Süleyman Yağız / Gazeteci / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Süleyman Yağız / Gazeteci / Yazar

"SÜLEYMAN OSSUN DA ÇAMURDAN OSSUN!"

17 Haziran 2015 Çarşamba 15:42

Yazarlık yaşamına, 1972 yılının Ekim ayında, yâni tam 43 yıl önce, dönemin etkili gazetelerinden Yeni Ortam'da, “A.İ. Avşaroğlu” takma adıyla yayımlanan, "Su" başlıklı yazımla başlamıştım.
Yazımda, sert bir ifadeyle Demirel'i eleştirmiştim.
Yıllar sonra, 90'lı yılların başlarında, Yazı İşleri Müdürü olduğum Yeni Asır Gazetesi, -siyasî yasaklı hâlden yeni kurtulmuş olan- Süleyman Demirel'e özel bir davet vermişti. Davette, Demirel'le yan yana oturmuştuk.
Kendisine dedim ki:
-Asıl Süleyman Demirel benim!
Şaşırmıştı! Ama gerçek de öyleydi... Zira, benim asıl soyadım sahiden Demirel'di... Babamın nüfus memuru arkadaşı, babamla şakalaşmak için nüfus kaydındaki "Demirel"in üstünü çizmiş, altına "Yağız" yazmıştı...
Böylece, sülalemizde bir kısmımızın, -bizlerin- soyadı "Yağız" olurken, bir kısmımızın, -babamın amca çocuklarının- soyadı da "Demirel" olmaya devam etmişti...
Hâlâ da öyledir...
***
O davette, Süleyman Demirel'e, "Asıl Süleyman Demirel benim" derken bu hikâyeyi de anlatmıştım...
Öyle ya, kendisinin asıl soyadı başkayken, yâni "Gündoğdu" iken “Demirel” soyadını sonradan edinmişti, benimse “Demirel” olan asıl soyadım sonradan “Yağız” olmuştu...
Süleyman Bey'in çok esprili bir şahsiyet olduğunu bildiğim için, vereceği yanıtın da mutlaka esprili olacağının düşünüyordum ki, öyle de oldu...
-Süleyman ossun da çamurdan ossun, dedi.
Ve tabii, karşılıklı kahkahayı basmıştık...
***
Ailemizde Süleyman Demirel taraftarları da vardı ama ben hiçbir zaman onun eksenindeki bir siyaseti benimsememiştim...

Dönem, “68 Kuşağı” sürecinin yaşandığı bir dönemdi…
Demirel, "sağ"ın en önde gelen lideri, bense, yazarlığa yeni adım atmış genç bir "solcu"ydum...
Dahası, kendisini çok sert eleştiren, yazarlık yaşamımın ilk yazısını kaleme aldığım yıllarda ben daha "uç sol"daydım...
Dolayısıyla o yıllarda siyasetçi Süleyman Demirel hakkında olumlu düşünebilmem hiç mümkün değildi...
***
Ama o, sonraki yıllarda Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel olarak, sadece kendi taraftarlarının değil hepimizin Cumhurbaşkanı olabilmişti...
Çok da başarılı olabilmişti...
Namusu ve şerefi üzerine ettiği yemine halel getirmemişti...
O nedenledir ki, siyaseten en büyük rakibi olan Bülent Ecevit, onun ikinci kez Cumhurbaşkanı seçilmesini çok istemişti...
Bazıları, bunun bir kandırmaca olduğunu iddia ederek Demirel ile Ecevit'in arasına nifak sokmak istemişti...
Ecevit ise bu konuda gerçekten de çok samimiydi...
Onun içindir ki, Demirel'in ikinci kez Cumhurbaşkanı seçilebilmesini sağlayacak olan “5+5 formülü”nün devreye sokulmasını istemişti...
Meclis'te konuya ilişkin Anayasa değişikliği oylanırken de “evet” oyunu göstere göstere vermişti...
(Ben de evet oyu vermiştim.)
Buna karşın, bu değişiklik, söz verip de cayanların yüzünden yeterli oya ulaşamadığı için gerçekleştirilememişti...

***

Eğer o değişiklik yapılabilseydi, Türkiye'nin bugünkü tarihi de başka türlü yazılacaktı...

Ve belki de bugün, namusu ve şerefi üzerine ettiği yemini hiç umursamayanların hiç esamisi bile okunmayacaktı...

"Eyyyyyy......" diye başlayan tehdit nidalarını hiç mi hiç duymayacaktık...

Türkiye, daha güzel bir Türkiye olacaktı...

Bunda hiç kuşku yok...

Ama olmadı, olamadı…

Allah rahmet eylesin…

***

7 Haziran 2015 Seçimleri, yeni bir “uzlaşma zemini” ortaya koydu...

Eğer bu fırsat değerlendirilemezse, yeni pişmanlıklar yaşanabilir...

Umarım, öyle olmaz...

Dilerim, öyle olmaz…

Umarım ve dilerim ki, ikisi de rahmetli olan Ecevit ile Demirel'in, sonuçta, "uzlaşı"yla noktalanan siyaset ve devlet adamlıkları örnek olur...

Allah, ikisine rahmet eylesin...

Bu tecrübelerin kıymetini iyi bilelim…

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA