Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Son tango

03 Kasım 2013 Pazar 12:35

Tiyatrolarımız, bu ülkede sanat adına en güzel performansların yapıldığı alanlardan bir tanesi. En reziliyse, herzaman açık ara pop müzik. Oyunların da kendi içinde, kabus olanı var. Ancak çok az.


Bunu neye dayanarak söylüyorum? İstanbul Şehir Tiyatroları'nda geçen yıl sahnelenen oyunların, tamamını izlemiş biri olarak. Devlet tiyatrolarındaki oyunlarınsa, ancak yarısına ulaşabildim.

Çünkü, hem Şehir hem de Devlet Tiyatroları'nda biletler satışa çıktığı hafta değil; ilk üç günde tükeniyor. Bunun da sebebi, sanat aşkı değil; salonların küçüklüğü. Önce bu yıl, sıkıntıdan patladığım oyunu söyleyim: 'Para'.

Yazarı Necip Fazıl Kısakürek. Hani bir insan şair olarak, bu kadar başarılı olur da, böyle kötü bir oyunu nasıl yazar? Aynı şey, Aziz Nesin için de böyle. "Toros Canavarı" adlı oyun, içi boş kelimelerin ahenksiz raksı. Aziz Nesin zaten mantık olarak hep aynı; 'yüzde 60 saftiriktir' kafası.

***

Necip Fazıl'ın ise; sadece vıdır vıdır konuşmalar yazmış. Çıkın sahneye, paranın, insanı; ne kadar kişilik zayıflığına yöneltebileceğini gösterin desen, bu kadar olur. Derdim kişiler değil. Ancak bir insan ilk kez bu oyunlarla tiyatroya adım atsa, en az 5 yıl önünden geçmez.

Bunun yanında, öyle de bir oyun var ki; devletin, milletin, oyuncukarın, Cevahir AVM'sindeki büfeci görünümlü 'soyguncu'nun eline sağlık. Bir kutu gazlı içeceğe 5,5 lira alan yakışıklıya söyledim bunu. AVM'yle aramız iyi. Sadece, içerdeki hava yemek ve kızartma kokuyor hepsi o. Ancak özellikle Salon 1, şahane. Hani çoluğunu çocuğunu yanına değil kucağına alsan, musait koltuklar. Bir de oyun var sahnede 'Son Tango'. Bu oyunu al İngilizce'ye çevir ve ülkeye gelen resmi devlet görevlilerine izlet.

Birleşmiş Milletler veya Dünya Bankası fonundan eğer, Avrupaínın en büyük salonunu karşılıksız yapmazlarsa, ben bir şey bilmiyorum.

***

Onlar salonu yapsın, biz de AVMísini. Ben de haftada bir o salonun koltukarının tozunu alayım. Hani, öyle böyle bir oyun değil. Dekor en başta şahane. Oyun başladığı anda, Arjantiníe gidiyorsunuz. Oyuncuların tamamı Türk tipli değil ve saçlar, giysiler sanki orjinal döneme ait. Canlı öpüşme sahnesi var ama aynen vatandaş öpüşmesi. Sevgi dolu.

Erotizmle pornografi arasında, gidip getirmiyor seyirciyi. Son zamanlarda bu ülkede yaşadığına, sanat adına sevinecek bir neden arayanlara ilaç aslında "Son Tango". Keşke yasal olarak koruma altına alınsa ve uluslararası bürokrasi ilişkilerine dahil edilse. Benzer şekilde "Hürrem Sultan" adlı oyun da öyle.

Osmanlı, savaşan erkekler, askerler ve haremden ibaret bir imparatorluk algısını değiştirebilecek bir muhteşem yapıt. Seyirciyi de iyi ama bazen yanlış anlamalar oluyor. Son Tango, Arjantin de hükümete karşı gelen bir grup insanın aşkıyla ilgili.

Bazıları, oyunu bizim yerli siyasete karşı yazılmış bir tepkisel eser olarak aldı.

Bu yüzden, çok duygusal sahnelerde, Arjantin vatandaşılığının ötesinde, elleri yaran alkışlar oluyor. Geçen yıl da "Zengin Mutfağı" adlı oyunda, hisli kardeşlerimiz, Türklüğe uzanan eller kırılır diyerek, salonu terketti. Ancak oyun Türklükíle ilgili olmadığı gibi; darbe yapmanın saçmalığını işliyordu. Biletler tükenmenmiş olabilir ama; büfeci arkadaş her daim orada. İyi seyirler.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA