Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Operasyonda sorular…

24 Temmuz 2014 Perşembe 16:01

Başbakan Erdoğan’ın aylardır sözünü ettiği operasyon nihayet başlatıldı.

Bunun öncesinde polis müdürleri ve ilgili alt kadrolar değiştirildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı başta olmak üzere yeni savcılar atandı. Mahkemelerde değişikliklere gidildi, kilit noktalardaki savcı ve yargıçlar alınıp başka yerlere gönderildi.

Ve düğmeye, bazı polis şeflerini gözaltına almakla basılmış oldu.

Başbakan Erdoğan ve siyasetin AKP kanadı; bu operasyonu, “Paralel Devlet” dedikleri Gülen Cemaati’ne karşı yapılmış gibi gösteriyor. Ama muhalefetin ciddi itirazları var. Başta CHP Lideri Kılıçdaroğlu olmak üzere, muhalif liderler bu operasyonun 17 ve 25 Aralık’ta gündeme getirilen yolsuzlukların üzerini örtmek üzere yapıldığını ileri sürüyorlar.

Bunun kanıtı olarak da yolsuzluk işini yürüten polis şeflerinin gözaltına alınmasını gösteriyorlar.

Başbakan ise bu polisleri casusluk örgütünün elemanları gibi gösteriyor.

Şimdi sıradan vatandaşın kafasında ciddi sorular var:

*Bu casusluk örgütü  gerçekten var mıdır? Bunlar sadece polislerden mi ibarettir? Türkiye’nin her yerinde polisler gözaltına alındığına göre, bu casusluk ağı Türkiye’yi bu kadar mı sarmıştır? MİT uyuyor muydu? Bu casusluk örgütü niye bugüne kadar tespit edilemedi de yolsuzluk operasyonundan sonra gündeme getirildi?

*Bu örgütün yaptığı işlerde emri verenler savcılar olduğu halde, yargıçlar da bu konuda karar aldıkları halde neden onlar ortada değil? Casusluk yaptılar diye suçlananların iktidar partisinin bakanlarının yolsuzluklarını ortaya çıkartan kamu görevlileri olmaları düşündürücü değil mi?

*Başbakan Erdoğan, yolsuzluk işinin içine kendisini ve oğlunu da sokan ekipten intikam mı almaya çalışıyor?

*Operasyona cumhurbaşkanlığı seçimine 20 gün gibi çok kısa bir süre kalması sürecinde başlanması seçimi etkileme, Sayın Erdoğan lehine yönlendirme girişimi mi?

*Yoksa, polisi ve adliyeyi ele geçirmiş geniş kadrolu bir yapılanma yasal sistemin dışına mı itilmek isteniyor? Bu operasyon, polisi ve adliyeyi temizleme operasyonu mu?

ERZİNCAN’I HATIRLAYIN

Buna benzer pek çok soru kafalarda dolaşıyor.

Bu operasyonda gözaltına alınan bazı polislerle ilgili olarak geçmişte çok şey söylendi: Bunlar, Ergenekon, Balyoz, Oda TV, Fenerbahçe gibi davalarda delil ürettiler. Bu sahte delilleri suçlayacakları kişi veya kurumlara yerleştirdiler. Sonra gidip kendi koyduklarını kendileri buldular.

Bunlar gece yarıları ev basarak yazarları, bilim adamlarını, gazetecileri canilere uygulanan bir şiddetle kelepçelediler, gözaltında perişan ettiler.

Bunlar dönemin yandaş medyası ile işbirliği yapıp kendi ürettikleri sahte delilleri oralarda yayımlattılar. Böylece kamuoyunu yanılttılar. Masumları baştan suçlu gibi gösterdiler.

O mahkemelerdeki hakimler ve savcılar belliyi ki Cemaat’in etkisindeydiler. Bunu kimse inkâr edemez.

Şimdi unutuldu ama Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’e yapılan operasyonu hatırlayın. Savcı Cihaner, bu kentteki irticai faaliyetlerle ilgili soruşturma başlatıyor. 2009 yılında işin içine Gülen Cemaati de girince birden ortalık karışıyor. Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal hemen harekete geçiyor. Erzincan Başsavcısı’nı Ergenekon Terör Örgütü’ne üye olmakla suçluyor. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş biçimde Erzurum’dan gidip Erzincan’daki başsavcının makamını basıyor; evini basıyor. Sonunda onu tutuklatıyor ve hapse attırıyor.

Olay gayet açık… Sadece bu durum bile, yargı içinde paralel bir yapılanmanın olduğunu; bunun da Gülencilerle bağlantısının bulunduğunu gösteriyor. Şimdi, Osman Şanal’a dokunmadan onun kullandığı polisler görevden alınsa doğru bir iş mi yapılmış olur?

Bir başka örnek olay da Şike Davası adı altında Fenerbahçe’ye karşı yapılan operasyondur. Gülenciler; hem Galatasaray’a hem de Beşiktaş’a sızdılar. Fenerbahçe yönetimi ise bunlara direndi. İşte orayı da ele geçirmek için 2011’de şike operasyonu adı altında malum Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün komutası altında bir operasyon başlatıldı. Fethullah Gülen ve cemaat medyası bu operasyonda açık açık Aziz Yıldırım’ı ve Fenerbahçelileri hedef alıp suçladılar.

Bırakın polisi ve adliyeyi, sporu bile yönlendirmeye kalkışan ve kendisini hizmet hareketi adı altında kamufle eden geniş bir yapılanma olduğunu kim inkâr edebilir ki?

Bir başka örnek de eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a yapılandır. Onu terör örgütü üyesi göstererek tutuklayan yapı, bu Cemaat’e uygun kararlar veren yapı değil de nedir?

Sayın Başbuğ, Harp Akadamileri salonunda basına yaptığı açıklamada, “Demokrasilerde cemaatler olmaz.” Dediği için Cemaat’in hedef tahtasına konulmuştu. Başına gelenler de pişmiş tavuğun bile başına gelmedi.

Kim yaptırdı bunu?

Polis, savcı, yargıç işbirliği ile yapılmadı mı bu hukuksuzluklar?

Kulislerde konuşulanlar doğru ise,  arkasına Cemaat’i alan Zekeriya Öz o kadar pervasızlaşmıştır ki, Başbakan Erdoğan’a bile kelepçe taktırmaktan söz edebilmektedir.

*Eğer bu son operasyon, Cemaatçilerin yaptıkları gibi intikam, ezme, meydanın tek egemeni olma biçiminde yürütülmeyecekse…

*Eğer yolsuzluk iddialarının üstü örtülmeyecekse…

Bırakalım yürütülsün…

Ama bu işi sadece polislerle sınırlamak; adliye içindeki malum uzantılarını etkisizleştirmemek operasyonu hukuksuz hale getirir. Hukuksuzluk ise en sonunda suçluları bile suçsuz gibi algılamamıza yol açar.

Umarım ki cübbeli hukuksuzluklarla hukuk içinde kalınarak mücadele edilir.

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA