Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Son durak, kara toprak

08 Aralık 2014 Pazartesi 09:46

Her dönem bir meslek diğerine göre daha ön planda olmuştur. Yaşanılan dönemlerde, işi yapanın;onu nasıl yaptığı anlaşılabilirse, o zaman ilahlaşma değil, ona karşı bir saygı oluşur. Yoksa, her anlamadığımız, her yapamadığımız, işi hidatetten sanarız. Tıpkı eski çağların, meşhur peygamberleri gibi, tanrı insanlığa ileteceklerine aracı koyuyor ya. O yüzden bunları seçmiş. Ve peygamberleri bizlerden üstün yaratıyor. Üstünlüğünün en önemli parçası ise şu ahlaklı ve adil olması, yani hepimizin olması gereken. Bir açıdan; ortada bir rütbe alacak durum yok. Ama allahın işine de karışmalayalım eşbette. Peygamberleden bir tanesi; diğerlerinden az daha kurnaz; sakın benim söylediklerimi yazmayın bile diyor. Mantık basit; çok konuşmak zorunda olunan bir görev peygamberlik. Eğer her söylediği yazılırsa, çelişkiler orta açıkacak ve belki de ortadaki mucizenin, rengi açığa çıkacak. Eğer bakış açısını günümüze odaklarsak; üniversite hocasının; derslerde öğrenciye “sakın not tutmayın” demesi gibi,

Her bir peygamber de ayrı mucizelerle yüklü. Bastonuyla denizleri ikiye bölen var; terini toprağa atıp gül çıkaran var. Var da var. Dahası, kadının biri, beni “tanrı hamile bıraktı” diyor, o da milyonlarca taraftar buluyor. Aynı, kültürü efsanelerle dolu, masal geleneğini yetişkinlere aşılamış doğu toplumları gibi. Batı uygarlığıda, aynı. Bu acayipliklerden bir dönem nasibini almışlar.

Hamile kadının çocuğu normal biri olarak doğuyor. Marangozken, peygamber oluyor adam. Çok böyle efsane. İnanırsın veya inanmazsın, orası bireysel. Yalnız, insan oğlu açıklayamadığı herşeyi olmasa bile; çoğunu masal veya ilahi hikayelere bağlıyor. Eğer öyle olmasa, zaten sömürülmez, kullanılmaz ve kandırılmaz. Çağın mesleği olan siyasetçilikse, bir açıma tanrıya madik attığını sanan, şaklabanlıkla çok ilgili. Cahil kafalı politikacı,  “Tanrıya ne kadar madik atarsa, kitlelerin de kendisine o kadar taptığına sanıyor.

Beyinlerde bir buzul çağı yaşanıyor bu coğrafyada. Belki de ilahlar, tarz değiştirdi. Bir dolandırıcılık var ortalarda, bir de onun aç ve kepaze şakşakçıları. Hepsi aptal olamayacağına göre, açıklanamayan bir durum  var. Tam satılmışlıktır bu. Dinle, dille inançla tek bir alakası yok. Ama gelde inandır bu insan yığınlarını.
Tüm dolandırıcıların ana silahıdır, akıl dışılıklar ve mucizeler. O yüzden konuşan kedi, şarkı söyleyen sincap gibi görüntüleri, tıklanmaya doyamaz, sosyal medyada.
Bir hayvan bilimci, konuşsa anlatsa; maymun dahil bir çok hayvan duyduğu sesi çıkarabilir falan dese. Bir başkası da dini kitaplardan, “otun, böceğin veya büyük baş hayvanın konuşabileceğini ima eden, bir ayeti kerimeyi açıklasa. Hangisi dinlenir? Elbette ilahiyatçı dinlenir.

Hayvan bilimciyi o dinlemek sıkıcı geliyor, insana. Kafayı kullanmadığın zaman sistem seni daha çok seviyor. Mal olduğun sürece piyasan var canikom kafası bu.
Bilindik  şeyleri karşılıklı konuşmaktan çok zevk alıyor, bu topraklarda insanlar.Ve cümlelerin sonu “hayırlısı bakalım” diye bitince, herşey hal yoluna girecek sanılıyor. Şimdi de ilahlaştırmamamız gereken, goygoya dayalı bir meslek var ülkede. Siyasetçiler.  Dürüst veya hırsız, uzun veya kısa, yalancı veya gerçekçi. Ancak bunların; namazlarını nerede kıldıklarını bilmekle veya çaldıklarını nereye gömdüklerini görmek arasındaki ninnilerdir, bizi oyalayan.

Tıpkı sigarayı neden bırakamıyoruz sorusu gibi? Vaz geçemiyoruz cehaletin bizi kullanmasından. Neden bırakamadığımız çok basit, bağımlılık.Oysa asıl sorun şu; “Sigarayı bırakınca neden yeniden başlıyoruz”.

Yoksa, sigarayı bırakmak veya sahtekar siyasetçiden vazgeçmek için, en az 100 farklı yöntem var. Ama sigarayı bırakınca, yeniden o pisliğe başlamamıza sebep olan bağ kalmıyor ortadan.

Yeni gelecek olan alçağı; çalmaya, yalana ve talana iten ne? Onun adı ahlaklızlık ve uluslararası sömürünün, yerel faşist uzantıları. Yalama olmuş insan kişiliği gibi.  Kabalık ve zontalık Conta tutmadığı zaman, pislik çağlamaz hemen ama akmasa da damlar. Asıl kepazelik, cümbüş sonrası çıkar.

Cehaletlerden; eyaletler yarattığına inanan adam;  Türkiye isimli, bir zamanların Cumhuriyet’ine atmıştır madiği. Keyfi ondandır. Foşur foşur, keyifle iştah köpürmektedir.  Çaldığına, din okulu yapacağını söylemek; gasp ettiği araziye saray dikmek de değildir asıl işi. Özgürlüğün bir hak olduğunu anlama diye; vurur öldürür, çalar yakar yıkar aslında. Hedef insanın akıllısıdır. Alevi ol veya olma; vahşet her zaman bir düşman bulur kendine. Sen de çal sen de sat. Yeterki çorba beraber kaynasın.Tanrıya güneş gözlüğü taktıran, bağrı açık cehaletin; ekşimiş eyalet başkanlarına; çok anıtlar dikmiştir, bu memleket; adı Cumhuriyet veya Hidayet. Unutma o zaman; “son durak kara toprak.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA