Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Murat Bardakçı’nın cehaletine alkış…

31 Ağustos 2014 Pazar 17:41

Murat Bardakçı, Haber Türk’e postu serdi, oradan herkese “Cahiller!” diye fırça atıyor ya… Hazret-i Murat’a bir fırça da bizden.

Murat Bey, köşesinde cumhurbaşkanlığı forsumuzda bulunan Güneş konusuna girmiş.  Batılı ansiklopedilerde yer alan bilgileri aktararak malumatfuruşluk yaparken çok önemli bir gerçeğin üstünü de örtmüş. Önce onun yazısının özeti olan bir cümlesini görelim:

“Güneş sembolünün geçmişi çok eski asırlara, hattâ binlerce sene öncesine, tâââ eski Mezopotamya’ya, Sümer medeniyetine kadar uzanır!”

Buna bir diyeceğim yok. Fakat bilge Bardakçı, konuyu hep Mezopotomya ve Mısır kültürü ile sınırlamış; bunun Türk kültüründeki yerinden tek satır bile söz etmemiş veya edememiş.

GÖK TANRI SEMBOLÜ

Öncelikle altını çizelim: İnsanoğlu için hayat kaynağı olan Güneş’i bütün eski uygarlıklar bir biçimde sembolleştirmiştir. Türkler, Güneşi, Tanrı olarak kabul eden halklardan birisidir. Tarih’te Gök Tanrı diye adlandırdığımız Tanrı kavramı aslında Güneş ile sembolize edilmiştir.

Eski Türkler’de Güneş Gök Tanrı’yı, Ay ise yer altı tanrısını temsil etmiştir. Ay ve Güneş, ikisi birlikte evreni oluşturuyor kabul edilmiştir.

Benim yıllardır yazdığım bu gerçeği bilimsel olarak anlatan ve dayanaklarını ortaya koyan isim de Prof. Emel Esin’dir. Batı ve Doğu kaynaklarını çok derinlemesine bilen Prof. Esin’e göre Güneş ve Ay Türk devletlerinde egemenlik simgesi olarak kullanılmıştır.

Güneş ve Ay, Osmanlı Devleti zamanında da devlet arması olarak kapılarda, saraylarda, eşyalarda, süslemelerde, devlet nişanlarında kullanılmıştır. Büyük tarihçi Halil İnalcık da Güneş ve Ay’ın birlikte devlet sembolü olarak kullanıldığını yazmaktadır.

Bu armanın en açık örneği bugünkü İstanbul Valaliliği’nin (Eski Bab-ı Âli) Sarayı-ı Hümayun’a (Top Kapısı Sarayı) bakan kapısının kaşında bulunmaktadır.

Oraya bakanlar, sağ ve sol kaşlarda “GÜN-AY” sembolünü (Eski deyişle KÜN-AY) göreceklerdir.

 

YILDIZA DÖNÜŞTÜ

Kün-Ay sembolünün Doğu Türkistan’dan Anadolu’ya kadar uzanan serüvenini merak edenler, Prof Esin’in bu konudaki makalelerini incelesinler. Bay Bardakçı da mutlaka Emel Esin gibi bir deryayı tanımalı, okumalı ve okuyucularına ansiklopedilerden batı yandaşı siyasi içerikli bilgileri aktarmakla yetinmemelidir.

Güneş’e (Kün/Gün) gelince… Devlet armasındaki Güneş sembolü zamanla çok dallı yıldıza, sonra altı dallı yıldıza dönüşerek sadeleşmiş ve en son da beş dallı yıldız biçiminde bayrağımızda yer almıştır.

Yani Türk bayrağındaki ay eski Türklerdeki Ay Tengri’nin sembolüdür. Güneş ise yıldıza evrilerek Kün Tengri’yi temsil etmeye devam etmiştir.

Bazıları 6 dallı yıldıza Davut Yıldızı demektedir. Bu tamamen cehalettir. Ortadoğu’da da 6 dallı yıldız olmuştur ama bunu eski Türkler Güneş sembolü olarak kullanmışlardır.

Bu iddiamın temel dayanaklarından birisi Niksar’daki ilk Türk devleti Danişmendli Türklerinin mezarlığıdır. Buradaki mezarlarda 6 dallı yıldız en eski mezar taşlarında yer almaktaydı. Bunların resimlerini çektim ama bu taşların daha sonra yok edildiğini, sadece birisinin kurtarıldığını öğrendim.

Bu barbarlığı bir kıyıya bırakarak hatırlatalım ki orası bir Türk mezarlığıdır ve 1090’larda oluşmaya başlamıştır.

Bu konu ile ayrıntılı bilgiyi “Yabancı Kaynaklara Göre TÜRK KİMLİĞİ” isimli kitabımda verdim.

Sözün başına dönecek olursak:

Cumhurbaşkanlığı forsunun kalbinde bulunan Güneş sembolü, Mısır’dan veya Mezopotomya’dan değil Çin’in kuzeyinde MÖ 1. Yılda devlet kurmuş olan ve “Ön Türkler”den sayılan Chou’lardan gelmektedir. Sonraki Türkler de bunu devlet arması olarak kullanmışlar; paralarının üstüne de basmışlardır.  Yavuz’un sancağında bile bu devamlılığın işareti vardır.

Murat Bey eğer 19. Yüzyıl padişahlarının göğüslerinde taşıdıkları devlet armasına dikkat ederlerse bunun Güneş sembolü olduğunu görecektir.

Kuşa gelecek olursak… Bunu götürüp Mısır’a bağlamak yerine, atalarımızın inancını öğrense iyi olurdu. Eski Türkler öldüklerinde ruhlarının kuş olup göğe yükseldiğine inanırlardı. Yunus Emre’yi de işaret ederek geçtikten sonra şu mısra Osmanlılar döneminde de çok kullanılmıştır:

“Ruh-ı revanı irdi göklere hüma gibi”

Kuşların kutsal sayılması nedeniyle Türk ulularına yırtıcı kuş adları verilmiştir: Tuğrul, Sungur, Çağrı, Doğan, Şahin gibi…

Kuşların kutsallığına inanan Türk, onun ölmüş olan atalarından birisinin ruhunu taşıdığını düşünüyordu. Bu yüzden de kuşlar çok sevilir, korunurdu. Kuşlar için “kuş evleri” bile yapan atalarımız İslam öncesi inanışlarını bu yolla sürdürüyorlardı.

Murat kardeş! Osmanlı saltanatının son günleri ile uğraşmaya ayırdığın zamanının bir kısmını da şu milletin eski tarihini öğrenmeye ayır… Oku ki böyle Meydan-Larus âlimi havalarında milleti azarlamayı bırak.

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA