Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Sevgili gibisi yok

08 Haziran 2013 Cumartesi 00:05

Söylemesi ayıp ben biraz hastayım. O yüzden yazdıklarımda anlaşılmayan bir yer olursa, ben yazmadım diyeceğim. Yasemin İlan veya Aydın Türkmen yazımı değiştirmiş demekten başka bir kıvırma yolum da yok. Dibine kadar narkozu yemiş bir halde odamda gözlerimi açtım. Kapatırken, omurilik fıtığı ameliyatı olacağım diye yatmıştım. Fakat uyanınca, durumu anlayamadım. Bir an; "Acaba öldüm de hesap verme anı mı?" diye düşünüyorum. Aslında ölmediğimi biliyorum ama insan ikileme düşüyor. Ya öldüysem. Kafa bir dünya, kıyak ne kelime, rakı şarap, bira içip otlar çeksem bu kafa böyle güzel olmaz. Etraf cıvıl cıvıl. Namusun üzerine yeminle söyleyim ben bu kızların hangi kafada yaşadığını anlamıyorum. Oda full. Halam, annem, dayım... Hiç birini gözüm görmüyor. İnsanın "sevgilisi gibi yok" da diyemiyorum. Benim tam bağımlı bir sevgilim zaten hiç olamıyor. Yani, Türkiye ne kadar bağımsızsa benimki de o kadar. Ancak, hani bir insan; çok şiirsel veya çok hassas biri olur anlarım.


Eski sevgilileri unutamaz falan filan. Ben öyle ağır hasarlı kırık kalpler bırakacak bir adam da değilim. Bir değil, iki değil üç değil. Dört hanımefendi, hepsi de gelmiş. Anlayamadım da. Doktor "hastayı yormadan dilediğiniz kadar  kalın" diyor duyuyorum ama, benim kafa kıyak. Kimse alınmıyor.

***

Sonunda aile dışarı çıkıyor. Ben belden aşağı hissiz biçimde yatıyorum. Çok ayıp ama o halde insan eski sevgilisini görünce afedersiniz sevişmeler aklına geliyor. Veya ben fazla narkoz almışım. Her biriyle yaşanmış alevli yanar döner anılar var. Anılar iç içe geçiyor. Dumanlıyım. Ağzımı açıp bir şey diyeceğim. Hop bir bakıyorum, benim elleri biri tutuyor. Ben gerilimliyim.

İstiyorum ki hiç tanışmasınlar. O an aklım gidiyor. Bunlar şimdi birbirine soracak, "canım sen ne iş yapıyorsun", "ben ne iş yapıyorum".

Konu sonunda bana gelecek, sen Mehmet'i nereden tanıyorsun? Ben nereden tanıyorum?

Hadi bunlar da olsun. Ama hacetim gelince ne olacak? Acaba narkoz tüm bedenimi, un ufak etti de karizma mı sarsılacak? Sapık değilim ama insan en çok bunları düşünüyor. Sonunda sohbet döndü dolaştı. Bana geldi. Korkuyorum. Olur ya eğer aynı tarihte, ben eğer bir aldatma falan yapmışsam ortaya çıkacak. Çünkü kadınların başka bir telepatisi var. On dakika içinde herkes birbirinin kim olduğunu anladı. Bakışmalar kesişmeler. Ben bunalıyorum.

***

Televizyonu işaret ettim. Yandaş, yoldaş neyse bir yer açtılar. Allah o ne! İnsanlar metroda öpüşmüş; başkaları da bunları paralamış. Tamam işte film başladı. Herkes yan gözle beni kesiyor. Vallahi hatırlamıyorum, ben kiminle nasıl öpüştüğümü ne bileyim... Zaten ameliyattan çıkalı bir saat olmuş.

Normalde, metroda olanlar, komik bir haber. İnsan güler. Veya "ülke nereye gidiyor?" Gericiler, ilericiler eksenlerine geçilir. Tık yok. Ben sıkıştım. Hani bir komiklik olsun diye; "öpüşmeden ne zarar gelecek, keşke iyileşmiş olsam da şapır şupur sarmaş olsam" gibi boş bir laf ortaya attım. Yine tık yok. Herkes birbirine bakıyor. Gerdiler beni; aklıma korku filmleri geliyor. Ulan bunlar topluca benim oramı buramı parçalayıp kaçmasınlar diyorum. Kafa zurna, çakmışım narkozu. Parçalamayı bırak, paket yapıp kedilere verseler haberim olmaz. Sonunda, bir tanesi, çantasından NTV yayınlarından Sanat adlı kitabı çıkardı ve okumaya başladı da ben sapı samanı kurtardım. Kirazlar, muzlar, çilekler, yendi içildi gittiler.. Bir tanesi, Face'den yazıyorum, küs. Diğerini ertesi gün aradım çalan müzikten konuşamadık. Öteki, peri bacalarına gidicem diyordu. Bacanın içinde mi kaldı bilmiyorum. Dördüncü aşı yaptıracaktı. Aşı tutmadı heralde.

Bense yatakta, bunları aldatmadıysam, niye aldatmadım onu sorguluyorum.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA