Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Nasıl Özür Dilettik

26 Mart 2013 Salı 00:01

Türkiye’de birkaç gündür medyanın iktidar kanadında bu hava esiyor.

Yazılanların özeti belli: “İsrail’in başına vurduk; özür dilettik.”

Acaba gerçek böyle mi?

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun söyledikleri ortada: Özür dileme gerekçesi; Türkiye ile Suriye konusunda yapacakları işbirliği yüzünden.

Buna asıl gerekçeyi de biz ekleyelim: İran’ı bastırmak için; Amerika ve İsrail ile birlikte Türkiye de görev üstlenecek.

Yani ufukta; İran’a karşı Türkiye-İsrail işbirliği var.

Amerikan Başkanı Barack Obama’nın İsrail’e gidişi, özünde işte bu yeni işbirliğini kurmaya yöneliktir.

İsrail’in Türkiye’den özür dilediği; Gazze’ye yönelik kuşatmayı kaldıracağı söylenirken bölgeden gelen haberler tersini gösteriyor gibi.  Bir Gün Gazetesi’ndeki habere göre; İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Yaakov Amidror, “Güvenliğimizi tehdit edecek bir durum olursa, ambargoyu daha sıkı hale getirebiliriz.” demiş.

Yani; Gazze’den İsrail’e bir saldırı olmaz ise, İsrail’in dediklerine uyulur ise ambargoya gerek kalmayacaktır.

Diğer bir haber de, İsrail’in Suriye’ye saldırmasıyla ilgili… Bu özür telefonlaşmasının hemen ardından; İsrail, işgal altında tuttuğu Golan tepelerinde, Suriye mevzilerini topçu ateşiyle vurmuş.

Beşşar Esad’a bir yandan Türkiye’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu adlı dinci isyancılar vuruyor; bir yandan da İsrail…

Şimdi bu gerçeği masanın üstüne koyun; yeniden bakın lütfen.

Bu özür kimin işine yarıyor?

SERT ÜSLUP

Hükümetin PKK temsilcileriyle yürüttüğü ve adına “Çözüm Süreci” dediği politikayı eleştirenlere karşıBaşbakan Erdoğan çok sert. MHP Lideri Bahçeli’nin Bursa mitingindeki konuşmasına cevap verirken,“Siz bu iddianızı ispat edemediğiniz sürece namertsiniz!” diye hakaret etti.

PKK elebaşısı Öcalan ile İmralı’da yürütülen görüşmelerde neler vaat edildiğini soran bir parti liderine bu kadar sert cevap verilir mi?

Eğer siz üzüm yemek değil de bağcıyı dövmek istiyorsanız; verilir.

Muhatabınız BDP’liler ve PKK temsilcileri olunca yumuşak bir dille “barış ve demokrasi” diyeceksiniz…

Ama muhalefet söz konusuysa, “Namertisiniz!” diyeceksiniz.

Hatırlayın… 2010 yılında yine Sayın Bahçeli, AKP’nin PKK ile gizli görüşmeler yaptığını iddia etmişti. Bu söz üzerine Sayın Başbakan “İspat edin; ispat edemezseniz, alçaksınız, şerefsizsiniz!” diye kükremişti.

Siyasi tartışmada üste çıkmak için böyle vuruşlar olabilir mi?

Hadi diyelim ki olabilir…

Ama iş ülkeye barış getirmek ise; Türkiye’de çok ciddi bir halk kesimini temsil eden bir parti liderine böyle söylenir mi?

Bence; bu üslup sorunu çözülmeden iktidarın Türkiye’ye barış getirmesi mümkün gözükmemektedir.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA