Celal Demir / gazeteci/yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Celal Demir / gazeteci/yazar

Öğretmen mutsuz ve de umutsuz…

23 Kasım 2015 Pazartesi 16:19

Her yıl olduğu gibi bu yıl da ‘Öğretmenler Günü’ kutlanıyor.

Bu kutlamalar yine söylemlerle geçiştirilecek.

Çünkü öğretmenlerimiz yine 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne mutsuz ve umutsuz giriyor. 

Ben gelecek nesilleri yetiştirmekle görevli öğretmenlerimizin geleceklerini hiç de iç açıcı görmüyorum…

Toplumumuzun önemli bir kesimini oluşturan öğretmenlerimizin durumunu, diğer memurlardan ayırmak ne kadar doğru olur çok bilemem ama öğretmenlerimiz, gelecek nesilleri yetiştirdikleri için daha farklı olmalılar diye düşünüyorum. 

Oysa tablo hiçte böyle değil. 

Bakın; Geçtiğimiz yıl Eğitimciler Sendikası, “Türkiye'de Öğretmenlerin Genel Durumu” adlı bir araştırma raporu yayımladı. 

Bugünkü durumları inanın ki geçen yıldan daha beter.

Örneğin, Türkiye büyüdükçe öğretmen küçülüyor, ancak, borçlanma açısından Türkiye ekonomisi ile öğretmenin ekonomisi birbirine çok benziyor. 

Öğretmen de Türkiye gibi veresiye yaşıyor. 

İntiharlara, aile facialarına yol açarak binlerce ocağı söndüren banka borçları, eğitimcilerin de kabusu. 

Geçen yıl yayınlanan araştırmanın sonuçlarını satır baslarıyla gelin şöyle bir değerlendirelim. 

Bakın bakalım geçen yıldan bir farkı var mı öğretmenin… 

Her 100 eğitimciden 95'i, bir şekilde borç alarak yaşıyor. 

Kredi kartı borçları yüzünden kara listeye alınanların oranı, yüzde 132 yükseldi. Eğitimcilerin banka borcu bir yıl öncesine göre yüzde 82 oranında arttı. Kamu çalışanlarının yüzde 43'ünü oluşturan, bir milyon kişilik eğitim ordusunun, bankalarla başı adeta dertte. 

Eğitimcilerin, borç hanelerinin en başında kredi kartları bulunuyor. Öğretmenlerin yüzde 47'si kredi kartları, yüzde 13'ü ise ev ve araba kredisiyle bankalara borçlandı. 

Eş, dost, arkadaş ve akrabalara borcu bulananların oranı yüzde 27 iken, mağazalara ve tanıdık esnafa borçlananların oranı ise yüzde 8'de kaldı. Borcu bulunmayan eğitim çalışanlarının oranı yüzde 5 olarak belirlendi. 

Rapora göre; İstanbul, Ankara ve İzmir'de çalışan eğitimcilerin daha çok borcu bulunuyor. Borçluluk sıralamasında, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyük şehirler en ön sıraları paylaşıyor. En az borcu bulunan eğitimciler ise daha çok köy ve taşrada yaşayanlar... 

Araştırma raporu buna benzer değerlendirmelerle devam ediyor. 

Evet; Çocuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmenimizin durumu bu…

Sabah ders başı yapan bir öğretmenin, aklı evini nasıl geçindireceğine takılıysa, sizce o eğitimden ne beklenebilir? 

Sözün kısası, çalışanıyla, emeklisiyle, esnafıyla, sanayicisiyle ve tüccarıyla zor günler yaşıyoruz. 

Allah dayanma gücü versin! 

İç karartıcı bir yazıdan sonra biraz da tebessüm edelim…

SİNEKLİ BAR

Temel İstanbul’a ilk kez gelmiş ve Bebek koyunda methedilen sinek bari arayıp durmuş. En sonunda sinek bari bulmuş ve içeri girmiş. İçkisini içerken kendi kendine düşünmüş "Ya bu sinekli barın ne özelliği var herkes methetti hiçbir özelliği yok" demiş. İhtiyaçtan tuvalete gittiğinde bir de ne görsün pisuar altındanmış ve pırıl pırıl parlıyormuş; "Demek buranın özelliği buymuş..." demiş.

Geri dönüp içkisini içmiş. Ertesi aksam yine gelmiş. İçkisini bitirince tuvalete gitmiş ki altın pisuar orada yokmuş. Kızgın bir şekilde geri dönmüş. Barmene çatmış; "Hani buranın altın pisuarı kardeşim bir özelliğiniz vardı o da yok şimdi". Barmen kenarda duran iri yarı adama seslenmiş: 

"Sadullah abi gel, dün akşam senin saksafona işeyen adamı buldum".

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA