Celal Demir / gazeteci/yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Celal Demir / gazeteci/yazar

MUSTAFA KEMAL’İ ANLATMAK!

10 Kasım 2015 Salı 16:55

İngiltere Kralı Edward onuruna verilen bir yemekte, garsonlardan biri yemek servisini yaparken yere düşer ve taşıdığı tüm yemekler etrafa saçılır. Garson kıpkırmızı, misafirler şaşkın, herkes Ulu Önder Atatürk’e bakar.

Bu sırada Mustafa Kemal Atatürk, Kral Edward’a dönerek şöyle der:

“Bu millete bugüne kadar her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim”…

Bir yüz değil, beş bin yıl geçse bile!.. 

Böyle bir zekanın, böyle bir kahramanın yokluğu nasıl hissedilmez ki? 

Yokluğunu daima hissettiğimiz Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün her geçen gün gözümüzde biraz daha büyüdüğünü, devleştiğini nasıl anlatabilirim ki... Nasıl söyleyebilirim ki…

O devirde okuması yazması olmayan bir milleti, peşine takıp nasıl yoktan var ettiğini, nasıl uşaklıktan kurtardığını nasıl anlatabilirim ki…

Bir Vatan’ı, bir Millet’i o şartlarda nasıl filizlendirdiğini nasıl nasıl anlatabilirim ki? 

Mustafa Kemal, kurtuluş savaşında; 

“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatan topraklarıdır” diyerek bir var oluş destanı yarattığını kime nasıl anlatabilirim ki... 

Arkasından gelen bir milletin nasıl can vererek bu topraklara kavuştuğunu nasıl anlatabilirim ki…

Bakın Atatürk neler demiştir? 

“Milletlerin siyasetinde ancak menfaatler vardır. Kimsenin kimseye dost olmayacağını bilelim.” 

“Büyük hayaller peşinde koşan, yapamayacağımız şeyleri yapar gibi görünen insanlardan değiliz.” 

“Cumhuriyetin iç siyaseti, vatandaşın yaşayışını, hiç bir nüfus ve baskının tesirinde bırakmaksızın temin etmektir.

“Türkiye’nin emniyetini gaye tutan, hiçbir milletin aleyhine olmayan bir sulh istikameti bizim daima düsturumuz olacaktır.”

“Büyük devletler kuran ecdadımız, büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik emek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur.” 

“Türk çocuğu, ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” 

“Türk milleti, onun küçük ve büyük yaştaki çocukları, çelikten yapılmış heykeldir; Onların ne olduklarını anlamak için onlarla savaş meydanlarında boy ölçüşmek lazımdır. İşte böyle bir teşebbüstür ki, Türk gençliğinin binlerce sene evvelden beri tanınmış olan yüksek kıymet, kuvvet, kudret ve yenilmez zekasının imtihanı olur.”

Bağımsızlık meşalesini 19 Mayıs 1919’da Samsun’da yakarak, Türk milletinin zincirlerini kırmıştır…

Eğer Mustafa Kemal olmasaydı, o güne kadar yoksullaşmış, soy kırıma uğramış, erimiş, tükenmiş, kudreti kalmamış, ayağa kalkamaz ve yok olan hayali bir millet olurduk. 

Bin yıllık bir tarih, tarihe karışırdı. 

Allahın lütfüne bakınız ki, aziz milletimizin dar gününde ortaya çıkmış, Millete ümit vermiş, bu milletin önüne düşmüş, millette varıyla yoğuyla tereddüt etmeden arkasında yer almıştır. 

Milletin, Mustafa Kemal’in başaracağına olan imanı ve inancı sayesinde, büyük taarruzu kazanmıştır. 

Böylece bir Mustafa Kemal sayesinde, ecdadımıza leke getirecek esaretten Türk Milleti kurtulmuştur. 

Böyle bir zekanın, böyle bir kahramanın yokluğu nasıl hissedilmez ki? 

Bir yüz değil, beş bin yıl geçse bile!.. 

Ama ne yazık ki; Unutturmaya çalışıyorlar. 

Ve ne yazık ki; Bu millete uşaklığı da öğrettiler…

 

 

 

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA