Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Sarı lacivert

19 Şubat 2014 Çarşamba 10:27

 

Tüketim çılgınlığı, kavram olarak belki çok tartışılabilir. Ancak bayram, kutlama ve yıldönümleri için de kaçınılmaz oluyor. Olsun ve de olmalı da. Eğer böyle olmazsa, ekonomik canlanma yaşanamaz. Sadece alışveriş merkezlerine dönüp; oralarda işler yolunda olunca yeterli olmuyor. Yetersiz bile oluyor desem yeridir. Çünkü, oradaki işletmecilere sorunca, onlar da durumu anlatıyor. Koca koca merkezler, aslında birer seyir alanları oldular. Bunun en önemli sebebi, işportanın bile güncel pazarlama iletişimini kabul etmesine karşısındaki geri kalmışlık bence. Satışlarını artırmak için fiyatları indirmekten çok fazla yaptıkları bir gelişme yok. Varsa da çok sıradan. 
Sevgililer günü sebebiyle, vitrinlere pembe kalp veya kırmızı iç çamaşırı döşemekle, elbette bu iş olmaz. Sorun şurada. Reklam kışkırtıcılığı bir çok açıdan 1980’lerin cinsellik boyutunda. Yani sevişme odaklı. Oysa, otobomil reklamları dahil, artık sex çok kışkırtıcı gelmiyor. Siz bakmayın, Magnum’daki kadının yalana yalana dondurma yemesine. 
---
Kış geldi mi bizim gibi ülkelerde kimse, dondurmaya yanaşmaz. O kadın, dondurmanın üzerinde, amuda kalksa boş iş. Önemli olan dondurmayı hatırlatması ve onun bir tatlı türü olduğunu bize öğretmsi. Oysa, böyle reklamlara baktığında; kıza dondurmayı ver, fona da bir gece müziği koy, hemen başlasın cümbüş. Öyle mi? Değil elbette. Dondurma veya herhangi bir tatlı, ani şeker yükselmesi yapar. O zaman ne olur? Acıkırız. Eğer, sevgilimiz veya biz sapık değilsek, acıkınca yatağa değil mutfağa yöneliriz. Yemek yedikten sonra da gevşeriz. Belki de uyumak isteriz. Ha şöyle düşünülebilir; uyuyalım derken, cümbüş çıkar. Çıkmaz. Kimse yorgun argın, kafasını belden aşağı çalıştırmaz.
Son zamanların tüketici davranışı araştırmaları böyle diyor. Önce algı harekete geçecek sonra pamuk eller cebe gidecek. Sevililer günü veya başka günler. Sex yerine, sevgiye yönelmediği zaman, istersen en büyük reklam kampanyaları yap, boş sonuç. Bunu nereden biliyorum? “Hedonistik Model” diye bir tüketici davranış modeli var. 
---
Bu sadece alış verişlerin sebebini değil. Özel günlerdeki etkileşimi açıklıyor. Örneğin siyasal seçimler. Bunlar da aslında birer özel gün. İşte böyle günlerde, algımız da özel çalışıyor. O güne kadar söylenmişleri, çok fazla çekici bulmuyor; kişi veya parti seçerken. Tıpkı alışverişlerin yoğun olması beklenen özel günler gibi. Bazı dükkanlarda yüksek seste müzik yayını ile siyasal söylem kirliliği, aynı algıyı harekete geçiriyor. Kafa karışıklığı sonucu, insan en yeni olduğunu düşündüğü söyleme, oy veriyor. Tam tersi, mutluluk da bir akış veriş sebebi. Sadece kafasıyla hareket etmiyor insan. O yüzden kendini mutlu hissettiğinde yapıyor alışverişini. Veriyor parayı veya oyunu. Bu bir tuzak veya vahşi kapitalizm görüşü değil. Bunlar dışında insanın gereğinden çok ürün satın almak veya bir lidere aşırı derecede bağlanmasının başka bir nedeni, “depresyon” Şimdi  sevgililer günü geliyor, geçiyor. 
---
Hep mutluluk ve cinsellik üzerine, giden kampanyalar. Oysa, sevgilisi olandan çok olmayan var. Çok acımasız olacak ama, pazarlama iletişimi de böyle bir alan. 
Kimse kimseyi depresyona sokmasına da gerek yok; bir çok insan sevgilim yok diye nerdeyse, kabuslardan çıkmıyor. O yüzden, işin bu tarafını kaşımak da çılgınlık olmazdı. Fakat etraf yine çok toz pembe oldu. Oysa  hayatın rengi keşke, sadece sarı lacivert olabilse.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA