Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Şanghay açılımı

23 Kasım 2013 Cumartesi 20:12

 

Başbakan Erdoğan’ın Rusya gezisinde dikkat çeken en önemli öğe, herhalde Şanghay işbirliği örgütü ile ilgili olarak dile getirdiği istek oldu.

Rusya Devlet Başkanı V. Putin ile yaptığı basın toplantısında, söz bir ara Avrupa Birliği ile olan ilişkilere geldi. Putin; Türkiye’nin bu konudaki tecrübesinden söz ederek ülkemizin 60 yıldır AB kapısında bekletildiğine gönderme yaptı.

Topu alan Erdoğan, “O zaman bizi Şanghay örgütüne alın.” dedi.

Rus Devlet Başkanı bu konuda hayır demedi ama evet de demedi. Birincisi;  bu, çok büyük bir talep, Türkiye açısından da NATO açısından da… İki büyük blokun politikası etkilenecek. İkincisi; elbette ki bu kararı o tek başına verebilecek bir konumda değil. İşin içinde Çin de bulunuyor. Aslında temel belirleyici orası…

Burada önemli olan Türkiye’nin açık açık Şanghay örgütüne girmek istediğini dile getirmesidir. Gerçi bizim başbakan daha önce de bu isteğini dile getirmişti. Lakin bu örgüt, Tçürkiye’nin sıkı ilişkiler içinde olduğu AB’ye ve hatta ABD’ye bir alternatif olarak oluşturulmuş bulunuyor. Türkiye’nin hem AB’ye hem de Şanghay örgütüne girmek istemesi bir çelişki gibi görünse bile aslında bir tepkinin sonucudur.

Ülkemizin AB kapısında bir dilenci konumuna düşürülmesine duyulan tepkinin bir dışa vurumudur bu. Yoksa Türkiye örgütlü biçimde büyük bir siyasi değişiklik yaparak yüzünü Şanghay’a dönecek değildir.

***

Bu isteğin derin anlamı;  Avrasya seçeneği denilen bir seçeneğe yönelmektir.

Herkes bilir ki Avrasya seçeneğini gündeme getirenlerin başında İşçi Partisi gelmekteydi. Yine ordu içindeki bir grup da 2000’lere girilirken  Avrasya seçeneğini dillendirmişti. Bu seçenek; ABD’nin en büyük rakibi haline gelen Çin’e yönelmek demektir. Böyle bir eğilimi ABD asla affetmezdi; affetmedi de. Bunun sonucu Ergenekon ve Balyoz davalarının gündeme getirilmesi oldu.

Şimdi Başbakan Erdoğan’ın bu seçenekten söz etmesi; bir latife değil ise ciddi bir politika değişikliği demektir.

Peki Ak Parti iktidarını böyle düşünmeye, böyle davranmaya zorlayan uluslar arası şartlar nelerdir? Yoksa Başbakan Erdoğan, Batı’da kendisine karşı bir kampanya başlatıldığını mı düşünüyor? Bunu başlatanlara bir gözdağı vermek için mi, yani ben seçeneksiz değilim demek için mi Şanghay örgütüne girmekten söz etti?

Türkiye’nin dış politikasında; iç politikadan kaynaklanan değişik ataklar görecek gibiyiz.  Bu yüzden önümüzdeki seçimler çok hareketli olacağa benziyor.

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA