Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Sandığa göm!

27 Temmuz 2015 Pazartesi 11:07

Terör nasıl bu günlere gelmiş? Aylarca tartışsan bir milim çözüm çıkmaz. Kim ona destek vermiş?

Yuh, daha kimi mi var?

Adamlar deniz aşırı veya kapı komşusu olarak dibinde.Yine bildik masallar. Tıpkı din tüccarlarının, her başlarını belaya sokan sebep olarak Israil bahanesi gibi.

Israil kim?

ABD’nin o bölgede, olmazsa olmazı, küçük Amarika’sı. Jandarması, Topu, Tüfeği, herşeyi.

Terörün sebebi tabak gibi ortada; o parti bu parti değil. Çekiç Güç, bir ona bir buna silah ve yiyecek atarken; gık diyebildik mi? Diyemeyiz; çünkü biz despotik, anti-demokratik ve sadece sandıkla özgürlük bekleyen bir memleketler bütünüyüz.
Avrupa’da bir kaza sonucu az bir toprak parçası bulunan, garip ve kimsesiz ama iyi kalpli, saf insanların, din ve bayrak sömürüleriyle iktidar olunan; kaderci  ve gerici bir felsefesinin bir ülkesiyiz.

Cumhuriyet ile aydınlandık. Şimdilerde biraz pusluyuz.
O ülkenin tek tuhaf olanı tarafı da sağı solu değil; sonunun belli olmaması. Çünkü burası Ortadoğu. Silah, uyuşturucu, terör, cinayet, eşkiya, eğlence, yalan dolan, kral, paşa, cellat, Esat, Kesat, Hasan, Hüseyin, Selahaddin, Ziya, Rıza, Temel ve bir de Dursun’lu bir dengeler bütünü bu bölgeler.

Bu ülkede açıklanamayan ne varsa, ya kader veya genel bir  suçlusu vardır; İsrail.
Korkak faşistler ve din tüccarları, can da değil mal kaybetme korkusundan, ABD’ye gık diyemez. Ödlekliklerini İsrail’e bulaşarak yansıtırlar. Dış güçler palavrası eskir ama İsrail nefreti hergün tazelenir.

“Devlet gerekeni yapacaktır palavraları”, “Ölüyü nasıl bilirdiniz” sorusunun; “İyi Biliriz” cevabı olmuştur; Adnan, Süleyman, Turgut, Tansu ve Kenan’ların sayesinde.
Yansıtılan cesaret veya kahramanlık değil, korkaklığın, bağırışı ve yırtınışıdır. Yalandan, hava tozluyken  azar korkak ve cahil siyasetçi.

Yoksa; berrak zihinlere, numaradan İsrail kabadayılığını kimse yemez gelişmiş toplumlarda. Kemirilmiş zihinlerin; kişiliksizleştirlmiş ve hiç olamamış akılcılığının, cehaletle süpürülmüş kitlelerine, bir gösteriştir İsrail isyanları.
Dönüşü zor bir yoldur, yalandan isyan; naylondan hukuk, ölümüne iktidar.
Yalancılık ve hırsızlıkla siyaset yapıp, cinayetleri sandıklara oy diye doldurmaksa hedef; yuhlar olsun.

Bir gece de olmaz bu şerefsizlik zaten. Atatürk düşmalığını din ile yobazlıkla karalaya karalaya gelir; yıllarca uğraştıktan sonra, bu çürük çarık kafalar tahtlara. Sandıktan çıkarken anlamazsın bile nasıl bir anda olduğunu bu sapmanın.
Tek başına siyaset yaparak asla olmaz bu oy birikimi .

İçerden, dışardan bol miktarda, yalan, dolan talan ve en önemlisi çeşitli türde insan gerekir. Sahtekara, adi ve satılmış yığınlara gereksinimin çok daha fazlası kadar da dürüst insan bulmak şarttır. Ölmemek için gerekirse, halkları öldürmek. Sen yapmamış gibi ağlamak ağıtlar yakmak. Faşizmin işidir bu.

Hırsızı, katili, yalancıyı, cinayet teşrifatçısını, koruyacak temiz insanlar gerekir, faşizme. Orta Doğu faşizmi çok farklıdır. Avrupa faşizmi bir kere birbirini kitleler halinde öldürür sonra akıllanır. İtalya, Almanya veya Orta Çağ din savaşları böyle olmuştur. Halklar değil; yönetenler, faşist olmaktan vazgeçince cinayetler durmuştur.
Yalarken de çalarken de ağlar adi insanlar. Oraya ağlar buraya güler.

Adaleti bilmezler.Ağlarken de çalarlar. Çalarken de kaçarken de ağzına burnuna, kıçına başına dolar sokar gerekirse, altın, zümrüt yakut veya umutlarını yutarlar, bu toplumun.
Küfürleri duymaz gelir, hakaretleri içerler cesetlerin üzerinden geçip dağlara taşlara saklanırken. Veya oradan inerken; fark etmez onlar için.
Bilmediği yerlere kaçar siyasi cellatlar en sonunda.
Sövgüler savurduğu İsrail’den; asla eteğinden ayrılmadığı ABD’ye kadar; kim kucak açarsa, o canlı- kanlı ve çalıntı servetiyle oralara yerleşir. Hop diye oturur kucağa.

Satılmışlığını, iyi bir bedelle satar. Ve ölmeden önce son kez yapar bunu.
Ardına ilkeler değil; ülkeler bırakır, nice faili meçhulleri gömmüş yitirmiş oligarşi maşaları miras kalır genç Cumhuriyet’e . Allahına kadar da ayaktadır, şimdilik.

Darmadağın olmuş. Bebekler, bebek katilleri, açlık, yokluk, tecavüz. Bunlar da geride kalan ikinci el kalıntısıdır faşist diktatörün; tekrar kullanılamaz. Katil siyasetçilerin beyni çalkantılı ve gözleri kanlı bakar, terör de aynıdır. Aynı pisliklerin, bir de son dönemi vardır. Yarattığı cesetlerin ve söndürdüğü ocakların son külleriyle, çürüdüğüne bile tanık olamazlar, kendi iktidarlarının.

Terör ve sandık, ikisini yanyana getirmek kime fayda sağlayacaksa tabak gibi ortada. Şimşir baston; çakma milliyetçiler de belli. Dönek solcu, Din Tüccarı ve Terör kankası da belli. Açıkça da belli; gizli de olsa belli. Sağdan da belli soldan da belli. Oy verilmemesi gerekenlerle ''oy ver'' diye yalvaran aynı yollarda dolaşmakta. Şimdilik, başka yönlere bakıyor ama sırt sırta. Yasal veya değil, asla ve asla ölmeye değmez; bu ayak oyunlarından damlayan cinayet nameleri sandıktan çıkmadan; insan tacirleri sandığa gömülmedikçe, barış gelmez; savaş da. Yazıklar olsun!
 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA