Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Şirin devlet

10 Ağustos 2013 Cumartesi 10:25

Bizden başka böyle kaç devlet var acaba, sabah akşam kendi haberleriyle halkını yaylım ateşine tutan. Biz mi yerimizde rahat duramıyoruz, yoksa devlet mekanızması çok mu hareketli? Bir rahatsızlık durumu olduğu kesin. Gelişmiş ülkeler de bazen böyle devletçi pozlar takınıyor. Ama bunu genellikle bir imaj tazelemeleri gerekince yapıyorlar. Özellikle Amerika; üzerine vazife olmayan demokrasi dağıtma görevini yaparken bu yolu çok izliyor. Yani; "ey vatandaşım Irak, Afganistan falan buralara daldım ama; sırf devletimizin geleceği için yaptım" algısını oluşturmaya çalışıyor.


Ondan önce de Vietnam saçmalığını örtmek için, böyle imaj numaraları yaparmış. Bu örnekleri çoğaltırsam, siyasi dedikodudan başka bir işe yaramaz. O yüzden, ben devletçi, toplumcu bakışın ne zamanlar ön plana çıktığını değil de ne kafayla yapıldığını anlamaya çalışıyayım.

Bizim devletçi haberlerimizi çok özlemle anamayacağım. Çünkü her saat başı aç bir radyo veya televizyonu, bol bol var. Ancak, dünyadaki bir çok ülkeyle kıyaslayınca aradaki fark şu: Onlar devlet ilişkili haberlerini uluslararası; biz ise içe dönük olarak sunuyoruz. Sunmuyoruz adeta çayır çimen sular gibi fışkırtıyoruz. Böyle yapınca ne oluyor?

Kendimizi daha ciddi daha toplumsal hissediyoruz heralde. Heralde dedim, çünkü ona da emin değilim. Düşünüyorum, devleti yanımda hissetmek istediğim hangi zamanlarda; o, imdadıma yetişti. Çok özür dilerim! Hiçbir zaman. Parayı benden alırken, anında orada oldu; bana para ödeyeceği zaman, anamı ağlattı.

Bana özgü değil bu; genelde böyle işliyor süreç.Niye? Çünkü devlet ciddi bir kurum. Eee! Biz neyiz? Biz de civelek vatandaş değiliz. Ama yapacak bir şey yok.

***

İnsan insan veya insana devlete olduğu kadar devletin de bazen insana şirin görünme çabaları olur. Ancak devlet bunu yaparken, toplumun çıkarını hep kollar.Örneğin; orman, ağaç, bitki, gezi parkı falan, bakış hep toplumsaldır. Ormanı ele alalım. Devlet, ölü orman arazilerini, vatandaşa vereceğim der. İsyan ederiz. Neden, güya ormanları geleceğe bırakmak istediğimizden. Yani ben bu kadar da toplumcul insanlar olduğumuza pek inanan biri değilim açıkçası. Ondan öyle söyledim. Yoksa elbette ormanı, ağacı çiçeği koruyalım. Sorun o değil. Diğer taraftan devlet, vatandaşın babadan kalma, tapuslu arazisine el koyar. Niye? Yine aynı amaçla, ormanları geleceğe bırakmak için.

Dede; ormanın hemen yanından yıllar önce arazi alır. Çam kozalakları, toprağa düşer ve yeni çamlar türer. Yıllar geçince dedenin aldığı arazi ormanla bütünleşir. Bir gün devlet, babalık yapmaya karar verir ve o araziyi ormana ekler. Şaka değil. Sanki sosyalist bir sistem gibi.

***

Yargıtay da böyle davalarda vatandaşın lehine sonuçlanma oranı şu ana kadar sıfır. Bir tek yol var Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Ormanları, halkına dağıtınca veyadoğal olarak ağaçlanmış kişiye ait  topraklara, el koyunca ciddi devlet falan olunmaz. Kel, kurak arazileri, ağaçlandırma karşılığı vatandaşa verse, çok daha mantıklı olacak, kocaman, güçlü  ciddi devletimiz. Böyle yapınca, belki bu kadar kasıntı ve sertolamaz ama en azından daha şirin olacağı kesin.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA