Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Sopalık

13 Nisan 2013 Cumartesi 00:01

Tanınmış filozof-romancı Umberto Eco, İstanbul'da bir söyleşide, "İnsanların yüzde 50'si aptaldır" demiş. Bence çok salakça bir laf etmiş. Bu lafı söylemek için buralara gelmesine gerek yoktu aslında. Gelmiş artık. Neyse; hemen bu lafın üzerine balıklama atlamış bizim bazı enteller. Bu laf, Aziz Nesin’i hatırlatmış. Hatırlatınca ne olmuş? Aziz, toplumun % 60 salak diyordu, Umberto, % 10 luk  bir zeka indirimi yapmış. Ben de şöyle desem nasıl olur? İnsanlara, elinde en ufak bir araştırma sonucu olmadan konuşup, nutuk atanların tamamı geri zekalıdır. Terbiyesizdir. Şimdi ne oldu, 3 tane adam boş boş konuşmuş olduk. Kitlelere hakaret edince, normalde, onurlu insan tepki verir. O zaman nasıl oluyor da kimse buna ses çıkarmıyor. Çıkarmaz. Çünkü, kimse kolay kolay salak olduğunu kabul etmez. Bu yüzden insanların % 99 u şamşırık deyince, herkes kendini, ben geri kalan % 1’in içindeki zeki; adamım diye düşünür. İdil Çeliker de “mutluluk zeka” işidir diyor. Fakat gayet saygıyla anlatmış. Şimdi eğer biraz pespaye düşünecek biri olsa, buna da kızabilir. Ne yani ben mutsuzsam, salak mıyım der? O işte en hırtça bir tepkidir. İnsanın kendi alınganlığıdır. Ancak ülkemizde, her gün böyle alıngan insanlarla karşılaşırız. Bunlar her konuda tepki vermeye programlı huysuz kafalardır. Bütün formatları; da “ne olursa olsun cevap vereyim” kafasındadır.
Temel mantıkları, “altta kalma ezilirsin, çok sakinsen büzülürsün” anlayışına dayalıdır. Boş konuşanların çoğunun kafası bu tarz çalışır.
Zeki de olabilirler, aptal da. Ancak tam “sopalık” denir bunlara.
Son zamanlarda, eğer Barış Süreci’nde olmasak, bir iki leşim olurdu da yapmadım. Özellikle kulaklıkla müzik dinleyen insan modüllerinin gezgin olanları benim gıcık olduklarım. Bunlar, son sesinde; müziği kulaklarına çakmaya devam ediyorlar. Çakmak diyorum, dinlemek kelimesi çok medeni kalıyor. Müziği genelde cep telefonlarından dinliyorlar. Cep telefonları da en pahalısından. Müzikler de en az Murat Boz kalitesinde “elitist” bir türde!
Hani dinledikçe, iştah veren bir tarz desem yeridir. Keza, bu modüllerin Halil Sezai ve Murat Dalkılıç sevenleri de var. Ve şunu eklemem lazım; bu tarz müzik dinleyenlerin % 100’ü zekidir. İnsanı salak yapan, seçtiği cep telefonu markası değil; seçtiği kulaklıktır. Çünkü kötü kulaklık, sadece o müziği dinleyenin beynini zımparalamaz, yanındakilerinde kafasını silip atar. Yalnız, müzik dinleyen salaksa, kulaklıktan gelen sesi sadece kendisi duyar sanar. Dönüp kendisine, “afedersiniz kulaklığınızdan gelen “dım-tıs” sesi insanın sinirlerini bozuyor deyince de kulaklık ve şapşallık arasındaki bağ ortaya çıkar. Çünkü, size “etrafta bi sürü ses var; sadece benim kulaklıktan gelen ses mi sizi rahatsız etti” diyebilir. Oğlum git bak! insanlar konuşuyor, susamayacaklarına göre ne yapayım, dersin.  O da sana iyi o zaman “ben de sizin elinizdeki kitaptan rahatsız oluyorum” diyebilir. Bu, büyük şehir malakları; ne salak ne de aptaldır. Arzısın önde gidenidir, çoğu Lord görünümlü çakma Rock’çulardır. Nur içinde yat bari, John Lord. Şu ülkede taverna klavyecisi kadar havan olmadı ya.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA