Banu Tansel / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Banu Tansel / Yazar

Olması İmkânsız!...(mı?)

27 Haziran 2014 Cuma 15:39

Duvarlar arasına ve kalın demir kapılar arkasına kurulan hayvan barınakları, belediye zihniyetinin sokaklardaki ‘canlar’ için uygun gördüğü dramatik mahpusluktur. Hastalık ve pislik içinde çürümeye bırakılan hayvanların hiç biri uzun süre yaşam mücadelesi veremiyor maalesef. Sokaklarda ki durum ise açlık, zehirlenme ve işkenceden tesadüf eseri kurtulabilen, yarınları ise belirsiz ‘canlar’ ile dolu.  Hiçbir çıkış yok mu? Veya olması imkânsız mı?

Değişim var ama çok yavaş. Artık barınakların, ‘duvar- demir kapı’ siteminden ‘toprak-ağaç’ sistemine dönüşü başlıyor. Toprak zeminde üzerine gölgeliği olan etrafı tellerle çevrilmiş dolaşmaya müsait geniş alanlı kısırlaştırma ve bakım merkezleri kurulmaya başlandı. Yavrulu anne, karantina ve bakıma muhtaçlar için ayrı bölümler var. İnşallah çok yakında ‘can alan’ tüm duvarlı mupushaneler yok olur.

Demek ki ‘imkânsız’ gibi katı bir kelime bile azıcık yumuşayabiliyor. Ama mekânların değişimi yetmez buna paralel olarak zihniyetlerin de değişmesi gerekli. Zira bu merkezlerde hayvanlar sürekli kalamaz, kalmamalı. Kısırlaştırma ve tedavi işlemlerinden sonra nekahet dönemlerinin ardından ait oldukları yerlere yani mahalle aralarına, bizlerin yanlarına dönmeliler. Uygun yerlerde besleme ve sulama noktaları oluşturularak gönüllü-belediye işbirliği içinde yaşam hakları verilmelidir ‘canlara’.

İmkânsızlığı kırmak hayal…(mi?)

Diyelim ki kısırlaştırma ve bakım merkezleri sistemi benimsendi ve uygulamalar hız kazandı ama zihniyet yerinde saydı. O zaman imkânsız sözcüğü yine katılaşır ve bir de üzerine ikiyüzlülüğü alır. Zira kaderleri elimizde olan sokak hayvancıklarının can güvenliklerinin teminatı, vicdanlara işlenmediği sürece kanunlarla bile korunamaz. Bu ‘canlar’ gözden uzak şehir çöplüklerinde öldürülmemeli, belediyecilik anlayışı altında yok edilmemelidir. İmkânsızlığı kırmak hayal olmamalı.

Her ilçe belediyesinde kulak küpesi ile sağlanan takip sistemi kurulmalı. Kulak küpeleri tanımlama kodları içermeli. Tanımlanan ‘canlar’ bilgisayar destekli veri tabanlarının kurulmasıyla ve işletilmesi ile takibe alınmalıdır. Bu veri tabanı ilçedeki tüm hayvan gönüllülerine açık olmalı, takip edilen hayvancık veri tabanı sorgulaması ile bulunmalıdır. Mesela, ‘sokakta’ veya ‘tedavide’ yanıtlarının bulunabilmesi mümkün olmalıdır. Belediyeler hayvanlarla ilgili ‘iyileştirme’ anlayışlarını ‘yok et- kurtul’ politikası ile eşleştirmelidir. Bu anlayışı benimseyen belediyeler cezalandırılmalıdır. Kulak küpeleri kodlarında hayvanların hangi belediyeye ait olduğunu belirleyen karakterler olmalı ve böylelikle yok edilen hayvanlar kolayca tespit edilerek gerekli suç duyuruları yapılmalıdır.

Henüz gönüllülerin barınaklara sokulmasının engelleyen belediyecilik anlayışı boğazımıza sıkı sıkı sarılmışken bu yazdıklarım hayal mi? Evet, ben hayal kuruyorum çünkü imkansızlığı kırmak bazen hayallerle başlar!

Paradoks kültür yapısı mı kapitalizmi besler yoksa kapitalist anlayışlar paradoks kültürleri mi doğurur?

Bunun cevabı yumurta tavuk hesabı… Bir yandan kısırlaşma olsun, pet satışları bitsin diye mücadele ederken diğer yandan ünlü mama markalarının logolarının süslediği demir kapıların arkasındaki haşmetli üretim çiftlikleri… Tahmin edileceği gibi cevap çok basit… Para! Doğru veya yanlış, etik yada değil fark etmez. Tek kelime ile bu durum içinde bulunduğumuz gerçeğin ta kendisidir. Gerçekler yargılanmaz çünkü vardırlar. Eleştirmek, analiz etmek varlıklarını ortadan kaldırmaz çükü dayanıklılardır. Silivri’de yeşillikler içinde kapısında Hills marka mamanın reklamı olan kocaman bir çiftliğin kapısından girerken cız dedi içim. ‘Pet satışı yapan dükkânların kapatılması bizi etkilemez çünkü bizim müşterimiz bitmez’ dedi yetkili adam…İşte size en bi sıkısından ‘gerçeklik tokadı’…o tokat bana ‘kapitalist anlayışlar paradoks kültürleri’ doğurur dedi.

Buraya kadar duraksamadan yazdım sonra da epey bir durdum. Nedeni, satırlarımı nasıl sonlandıracağımı bilmiyorum, muhtemelen de bulamayacağım. O zaman, hayvanların yaşam hakları ile ilgili henüz hayırlı bir ‘son’ yoksa daha pek çok sonu olmayan kelamları satırlara dökeceğim demektir. Keşke ‘canların’ yaşam hakkı için yazılacak hiçbir cümle olmasaydı.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA