Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Şikayetin gölgesi

10 Şubat 2015 Salı 11:52

Facebook için bir özgürlük platformu diye düşünenler olabilir. Düşünmek aşamasında hiç bir sorun yok. Yeterki, sen de çal sen de çarp ama, onu eleştirme. Sorun, cahiliye dönemine ait, çağdaşlaşmaya dönük düşünceleri netleştirmeye kalkarsan başlıyor. Son yıllarda, ülke genelinde, özgürlüklere dönük, yobazlığın bir şikayet şapşallığı başladı.Kendisi gibi olmayan adlı bir düşman var edildi. Şikayetse, tıpkı bir zehir gibi.

Bu aptallığın, işleyiş mantığı belli aslında; ama despotik bir ezme, sindirme ortamında, neyi yazacaksın? Yaptığı saçmalıklar, hırsızlıklar, vurgunlar, soygunlar, muhalefettekilerin beceriksizlikleri, vıdır vıdır çene yapmalarından başka bir temeli yok bu, şikayet hastalığının. Bu derken, sanki belgesellik gibi ciddiye alınan, şikayet mekanizması. Yöneticisinden, yönetilenine kadar, kurnazlığın zeka, hainliğin ustalık, faşizmin otorite diye isimlendirildiği, bildiğin güce ve bilinmezliğe tapma mantığı bu.
Şikayet ise, gericiliğin, işkencenin baskının en önemli aracı. Şikayet, bir korkaklık gibi dursa da, asıl kaynağı, insandaki aşağılık duygusu. Becerememek, itilmek.

Egemen güç olanlar içinse, şikayet, en temel istihbarat ve kamuoyu, havuzu.
Yaptığı tüm ahlaksızlıkları örtmek için, en çok ilişki kurulan kamuoyu araştırma biçimidir şikayet. İki yönü var bunun, bir tanesi, bir dangalağın keyfine göre özgürlüklerden hoşlanmaması.

İkinci tarafı da şu: Şikayeti öğrenirken, aynı zamanda memnuniyeti de anlayabiliyorlar. Örneğin en babasıysa, en aptalca olanı: çalıyorlar ama hizmet de yapıyorlar. Çalma, şikayete, hizmetse memnuniyet işareti. O zaman yapılacak iş basit: çalalım ama hizmet de yapalım. Hizmet dediği de bildiğin ulaşım sorunu mesela. Çöz yeter. Dünyanın en büyük saçmalığı olan, Metrobüs ilkelliği bile; bir memnnuniyet konusu. Kendi yaşadığı şehirde köprü parası adlı haraç ödeyen vatandaşların, şikayeti ne oluyor? Umurlarında değil kimsenin. Şikayet değil bu sanki.
Sen babanın malı gibi yolları daraltıp, vatandaşa sırf yalakalık olsun diye, yürüme alanı yarat, araç trafiğinin içine et.

Sonra çalıyormuş da hizmet de yapıyormuş. Allah kitap hepsini ticarete bağlayan kafa, çatır çatır orman kesip, dünyanın en büyük saçmalığı sayılacak, inşaat vurgunu yaparken, git şikayet et de bak ne oluyor? Yılda 3 kez uçağa binmeyen adam, hava alanı yapılıyor, allaha şükür derse, birmiştir iş.

Bunları yazmak özgürlükse, yok artık ona da şükür falan etmeyelim. Sosyal medya bile bazı ülkelerde kepazeliklere alet olurken, ben neden Türk olmanın dayanılmaz çilelerinde dalda dalga köpüreyim ki?
Yani, bir ülkenin ismindeki Türk deyişi;4000 yıllık bir antropolojik süreci taçlandırmak zorunda değilse de, faşizmi de hak etmiyor. Ecdadını, mazisini koruyacağına, geleceğe ne bıraktığına bakamayan, cahil zontalara, hangi sosyalleşme kafasını aktarabildik ki bu güne kadar.

“Oy aldım, oyarım da oynarım  lan” keyfiyetidir bu ülkenin, her tarafından yeşeren. Şikayet varsa, memnuniyet de var, aldatmacası.
Bir %50 nefret; diğeri sevgi sunarken. Başka bir % 50, dışardan bu kepazelikere gülüyorsa, onun adı, sosyal faşizmdir. Devletin despotizmi değil, sosyal olan medyanın, halk dalkavukluğudur, bu ülkeni yeni hastalığı.

Facebook dahil, sexi olan taş gibi  bir kadına ait bir göğüs fortoğrafını, profilden koyamazsın. Veya dünyada her yıl düzenlenen, en güzel kıç yarışmasının görüntülerini paylaşamazsın, bu ülkede. Geri zekalı biri şikayet eder ve facebook sayfanı kapatırlar. Sonra sosyal medya şöyle özgür, böyle demokratik. Hepsi palavra. Cinayetin, hırsızlığın, cahilliğin, bulaşıcı bir hastalık olması için, sosyolojiden, sosyal medyaya oradan da medikal literatüre geçmesine gerek yok. Şikayet ve mumnuniyet mekanizması böyle aplatca işlediği sürece, hastalık yayılıyor. Ezan susmaz, bayrak inmez demekle iş bitmiyor.

Ezana hiç bir şey olmaz. Çünkü, camideki imamdan duyduğunu, bilgi dağacığı sanan bir yerde, hiç bir kamu otoritesi bunu engellemez. Tam tersi ellerinden gelse, evlerede bu hizmeti sunarlar. Sorun, ahiretle ilgili değil zaten. Konu özgürlük ağalar. 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA