciyi çağırıp, derslerde propaganda yapılıyor mu ? Bunun peşine düşerse ve yanına da bir iki hoca alarak, çocukları dersten çıkartıp, 30 dakika sorgulasa ne olur?
Propaganda yaptığında şikayetçi oldukları hoca da tam karşılarında otursun. Çocuklar da insançlı ve cesur olsun. Ne derlerde desinler duymazdan gelir  sayın dekan.
3-Sonunda olayla hiç igisi olmayan başka birine; öğrenciler bana sözlü olarak ifade verdi diye, inceleme başlatırsa, bunun adı mobbing dir. Ve önemli bir suçtur.
4- Daha sonra, bir öğrenciye şuraya “danışmanım olan hoca hatalı iş yaptı diye dilekçe yaz da senin, aslında yapılmayacak bir ders kaydını yapalım” denirse ne olur? Eğer öğrenci kişilikliyse duvara toslarlar.
5- Bütün bunlar, ve başlatılan psikolojik yıldırma ve baskı neden olmuştur?
Bir hoca,  derste, Mehmet’e Memoş; Fatma’ya Fatoş demesi gibi, “Fettoş” kelimesini zikretmiştir. Burada elbette akla gelen Fettullah Bey’dir. Acaba adamın bundan haberi olsa ne derdi. Bence, güler geçerdi.
 Bunu bile açıkça söyleyemeyecek, bir ünivesite yöneticisi ve yandakileri, kime bildirmek gerekiyor. Şimdi, Başbakan bağırıyor çağırıyor: Paralel Devlet diye. Olsa ne olur olmasa ne olur? Adamlar buralardan, yalayıp yutma yarışına girişmişse. Fettuhlah Bey ne yapsın ? Masum vatandaş, bana mobbing yapıldı diye yargıya güvenmek zorunda. Ancak, gerçekten böyle bir yapı varsa, Türkiye denen, film çoktan  bitmiş demektir çoktan. Neyse ki? Henüz çıldırmadan, bunun önüne geçilebilecek bir aşamadayız.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA