Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Muhalifsen darbecisin

08 Haziran 2013 Cumartesi 12:15

Taksim'de başlayan eylem, Türkiye'yi yeni bir sürece sokmuş gibiÖ
Bir yanda; kişisel ve toplumsal özgürlüğünü savunmaya çalışan sivillerÖ
Bir yanda da bunları "darbeci" göstermeye çabalayan sivil askerler.
Evet, apoletli asker ortadan tamamen çekildi.
Doğrusu da buydu.
Halk, kimseye dayanmadan, kendi demokratik değerlerini savunacak önemli bir adım attı.
Bu demokratik değer, en başında yaşam hakkıdır.
Büyük şehirlerde yaşamı oluşturan en önemli katman da çevre katmanıdır.
Çevresini savunmayan insan; yaşama hakkını savunmayan insandır.
İşte benim sivil elbiseli asker dediğim tipler, bu hakkı savunanları bile darbeci, hatta terörist göstererek etkisizleştirmeye kalkışıyorlar.
Dün, göz attığım haber kanallarının yüzde 90'ında bu sivil elbiseli askerler konuşuyordu.
İstanbullunun Taksim'de kendi şehrini korumak için başlattığı eylemi, 28 Şubat'a hatta Adnan Menderes'e karşı yapılan gösterilere benzetiyorlardı.
Göstericiler bunlara göre darbeciydi.
Göstericiler  hükümeti eleştiriyorlar ya!
İşte bütün sorun bu!
Yandaş medyada kural çok kesin: Kim hükümeti eleştiriyorsa; hükümeti devirmek isteyen terör örgütünün üyesi sayılmalıdır. Ve bunların haklarından gelinmelidir.
Zaten; bu yönde işaretler de geliyor.
Göstericilerden gözaltına alınanlara sorulan sorular; onları darbeci/terörist gösterme gayretini açıkça ortaya koyuyor.
Televizyonların büyük bölümü holdinglerin elinde ya!
Holding sahiplerini boyunlarından yakalamışlarÖ Onlar da korkudan iktidarı üzecek hiçbir yayına izin vermiyorlar. Sadece bu kadar da değil.  Bu kanallara sivil askerleri doldurmuşlar; oradan milleti tehdit ettiriyorlar.
Yani; muhalefetin sesini duyuracağı bütün kapılar kapatılmış. Tek ses verme yolu olarak sokak  kalmış.  Bunlara karşı malum televizyonlarda söylenen sözlere bakın.
Şimdi soruyorum: Çevik Bir'in 1997'lerde yaptıkları ile iktidarın bazı yöneticilerinin yaptıkları arasında ne fark var?
İkisi de tehdit içermiyor mu?
"Ben sandıktan çıktım, istediğimi yaparım. Bana karşı gelen de darbecidir, teröristtir. Bunların hakkından gelmek için de polisimi, savcımı devreye sokarım."  Hemen hemen bu anlama gelmiyor mu Başbakan Erdoğan'ın söyledikleri?
Yani, kim ki hükümete karşı gelirse o darbecidir.
Şimdi şu önemli tespiti yapalım: Demokratik sistemler; iktidara karşı gelmenin yasal görüldüğü sistemlerdir.
Muhalefetin temel görevi de hükümeti  halk oyu ile düşürüp onun yerine gelmektir.
Böyle giderse; yani AKP oy kaybetmeye başlarsa, korkarım ki CHP'yi de MHP'yi de "Darbeci- terör örgütü" gibi göstermeye kalkabilirler.
Topsuz tüfeksiz göstericileri siz darbeci yapıp idam cezasına eş ceza ile susturmaya kalkışırsanız, muhalefete de aynı taktikle vurabilirsiniz.
İtiraz eden olursa da, "Ben sandıktan çıktım; ne yapsam doğrudur!" der, geçesiniz.
Bunun adına demokrasi değil, sivil diktatörlük denilir.
Ve ne yazık ki geri kalmış toplumlarda böyle olaylar çok görülmüştür.
Türkiye oraya doğru mu gidiyor?

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA