Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Penguen kafası

17 Ekim 2013 Perşembe 12:28

Kıldan tüyden kampanyalar vardır ve ona destek verenler. "Ben şu kadar veririm, evi bağışlarım, arabayı satarım, atmalar tutmalar". Genellikle de bu kampanyaları yapanlar, televizyon programları olurdu. Yani böyle topyekün;basitliği, hayat meselesi ayarında sunan Penguen kafası çok yoktu. Hadi bu yazdığımı düzelteyim; şimdi de yok deyim. "Penguen Kafası'nın takliti çok da orjinalite sahibi olanı yok" diyelim. Böyle olunca ne oluyor? Normal kanallar bir kampanya başlatıyor ve iyi kötü sürüyor. Penguen ise, format olarak kampanya için var. Doğa programı diye açıyorsun; "kirpiler neden eskisi gibi sert dikenli değil veya tırtılların sonu mu geliyor" gibi kaygıları var . Bu kaygılar üzerine de kurulan kampanya, fasulyeden oluyor. Diyeceksiniz ki; bunca yıldır medyadasın bunun nesine şaştın?  O da doğru. Kampanyalar aşağı yukarı böyle oluyor. Kirpinin, dikenleri bir yere batmadığı sürece, aylarca kampanya yap sorun olmuyor. Hadi açılmışken bir de günah çıkarayım. A Takımı programında çalışırken, biz de bir kampanya yaptık.Bizim ekip çok severdi böyle, "terazi lastik, jim- lastik" kampanyalarını. O zamanlar, Türkiye'de kişi başı gelir 100.000 dolarmış gibi bir hava vardı bende de. Krizler boldu ama cakalıydı medya. Bayılırdı böyle, sunuçsuz ipe sapa gelmeyen işlere.


***

Ben de A Takımı'nda Penguen  fonksiyonundaydım. Yaptığım, yapacağım ilk ve son kampanya deneyimim de odur. "Sokak çocukları"na yardım falan yapıyoruz; güya. Öyle de acayip katılımcılar var ki; "o çocukların mendil satarken üşüyorlar" diyeninden tut, "devlet onlara ve ailelerine kredi  versin" diyen; geri zekalıya kadar herkes var yayında. Telefonla bağlananlara baksan, kampanyada milyonlarca dolar toplanacak. Devlet yetkilileri bağlanıyor, böyle "her kampanyaya devlet kredi veremez" diyor. Kibarca "saçmalamayın gecenin bu saatinde diyecek" ama; diyemiyor. Malum oy kaygısı; başka ilişkiler.

Fakat başta ben olmak üzere tam saçmalıyoruz. Ben kendi kendime sorguluyorum, "benim Savaş Ay'la ne işim var burada" diye. Adam sonuçta, savaş muhabiri ve bir ağırlığı var. Ben olayın farkına bile varamamışım. İnanmıyorum da zaten böyle "goygoy kampanyalar"a. Toplumsal sorunları, en başta kamunun sosyal birimleri çözer; Mülkiye böyle öğretmiş bize.

***

Sokak çocuklarına millet ne vereceğini, ne yapacağını şaşırıyor. Bir çıldırıklık, var, almış başını gidiyor. Finalde, zamparalık şampiyonu; bir plak şirketi sahibi, iyice coşuyor, ben bu çocuklara "30 tane bisiklet hediye ediyorum" diyor. Stüdyoda; alkış, hoplama zıplama, bazıları hüngür güngür ağlıyor. Allah razı olsun, o çocuklarında bisiklete binmeye hakkı var gibi, bir söylemle anlamsızlığın zirvelerinde program bitiyor. Gece yarısı saat 4. Ben de o yayından sonra işten ayrılıyorum. Aynen şuan da böyle yapmacık, yarasız bir kampanya furyası var. Ne tüketici bundan faydalanıyor, ne esnaf para kazanabiliyor. Ucuz, kalitesiz ütrünlerle bir kez yiyoruz,  kampanyayı ve kazığını. Ancak, acısı bayramla seyranla geçecek gibi de durmuyor. Kocaman kutuların açılınca içinden çıkan 10 veya 15 tane kurumuş lokum ve şekerler umarım, sadece bir tek bana denk gelmiştir. Yoksa, hepimiz Penguen kafası mı yaşıyoruz?

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA