Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Sergen denilen maşa

22 Aralık 2014 Pazartesi 12:43

Bir futbolcu eskisi daha Fenerbahçe düşmanlığına soyundu.  Onu konuşturan ise TRT denilen devlet kurumu.  Devletin TRT’si, 3 Temmuz 2011’den beri Fenerbahçe’ye karşı psikolojik savaş yürütüyor. Bir zamanlar Cemaat Medyası’nın komutasında bütün medya, Aziz Yıldırım’ı linç etmeye uğraştı. Medya, Cemaat tarafından  Fenerbahçe’ye karşı kurulan komployu kamuoyuna haklı göstermek için yoğun bir psikolojik savaş yürüttü.  Lokantada gülüşe eğlene yemek yiyen beş altı kişinin fotoğrafını bile “Şike’nin Fotoğrafı” diye yayımlayan bu ahlaksızların  foyası artık ortaya çıktı. Cemaat medyası bile susmak zorunda kaldı.

Lakin vatandaşın vergileriyle yayın yapan devlet kuruluşu şu TRT var ya… Bu kuruluş, hâlâ 3 Temmuz sürecinin sahibi gibi Fenerbahçe’ye saldırılarını sürdürüyor. TRT; bu iş için Erman Toroğlu’nu aldı; yanına da Sergen Yalçın’ı ekledi. Toroğlu’nun, Kanal Türk denilen tv’de yaptıkları programda Fenerbahçe’ye nasıl ağır saldırılarda bulunduğunu sporla ilgilenen herkes çok iyi biliyor. Serhat Ulueren isimli sunucunun yönlendirmesiyle doğrucu Davut havalarında neler söylediler neler. Ben de “Kolay Gelsin Serhat Ulueren” başlıklı bir yazı ile bunların ipliğini pazara çıkartmıştım. Ondan sonra tutunamayıp dağıldılar. Ama Kanal Türk’ün attığını şimdi TRT tuttu. O yetmezdi  elbette; yanına şimdi bir de  Sergen Yalçın denilen futbolcu eskisini kattılar.  Sırayla bir o vuruyor bir diğeri. 

CAHİL CEHLİNİ İLİM ZANNEDER

Bu Sergen nam zat, geçen gece TRT’de konuşurken şöyle bir laf etmiş: "Galatasaray, bu akşam Fenerbahçe'ye hakem yardımı olmadan maçın nasıl kazanılacağını gösterdi"

Bir gün önce Fenerbahçe, Kayseri Erciyesspor maçını panaltıdan attığı golle kazandı ya… Bu sivri zekâlı, ona gönderme yapıyor; “O penaltı,  penaltı değildi, hakem Fenerbahçe’yi kazandırmak için penaltıyı uydurdu.” demek istiyor.

Şimdi bu çok bilmiş Sergen ve benzerlerine basit bir fizyonomi dersi verelim:

Ey Fenerbahçe’ye söverek para kazanan zat! Eğer bir insanı, bir başkası arkadan iter ise, o kişi de elinde olmadan düşer ise; bu an içinde itilen kişi, ellerini otomatik olarak toprağa doğru uzatır. Bu bir istemdışı harekettir (refleks). İtilen bir kişi yere doğru düşerken, istese bile elini o futbolcu gibi havaya doğru kaldıramaz.

Sivri akıllılara bir kez daha hatırlatıyorum:  İtilen bir kişi düşerken kolunu öyle göğe doğru diklemesine kaldıramaz…

Gelelim dersimize:

Eğer o kişi düşme pozisyonunda iken kolunu yere doğru değil de havaya doğru kaldırmış ise (İyi oku çok bilmiş Sergen), bu  “açıkça aldatma” hareketidir. Yani; düşmesine gerek yok iken düşüyormuş görüntüsü vermektedir. Böyle bir hareketi yapabilmesi için de düşme durumunda olmaması gerekir. O oyuncu, bir gösteri yapmış; Sergen gibi fizyolojiden habersiz çok bilmişler de bunun üstüne mal bulmuş Mağribî gibi atlamışlardır.

Özet: Ortada bir fail yoktur. İtme olsa  o futbolcu öyle düşemezdi ağalar!

Ele çarpmaya gelince… Eğer buna da bir futbol yorumcusu kılıf uydurursa kalksın o koltuktan da gitsin bir köyde çobanlık yapsın.

***

Buradan yeni TRT Genel Müdürü Sayın Şenol Göka’ya sesleniyorum!

Beyefendi, 4 yıldır TRT’de spor programı adı altında Fenerbahçe’ye karşı yürütülen bu psikolojik savaşa ne zaman son vereceksin?

Eğer benim haberim yoktu diyorsanız; işte bu yazı ile size durumu hatırlatıyorum. Lütfen TRT’yi bu tür psikolojik harp elemanlarının çiftliğine çevirtenlere engel olun. Cemaat demek ki TRT’de hâlâ etkin ki onların adamlarının zamanında başlatılan böyle yayınlar devam edebiliyor.

Haber vermiş oluyorum Sayın Göka!

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA