Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

“Sehven Savcı”

08 Mayıs 2014 Perşembe 13:20

Basına yansıyan haberlerden anladık ki Bilal Erdoğan, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan şikâyetçi olmuş. Onun başvarusu üzerine İstanbul savcılarından Mehmet Demir de CHP Lideri’ni “şüpheli” sıfatıyla ifade vermeye çağırmış. Dokunulmazlığı olan bir milletvekilini ve ana muhalefet liderini bir şahsın şikayeti üzerine “şüpheli (!)” yapan bu savcının uygulaması duyulunca hemen işlem durduruldu; kendisi de Edirne’ye sürüldü.

CHP Lideri de Savcı Demir’i Salı günü “Savcı bozuntusu” diyerek sert biçimde eleştirdi: “Bir tetikçi savcı vardı. Benimle ilgili çağırmış. ‘Gelsin ifadesini alacağım’ diye. Doğrusunu isterseniz hiç üzülmedim. Sadece gülüp geçtim. Benim merak ettiğim bu adamın hukuk diplomasını kim verdi? Bu adam gerçekten savcı mı değil mi?”

Bu Savcı, hukuk ihlali yaptığını görmezden gelip  CHP Lideri’ne laf yetiştiriyor ve şöyle diyor:

“Diplomayı nerden aldığımı sormuş. Ben 1983 İstanbul Hukuk Fakültesi mezunuyum. Diplomayı Kılıçdaroğlu'ndan almadım. Eğer diplomaları yarıştıracak olursak; diplomaları yan yana koyduğumuzda Kılıçdaroğlu'nun diploması benim diplomam yanında gözyaşları içinde kalır. Benim diplomamın sadakasını versem Kılıçdaroğlu'nun diploması 15 yıl açlık çekmez.”

 

CEHALET ÖRNEĞİ

Bu savcının, AKP’nin savcılığına soyunduğunu, kendisinin diğer açıklamaları gösteriyor. O konuya girmeyeceğim ama diploması ile övünen bu kişi; daha ilkokul öğrencilerinin yapmayacağı imla (yazım) yanlışları yaparak  diplomayı okuldan değil de bakkaldan almış olduğunu kendisi ispat ediyor. Bakın, İnternet’te yer alan kendisinin yazdığı yazıdaki peş peşe gelen üç cümlede yer alan imla yanlışlarını görün:

“Bilal erdoğan,kemal kılıçdaroğlunu hakaret ettiğinden bahisle şikayet etmiş. Bu dilekçe müracaat savcılığına verilmiş.Uyapa kemal kılıçdaroğlu şüpheli olarak kaydedilmiş.”

İşte daha en basit imla kurallarını bile bilmeyen veya bunları uygulamayı aklına getirmeyen bu kişi tutup Mehmet Demir’in diplomasının sadakasını versem Kemal Kılıçdaroğlu’nun diploması 15 yıl açlık çekmez, diyor.

Doğru, ama bir şartla: Bu cümledeki kişilerin yerini değiştirirseniz…

YA SEHVEN?

Bunlar böyledir… Meslekleri ile ilgili en temel kuralları bile bilmezler  ama övünmekte de kimseye geçit vermezler. Yakalanınca da “sehven” diyerek işin içinden sıyrılırlar. Bu sehven yani, “yanlışlıkla” terimini Ergenekon ve Balyoz davaları sürecinde de ikide bir polisten duymadık mı?

Şimdi bu çok bilmiş savcı, işlemi sehven yani yanlışlıkla yaptığını söylüyor.

Bir savcı, görevinin temel bilgisine sahip değilse, yani kimi ifadeye çağıracağını dahi bilmiyorsa, ona savcı denilir mi?

Daha da acınası durum şudur: Açıklamasından çıkartıyoruz ki bu Savcı, Kemal Kılıçdaroğlu’nun milletvekili olduğundan bile habersizdir. Şu cümlesi bunu ispatlıyor: “Bu olayda sehven olan konu sayın kılıçdaroğlunun milletvekili sıfatının gözden kaçmasıdır.”

CHP Lideri’nin milletvekili olduğu gerçeğini zır cahiller bile bilir iken bu açık gerçeği gözden kaçıran o zat-ı muhterem bence de sehven savcı olmuş, o koltuğu yıllarca sehven işgal etmiştir.

Onun tavrına bakınca Zekeriya Öz’ün ruhunun işgaline uğradığını düşünüyorum. Ama bugün o Zekeriya Öz Bolu’da sürgündedir… Belli ki bu savcı, ondan boşalan koltuğa oturmak niyetindedir. Kendisi, daha önceki siyasi mesajları ile Başbakan Erdoğan’ın gözüne girmek için çırpınmıştır.

Şimdi ona diyeceğim şudur:

-Siyaset yapacaksan cübbeni çıkar, kendini öyle ortaya at… Siyasete müdahale eden askerden çektiğimiz yetmedi şimdi de bu tür parti savcılarıyla mı uğraşacağız?

Bir de komşunun ilkokula giden çocuğunu bul, ondan rica et de sana özel isimler nasıl yazılır; öğretsin.

Daha sonra da Kemal Kılıçdaroğlu ile diploma yarıştırmaya kalk…

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA