Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Muhteşem Süleyman, Mustafa'nın oğlunu da boğdurttu

14 Şubat 2014 Cuma 22:21

Muhteşem Süleyman diye göklere çıkartılan Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman;  tahtı uğruna oğlu Mustafa’ya tuzak kurdu, boğdurdu. Babasına güvenen bu genç şehzadeyi hem asker hem halk çok seviyordu. Ama padişah Roxolona diye bilinen Hurrem Sultan’ın isteklerine o kadar teslim olmuştu ki oğlunu cellatlara teslim ederken hiç de üzüntülü değildi.

Çünkü Şehzade Mustafa’yı öldürmek için dönemin en büyük din adamı sayılan Çorum İskilipli Şeyhülislam Ebussuud Efendi’den fetva istemişti. Daha önce de böyle kanlı kararlara imza atan Ebussuud da Mustafa’nın öldürülmesinin şeriata uygun olduğunu söylemişti.

1553 tarihinde Konya Ereğlisi’nde iken çadırına çağırdığı oğlunu boğduran muhteşem muhteşem bir iş daha yaptı. Gelin bu muhteşem işin ne olduğunu  o günlere giderek izleyelim. Çünkü o sıralarda Avusturya’nın İstanbul elçisi olan Ogier Ghiselin de Busbecg , olayları ayrıntıları ile yazmıştır.

 Şehzade Mustafa’nın bir oğlu vardı. Bu çocuk anası ile birlikte Bursa’ya sürülmüştü.  Hurrem Sultan, onu da kendi çocuklarının geleceği için tehlikeli görmekteydi. Roxolona, yine harekete geçti. Muhteşem Süleyman’a yatakta  akıl vermeye başladı. “Önemli olan saltanatın sonsuza kadar yaşamasıdır. Bizlerin hayatı hiç önemli değildir. Saltanatı tehdit eden kim var ise ortadan kaldırılmalıdır. Çünkü Osmanlı saltanatı dini ayakta tutan koruyucu güçtür. Bu saltanat giderse İslam dini de gider.” diyordu.

Sonunda sözü, saltanat için tehlike olan Sultan Mustafa’nın küçük oğluna getirdi. “Bu çocuk durursa halk onun arkasına takılır. Yeniçeriler de onu destekler; saltanat yıkılır ve böylece İslam dini büyük zarar görür. Bu yüzden o çocuğu da ortadan kaldırmak gerekir.”

Muhteşem Süleyman; karısının söylediklerini düşündü ve ona hak verdi. Ama nasıl olacaktı da bu çocuğu yok edeceklerdi.

Sonunda bunu hile ile yapmayı kararlaştırdılar. Bu iş için de paşalardan İbrahim Paşa’yı görevlendirdiler.

İbrahim Paşa, Bursa’ya gitti. Bir ev ayarladı. Sonra Şehzade’nin karısını buldu. Ona üzüntülerini iletti.  Padişah Süleyman’ın büyük üzüntü içinde olduğunu; şehzadenin eşine ve oğluna saygılarını sunmak için kendisini gönderdiğini söyledi. Böyle tatlı diller dökerek birkaç gün geçirdi. Bu arada da pek çok hediyeler vererek kadını kandırdı.

Havalar güzeldi. Paşa bir gün kadına, şehir dışına çıkarak hava alma teklifinde bulundu. Kendisine bir araba hazırlattığını  söyledi. Ama bu arabanın dingilini bir sarsıntıda kırılacak biçimde yaptırtmıştı.

O gün Şehzade Mustafa’nın dul eşi ve nedimleri arabada, oğlu ise İbrahim Paşa’nın terkisinde yola çıktılar. Atlı araba, bir taşa çarpınca dingil kırıldı, araba çöktü. Bunu uğursuzluk sayan kadın arabadan inip oğlunun peşi sıra koşmaya başladı. Ama paşa atı mahmuzlamış, çocuğu kaçırıp onu önceden tuttuğu eve getirmişti. Orada, çocuğa, “Sultan Süleyman senin saltanat ve İslam dini için  tehlike olduğunu ve idam edilmeni istiyor.” dedi.

Şehzadenin küçük oğlu, ne yapabilirdi ki.  Boynunu celladın ipine uzattı.

İbrahim Paşa çocuğu boğduktan sonra atına atladığı gibi Bursa’dan fırladı gitti.

İşte Osmanlı budur, saltanat budur…

Ne yazık ki “o saltanatın yeller eser şimdi yerinde…”

Var mı bir camiden başka o Muhteşem’den kalan?

Ya bu cinayetler? Ya sözde din adamı Şeyhülislam Ebussuud’un din adına, İslam adına verdiği katliam fetvaları? Binlerce, hatta on binlerce Türkmeni Kızılbaş diyerek katlettiren o kararları biliyor musunuz? Babası Yavuz Sultan Selim gibi oğlu Süleyman da Türk halkını kan deryasında boğdu. Bir gün onları da satır satır aktaracağım sizlere…

YORUMLAR
teminat
mehmet zeki ünüvar
alevi Turk devletin yegane teminati olmustur ve bu böyle devam edecektir. ne mutlu Türk üm diyene
19 Şubat 2014 Çarşamba 02:10
83.93.122.129
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA