Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Nankörlük

15 Mayıs 2015 Cuma 12:53

Nankörlük, 20.yüzyılın salgın hastalıklarından biri olmuştur. Kibarca, toplumsal olarak algı tutulması yaşıyoruz demek gibi bir durum bu. Yani toplumda bir aptallaşma var, denmesi kaba olacağından, ifade yumuşatılıyor. Çünkü, insan kişisel salaklığını belki kabul edebilir diyelim. Ancak, toplumsal olarak kitlelere salak denmez. O yüzden aptallıklar bireysel, kahramanlıklarsa yüceleştirilerek verilir topluma. Tıpkı, Fatih, tıpkı Yavuz veya Yıldırım gibi. Mesela Kanuni, Muhteşem Süleymandır. Aynen de öyledir. Yavuz için toplu katilamlara imza atmış biri derseniz, olmaz. Hitler manyağı içinse, ana avrat dümdüz gidilebilir. Hitler meselesi bireysel midir? Yoksa bir algı tutulması sonucu mudur? Daha açığı o dönem Alman toplumu aptallaşmış mıdır? Elbette öyle denemez. En azından Bismark felsefesine uymaz bu.

Gelelim Yavuz’a Alevileri kılıçtan geçirmesi ne mantıktır? Yoktur bir insani tarafı. Gece gündüz anlatsan da; anlatamazsın? Hayır hayır hayır!
O bir kahramandır. Tamam dersin. Çünkü mümkün değil aktarman bilgiyi.
Bu bakışın ışığında, bu ülkedeki muhafazakarlık ve despotizm  örnek insan olarak, hep padişahları gösterir. Bayrak, ezan, vatan kavramlarıyla da cilalama yapar.
Anlatmaya kalksan Türk insanına babar denmesi, bugünün deyişi değildir. Osmanlı saraylarında Hürrem Sultan ve diğer geri plandaki kedınların da şeytanlıklarıyla, kardeşler arası boğdurmalar, zehirlenmeler vardır. O yüzdendir Barbar Türk. Kendi çocuğunu, koltuk için öldüren manyaktır.

İşin saçma tarafı, Batı’nın Türk dediği de bizim bildiğimiz Türk değildir.
Kim iktidar için çocuğunu veya kadeşini öldürdüğü için, barbar olarak anılırsa, hak etmiştir elbette. Ama Kanuni ve Fatih dönemi dahil sarayda Türk kökenli çok önemli noktalarda insanlar hiç olmamıştır. Yükselme döneminde bir tane bile yoktur. Yükselme dönemi dışında, Adanalı, Merzifonlu, gibi deyişlerse sadece birer anılma şeklidir. Dönem topraklarında zaten çok yaygın olarak bir Türk, önemli işler de yapmaz. Köylü ve toprak işçisidir. Yeniçeri ise hiç bahsetmeyim, hep yanlış aktarılmıştır bu topluma.
Ve Irksal olarak Osmanlı’nın bir Türk yüceltmesi ve onun göstergesi de yoktur. Fakat, Cumhuriyet sonrası, yapay da olsa topluma bir Osmanlı sevda ve hayranlığı pompalanır. Atatürk düşmanlığı ise bunun en temel sebebidir.

Halkı iyi tanıyan Mustafa Kemal, iki konuyu çok ayrıntılı sunmuştur topluma. Bir tanesi din. İkincisi siyaset. Bu iki araç yanlış kullanılırsa, nankörlük bir salgın hastalık halini alır. Kendisine yapılan iyiliği, başkasına yapma alışkanlığı kazanamayan cahil insandır nankör.Nankörlükle beraber kendi çıkarları için insan kullanmaya başlar, aynı  görgüsüz varlık. Kendisine verdiği yiyecek için teşekkür etmek kadar, özgürlük ve insancıllığı içine sindirdiğine de şükran duyumasıdır, gelişmişlik. Tanrı veya amir veya neyse ne?Ama teşekkür bir tavranışa dönüşebildiği ölçüde, nankörlük yok olabilir.

Bilgi düzeyinin getirdiği cehaleti silecek ek önemli araçsa dindir.Kolaydır, kısmen öğretilir bilinerek, eğitimse zordur ve kalıcı sonuçlar sunar. Ahlaklı insasa, yalanı ve yalancıyı anlayabilendir. Dini zayıflıksa, ahlaksızlığı kolaylaştırır. Ama anlaşılmasını, sadece ve sadece geciktirir. O yüzden bu ülkedeki Cumhuriyete karşı alınan nankör tavırlar, sadece ve sadece siyasi çıkar ve kirlenme ekseninde döner. Bunun nedeni ne dinselleşme, ne irtica ne de halkın salaklığıdır. Sadece nankörlüktür ve Türk insanının genetiğine uygun da değildir. Irksal değil bu bilimseldir.

Bağırmayla, hakaretle, sadece son durağa biraz gürültülü gidilir hepsi o.
O yüzden, çok kararıp solmadan, sevip sevişmekten başka da bir yol yok gibi. Tek eksik para değil. Ahlak gerek yanında; cıbıl cıbıl özgürlükle. Allah selamet versin hepimize. Ayıplarla günahların içinde yaşanılan bir yerde, yazar da bu kadar yazabilir.Daha ne olacak?

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA