Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Müslümanların bitmeyen Kerbela’sı

03 Kasım 2014 Pazartesi 13:42

İslam tarihindeki en büyük kırılma noktalarından birisi, Kerbela katliamıdır.

10 Ekim 680 tarihindeki bu olay, Müslümanları ikiye ayırmış, ortaya Sünnilik ve Alevilik diye bildiğimiz iki ana akım ve toplum çıkmıştır.

Olayın arkasında, İslam toplumunun yöneticisi kim olacak sorunu bulunmaktadır. Yezit’in babası Muaviye’dir, onun babası ise Ebu Süfyan olup o da Hz. Muhammed’in en büyük düşmanı olarak tarihe geçmiştir. 

Muaviye 657 yılında Müslümanların yöneticisi olan Hz. Ali’ye isyan etmiş, Sıffın’da savaşmış; yenileceğini anlayınca Kuran sayfalarını mızrakların ucuna geçirterek Ali ordusuna doğru uzatmış; Ali ordusundaki Hariciler; “Kuran’a kılıç çekmeyiz.” demişler; böylece Muaviye kurtulmuştur. 661’de Ali şehit edilince Muaviye yeniden ordusunu harekete geçirmiş; halife seçilen Hasan’ın’dan (Ali’nin oğlu) iktidarı zorla almıştır. 680 yılında Muaviye ölünce yerine oğlu Yezit geçmiştir. Buna Ali’nin diğer oğlu Hüseyin baş eğmemiştir.  Bunun üzerine Yezit Hüseyin’i ve ailesini Kerbela bölgesinde katliama tabi tutmuştur.

Hüseyin, Peygamber’in kızı Fatıma’dan olmadır. Bu yüzden o ve ailesi Peygamber Soyu “Ehl-i Beyt” diye anılmaktadır. Hatta namazda “âl-i Muhammed ”diyerek yani Muhammed Soyu denilerek bunlara selam verilir ama namaz kılanlar bunun farkında değildir.

Aleviler, her Muharrem ayında Kerbela’da Peygamber soyuna karşı işlenen bu cinayetler yüzünden yasa girerler ve bu arada da 12 gün oruç tutarlar. Buna Muharrem orucu veya Aşura Orucu (Aşura 10 Muharrem’i işaret eder) denilir.

DEVAM EDİYOR

Kerbela İslam dünyasındaki çatışma kültürünün de doruğa çıktığı bir kavramı anlatır. Saltanat uğruna her türlü zulmün yapıldığı bir düzenin adıdır Kerbela. Muaviye ve oğlu Yezit; Hz. Muhammed’den intikam almak isteyen eski Arap derebeylerinin temsilcileri olmuşlardır. Bunlar, iktidara gelebilmek için her türlü entrikayı çeviren, binlerce insanı gözünü kırpmadan katlettiren tiplerdir. Bunların kurduğu Emevi iktidarı Kabe’yi bile mancınıklarla bombalatmış, yaktırmıştır. Emeviler, askerlerini  Mekke ve Medine’deki kadınlara tecavüz ettirerek ortaya tarihte haram kuşak denilen bir neslin çıkmasına dahi yol açmışlardır.

Bugün işte bu çizgi, İslam dünyasının başına beladır.

Ve bu çizgi iktidar uğruna insanlığın bütün ortak değerlerini yok etmektedir. Bu durum bir kültür, daha doğrusu medeniyet düşmanlığıdır

SUDA BOĞULUYOR

Kutsal kitaplarda anlatılan meşhur olayı hatırlayın: Yahudiler Mısır’da Firavun’un zulmü altındadır. Musa Peygamber, onları bu tutsaklıktan kurtarmak için Filistin’e doğru kaçırır. Mısır ordusu bunları Kızıldeniz kıyısında yakalar. Musa, elindeki asayı denize vurunca, deniz yarılır, Yahudiler buradan karşı kıyıya geçerler. Bunları takip eden Firavun ordusunu gören Musa, asasını denize bir daha vurunca deniz birleşir ve Firavun ordusu yok olur.

Ya Müslümanlar?

Bugün haberlerde bir daha gördük ki onlar denizde helak oluyorlar. Bu satırlar yazılırken Rumeli Feneri dolaylarından 24 ceset toplanmıştı.

Düşünün bir: Afganistan’dan Fas’a kadar binlerce kilometrelik hattan Müslümanlar yola çıkıp Hıristiyan ülkelere sığınmaya çalışıyorlar. Muhterem bir dinin mensupları, kâfir diye aşağıladıkları dinin mensuplarının arasında olabilmek için canlarını da ailelerinin canlarını da tehlikeye atıyorlar.

 Her yıl Akdeniz sularında binlerce Müslüman boğuluyor…

Sebebi ne?

Müslüman dünyasından kaçmak, Hıristiyan dünyasına sığınmak…

Artık, Müslümanlar Cehennem hayatı yaşadıklarını görmeye başladılar. Yöneticilerin onları sömürerek, ezerek, katlederek yürüttükleri sistemin işe yaramadığı ortaya çıktı. İletişim dünyadaki gelişmeler gençlerin gözünü açmaya başladı. Bu yüzden herkes Hıristiyan dünyasına ulaşmaya çalışıyor. Çünkü orada zenginlik var. Hepsi olmasa bir bölüm Müslüman, kâfir gösterip cehennemlik ilan ettikleri Hıristiyanların bu dünyada cenneti yaşadıklarını anladılar.

Lakin büyük çoğunluğun hali perişan…

Perişan, çünkü bu ülkeleri yönetenler; halkı bilimden uzak tutarak, cahil bırakarak yüzlerce yıldır koyun güder gibi güttüler. Onları cami, hac, oruç üçgeninde oyalayıp öbür dünya ile avuttular. Kendileri bu dünyada cenneti yaşadılar ama Müslüman halkı Sünni ideolojinin kıskacına alarak cehennem hayatı içinde tuttular.

Bu yüzden Müslümanlar her an Kerbela’yı yaşıyorlar.

Akla, bilime, deneye, eğitime düşman olan Müslümanlar bu kısır döngüden çıkamazlarsa, Akdeniz, onları daha hızlı biçimde yutmaya devam edecektir.

Bu felaketten kurtulmanın temel yolu da İslam dini üzerinden siyaset yapan siyasetçi takımını baştan atmaktan geçmektedir. Buna Türkiye de dahildir. Yoksa halimiz daha kötü olacaktır.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA