Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Paraya ruhunu satan kent

26 Mayıs 2013 Pazar 00:34

Haberde bu cümleyi okuyunca, tokat yemiş gibi oldum.


Ünlü İtalyan modacı Kean Etro, yeni bir mağaza açmak için İstanbul'a gelmiş; kentimizi gezmiş. Kendisine sormuşlar:

"İstanbul'u nasıl buldunuz?"

Verdiği cevaba bakın:

"İstanbul paraya ruhunu satan bir kent. Türkiye'ye ait bir şeyler almak istedim; bulamadım. Çukurcumaa ilgimi çekti."

600 yıllık Türk devletinin (Osmanlılar) başkantinde  Türkiye'ye ait bir şeyin olmaması insanın içini acıtmıyor mu?

MADDECİLİK İŞGALİ

Ne demek, "Paraya ruhunu satmak"...

İstanbul'a şöyle biraz yukarıdan bakın, anlayacaksınız.

Her yer bina, bina, bina...

Meydanlar, yeşil alanlar, boşluklar, hatta dereler bile hep beton bloklarla dolduruldu.

E-5 ana yolunun yan yolları üstüne bile bina kondurdular.

O kadar çok insan geldi ki artık sabah-akşam saatlerinde trafik çöküyor.

Çünkü, konutların altında bile iş yeri açılmasına göz yumdu belediyeler.

İnsan, makine, toz-duman, gürültü, çöp, pislik...

Yani; o güzelim İstanbul...

Ağaçları, bahçeleri, parkları, mesire alanları; buralarda şarkıları- türküleri olan İstanbul'u sattılar.

Yerine çimento ve demir koydular.

Böylece ruh gitti; para geldi.

Haksız mı İtalyan modacı?

Şu anki İstanbul; sanki felaket içerikli bilimkurgu filmlerinden birisinin platosu... Yüksek binalar arasında sonsuz yıkıntılar... Her yanından dumanlar çıkıyor. Bir avuçluk yeşil alan bile yok. Kimi cadde boylarında dikilen çiçekler; bu yanmış yakılmış çölde bir mizah öğesi gibi duruyor.

YAPTIRMAYIN

İstanbul'dan geriye ne kaldı ise onu kurtarmak zorundayız.

Lütfen Marmara Denizi'ne açılıp İstanbul'a bir bakın.

Şehrin görüntüsü o kadar kirletilmiş ki camiler bile seçilmez halde.

Sadece Zeytinburnu'na çakılan o iki çirkin kulenin kırpılması yetmez. Şehre artık yeni bina yapılması yasaklanmalıdır.

Bunu Başbakan Erdoğan isterse gerçekleştirir.

Son aylardaki konuşmalarından anlıyoruz ki o da İstanbul'un bu halinden hoşnut değil.

Nasıl olsun ki?

O değil miydi Koç Üniversitesi adına Sarıyer'deki Mavramoloz Ormanları'nın kestirilmemesi için mücadele eden?

1996'daki o savaşımını ben de Akşam'daki köşemden bütün gücümle desteklemiştim.

Tayyip Erdoğan'ı biz; İstanbul'da ağaçları kestiren değil; ağaç diken başkan olarak tanımıştık.

Alkışlamıştık.

Ya şimdi?

Belli ki Sayın Erdoğan İstanbul'u artık gözden çıkartmış.

Çünkü; Koç Üniversitesi için 1 ağaç bile kestirtmezken; şimdi İstanbul'un orman şeridinde her gün binlerce ağaç kesiliyor.

Bu binlerce iddiam abartı değil...

Sadece Şile'den Terkos hattına kadar bir bakın... Buralarda yüzlerce hafriyat kamyonunun çalıştığını  göreceksiniz.

Ağaçları kesiyorlar; tepeleri düzlüyorlar; yerine villalar dikiyorlar.

İstanbul gidiyor; para geliyor.

Madde uğruna ruhu öldürüyoruz.

***

Bu şehri büyük Türk hakanı Fatih Sultan Mehmet  fethetti. Sonra çökmüş şehri ayağa kaldırdı. Çevresindeki ormanları özenle korudu. Dedelerimiz; sonraki yüzyıllarda bu güzellikleri olduğu gibi yaşattı. Bugün ise Fatih Sultan Mehmet Han'ın koruyup geliştirdiği Belgrad ormanları bile parça parça ediliyor. Ağaçların ruhu paraya satılıyor.

Yok mudur kurtaracak bahtı kara İstanbul'u?

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA