Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mucize Türk!
18 Mart 2013 Pazartesi 12:49

Mucize Türk!

Erbakan Malkoç, ilkokul mezunu bir çırakken, kişiye özel araç konusunda Avrupa'nın bir numarası oldu

GÜNEŞ Gazetesi'nden Aydın Türkmen, çıraklıktan dünya çapında bir şirketin sahipliğine yükselen Erbakan Malkoç'un hikayesini yazdı... İşte o yazı:


Hani film gibi başarı hikayeleri vardır ya... Bazen "kıskançlıkla" dinler, bazen gurur duyar, "Vay be, helal olsun" dersin... İşte böyle bir hikayenin kahramanıyla tanıştım geçtiğimiz günlerde. Adı Erbakan Malkoç.. İstanbul Avcılar'da kurulan ve Almanya'dan Dubai'ye, Azerbaycan'dan İngiltere'ye, Rusya'dan Suudi Arabistan'a kadar pekçok ülkeye ihraç yapan Dizayn Tasarım Limited Şirketi'nin sahibi...

Ne mi yapıyorlar? Vallahi yerli otomobil tartışmalarının gündemde olduğu bir dönemde, "Eee kardeşim işte burada neredeyse işin tamamını yapan biri var" dedirtecek işler yapıyorlar... Kamyon kasası gibi gelen bir minibüsü, Rolls Roycelar'a Bentleyler'e taş çıkartacak VIP araçlara çeviriyorlar, bir Mercedes'i kesip, içinde aklınıza gelecek her detayın düşünüldüğü bir limuzine dönüştürüyorlar, bazen bir araç disko oluyor, bazen içinde tuvaleti, banyosu olan lüks bir karavan... Azerbaycan bakanları, dünya devi Gazprom'un sahibi, Dubai, Katar, BAE'nin petrol zengini prensleri, Avrupa'nın gözde zenginleri müşterisi… En son bir arap kralına özel otobüs yapmışlar, gözünüz kapalı içine girseniz, "Burası Çırağan mı?" dersiniz..

Giriş biraz abartılı gelebilir, onunla tanıştığım gün anlattıklarını dinlediğim de ben de öyle düşünmüştüm... "Abi araçlar konusunda artık hayal edebildiğiniz herşeyi yapabiliyoruz ve bunların tamamını 80 kişilik ekibimle el emeğiyle yapıyoruz" demişti. "Nasıl yani el emeği?" dediğimde de, "Aracın içindeki aklına gelebilecek herşeyi 4 bin metrekarelik 'tasarım ve uygulama' merkezimizde yapıyoruz. Kenar çıtaları, koltukları, kollukları, direksiyonu, vidaları... aklına gelebilecek herşeyi..." cevabını almıştım...

fabrika.jpg

SNEİJDER DA ONA YAPTIRDI

Türkiye'de çalışmadığı ünlü kalmamış... Bülent Ersoy'undan Ajda Pekkan'ına, Özdemir Sabancı'da Galatasaray'ın yıldızı Sneijder'a, Metin Şentürk'ten İbrahim, Tatlıses'e aklınıza gelebilecek pekçok isim... Peki ihracat? "Abi Arap ülkeleriyle yoğun bir ticari faaliyetimiz var... Bölgemizde de ciddi bir iş potansiyelimi var ama en önemlisi artık Avrupa'da tanınmış bir markayız... Dünyanın en önemli tuning şirketlerinden Alman MTM Klassen Dizayn ile çalışıyoruz. Benim burada tasarlayıp, yeni baştan yarattığım araçlar bugün o firmanın Cenevre Otomobil Fuarı'ndaki standında sergileniyor. (Not: Fuar bugün kapanıyor). Benim ismimle değil, 'Biz yaptık' diye sergiliyorlar. Bir Türk firması olarak ismimle değil ama ürünümle Cenevre Otomobil Fuarı gibi çok prestijli bir fuara girmiş durumdayım.  Düşünsene abi adamlar bana 30-40 bin Euro'luk araçları gönderiyor, ben burada kesiyorum, biçiyorum dört dörtlük bir VIP araç haline dönüştürdükten sonra 150 bin liralık faturayla geri gönderiyorum. Yani Alman'ın arabasını Alman'a 4 katı fiyatla geri satıyorum.."
"İyi de niye onların markası altında tanıtılıyor ki?"... Bu soru onun için en can sıkıcı soru olmuş hep.. "Hamdolsun yapıyoruz, ama neden bir Türk firması olarak o fuarda olmayalım... Ama işte" diyor ve susuyor. Anlıyorum ki Türkiye'deki pekçok girişimcinin sorunu olan bürokratik engeller onunda ayaklarında pranga..
Sohbetimiz bittiğinde beni pek ikna edemediğini düşünmüş olacak ki, "Abi ne anlatsam inandırıcı gelmez, gel fabrikada seni misafir edelim" dedi... Düşünmeden kabul ettim. Ne yalan söyleyeyim, abartı gelen yanlar olmuştu ve gidip gözlerimle görmeliydim...
Sabah erkenden Avcılar'daki şirket merkezindeydim, fabrika ise hemen çaprazındaymış zaten... İlk izlenimim çalışanlarıyla bir aile ortamı kurduğu oldu. Kahvaltı yaparken, Çin'den ditrübütörlük için gelen bir işadamı da masamızdaydı. Hangi aşamadalar bilmem ama eğer anlaşılırsa Türkiye'de bir Türk girişimcinin yeni baştan yarattığı lüks araçlar yakın bir zamanda Çin yollarında olacak...

1450 PARÇAYI KENDİ ÜRETİYOR


Sohbet sırasında yeni bilgiler de öğrendim... Tasarımlarının özgünlüğü konusunda yüzde 100 emin... Rusya, Almanya, Azerbaycan  gibi pekçok ülkede "tasarım tescil" ve patent başvurusu yapmış.. Avrupa'ya ihracatı 3-4 milyon Euro'luk bir rakama ulaşmış. Suudi Arabistan'da bölgedeki 7-8 ülkeyle çalışan büyük bir şirketle diströbütörlük anlaşması yapmış... "Artık neredeyse üretimimizin tamamını ihraç eder hale geldik, Almanlar benim tasarlayıp, yarattığım araçlara binmek için 3-4 ay beklemek zorunda kalıyor" dedi...
Kahvaltı sonrası birlikte fabrikaya yürüdük... Profesyonelce bir çalışma ortamı yaratılmış... Tamamı kalifiye 80 çalışanın ne işi yapacağı belli, bir düzen hemen göze çarpıyor.. Araçlara ekledikleri her parçanın kalıbını çıkartmışlar, kullandıkları malzemeler bu kalıplardan çıkıyor. Koltukların iskeleti, döşemesi.. İç kaplamalar... Elektronik devreler... "1450 kalem parçayı burada üretiyoruz" diyor... Tek tek saymadım ama gerçekten herşey burada üretiliyor.
Bandın en başında henüz boş bir minibüs var, en sonunda da son rötuşları yapılan VIP minibüs... İçine bindim, konforu da lüksü de gördüm. Açılır kapanır masalar, LCD TV, buzdolabı, bar, kahve makinesi, açılır tavan ne ararsan var... Üstelik hepsini kolluğunuzun arasındaki bir kumandayla yapabiliyorsunuz. Dahasını da yapmışlar.. İsterseniz cep telefonunuza yüklenen bir programla aracın tamamına hükmedebiliyorsunuz...
Ciddi bir başarı öyküsü gerçekten... "Diyeceksiniz ki; ee ne olacak babadan zengindir, kolejlerde okumuş, Amerika'da hem mühendislik hem işletme eğitimi almış, gelmiş burada iş kurmuş..." İşte bu filmlik hikayeyi Oscarlık yapan diğer yönüde bu tarafı...
Ardahan Göle'ye bağlı Dengeli Köyü'nde 11 çocuklu bir ailenin ferdi Erbakan Malkoç... Çiftçi bir baba ile ev hanımı bir anenin çocuğu. Üstelik sadece ilkokulu bitirme şansı olmuş. Daha önce İstanbul'da çalışmaya başlayan ağabeyinin yanına gittiğinde 11-12 yaşlarındaymış... "Bir altın bileziği olsun" diye biraz da otomobillere olan tutkusu yüzünden bir tamircinin yanına çırak olarak verilmiş. Yeşilyurt'taki bu tamirhane onun için okul olmuş, ama rahat da durmamış. Müşterilerin istemediği şeyleri yapmaya çalışırken çok dayak yemiş ustalarından... "Abi meraklıyım, torpidoyu karıştırıyorum, koltukları şöyle değiştirsem nasıl olur diyorum, öbür tarafa birşey takıyorum... Yani hep birşeyler yapmanın peşindeydim" diyor kendisi...
Başarılı da olmuş, "karıştırırken" işin püf noktalarını kapmış ve "patronluğa" adımını 92 yılında bir ortaklık teklifiyle atmış... Yeteneklerini büyütüp, çevresini genişlettikten sonra 97 yılında artık "aksesuar, dizayn" işlerinin aranan ustası olmuş ve kendi işini yapar hale gelmiş... Bugünkü işinin temellerini atan Erbakan Usta, 2009'da Avcılar'da açtığı yeni 'dükkanıyla' artık patron Erbakan olmuş...
Kendisi o günleri şöyle anlatıyor, "futbolcular, işadamları, sanatçılar araçlarını bana getiriyordu. 4x4'ler, Ferrariler, Porscheler kapımda sıra bekliyordu. Ama bu da benim için yeterli değildi, daha da büyüyüp, ihraç yapmayı hayal ediyordum..."

TİP BELGESİ ALIP, AVRUPA'YA AÇILDI


O günlerde hayatında bir kırılma daha olmuş Erbakan Malkoç'un... "Türkiye'de trafik araç muayenesinde TÜV standartları gelince benim iş riske girdi. Çünkü TÜV'den yaptığım araçlara onay alamıyordum. Ya kilit vuracaktım, ya da dünyada bu iş nasıl yapılıyorsa öyle yapacaktım. Avrupa'yı dolaşıp, yaptığım işlerle ilgili raporları, yönetmelikleri toplayıp bakanlığa başvurdum, 'Test edin beni, belgelendirin. Geçersem belgemi alırım, geçemezsem kapatırım' dedim... Ve çekme, çarpma gibi 19 ayrı testten onayları almayı başardım. 8.5 ay süren bürokratik işlemlerin ardından 'tip onay' belgesinin sahibi oldum. Böylece Avrupa'ya ve dolasıyla dünyaya ihraç yapabilmemin yolu açıldı. İşi Avrupa standartlarımda yaptığımı gösterir bu belgeyle araçlarda her türlü değişikliği yapıp, ruhsata işletme hakkı da elde ettim..."
Evet böyle.. İşte filmin sonuna geldik... Okuduklarınız ilkokul mezunu, çırak Erbakan'ın Alman devleriyle boy ölçüşür hale gelişinin hikayesi.. Avcılar'daki şirket merkezinden ayrılırken, Anadolu'da cin gibi nice Erbakanlar olduğunu düşündüm... Ve Patron Erbakan'ın onlar için ne kadar iyi bir rol model olduğunu... Hele bir de bariyerler kuran değil de destek olan, teşvik eden bürokrasi yanlarında olursa neler yapabileceklerini...
Son not; Erbakan Malkoç hep hayal etmiş ve bugüne kadar da hep başarmış.... "Abi son bir hayalim daha var ve alt yapısını da yüzde 95 hazırladım" diyor... Duyunca "Hadim canım" dedim... Ama şimdilik ne olduğu ben de sır, gerçekleştiğinde yeni bir hikayenin konusu olsun diye...

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA