Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Tadından yenmez

29 Kasım 2013 Cuma 12:57


Sadece etnik farklılaşmalar değil; sanat ve aşk değil, biraz çeşitlilik, faydalı bir gelişmedir. Hem insanın zihnine açıklık verir, hemde çoğu zaman, bu sayede monotonluktan kurtuluruz. Ancak çeşitlilik için, insanın biraz yeniliklere açık olması gerekir. Yenilikse, bir anlamda risk demektir. Riskse, en basit haliyle beklenen ve gerçekleşmesi düşünülen arasındaki fark demektir. Çeşitleme yapılacaksa, bazı hayalleri de güzel kurgulamak gerekiyor. Aksi takdirde, çok yüksekten uçunca, insan yere fena çakılabiliyor. Siyasi çeşitliliği hiç anlatmayım. Yeterki biri sadece bir laf etsin. Daha o an, en az 10 tane farklı ses çıkıyor. Çıksın elbette, bu belki de demokrasi gerçeği. Neyse ne ama; sonuca gelinemiyor bir türlü. O kadar çok örneği var ki bunun. Federalite mi; değil mi? Başkanlık mı, yoksa “yarısı da o işi görür mü” gibi. Sarıgül mü, Gürsel mi; 3. Köprü mü yoksa 4 veya 5 mi? Çeşit bol evel allah. O yüzden, diğer alanlara bakalım ufakça. Sanat mesela, sizce bir çeşitleme var mı? Şahsen varsa da gizli gizli yapıldığını düşünüyorum. Ortalarda görünen, çok dişe veya beyne dokunan bir gelişme yok. Biliyorum, sanata çok katkı olamıyor. Özellikle siyasiler için oya dönüşecek katkısı zayıf kalıyor sanatın. Bir iki sanatçı desteklense de gerisinin siyasal yönü değil; görüşü bile olamadığı için, genelde gündemde hep şopşilo popçular oluyor. Onlar da malum. Bütün gün, bıraksan, ne diyecekler? Yok oğlu yok. Zaten zor konuşuyorlar. Bir yerde en iyisini yapıyorlar. Riske girmiyorlar. Hani şöyle bir hayal edelim: “Necati Şaşmaz, Hülya Avşar ve diğer ses jürisi tayfası, BBC’de “Hard Talk” adlı programda. “Badem Şekerleri” adlı tartışmadalar; düşünelim bakalım ne olabilir? Belli gibi sonuç. Tadından yenmez diyen varsa, öyledir. Ne deyim? Bunu da geçelim. Piyasa dediğimiz yerler var ama, “eller havaya ayarı” mekanları değil.
Beş yıldızlı oteller. Bazen acayip sanat işleri oluyor oralarda.
Tek tek anlatmak zor ama. Ülkemizde, ne ilginç maskeli santçılar var. Yalnız, çok yakınlaşıp iş yapmaya kalkınca anlaşılıyor ne oldukları. Üzülerek yazıyorum. Çoğu ilkesiz ve disiplinsiz. Mesleki tabiriyle “düğüncü” olmuşlar. Acemi tüccarlara benziyorlar. Hani alış veriş yaparken karşısındakini salak yerine koyan çaylak işportacı kafası. Bi kaç kez, aracılık yapmaya kalktım. Güzel mekanların yönetcileriyle, bu yakışıklı sanatçı kardeşlerimize görüşme ayarladım. Yahu bir tanesi de genel müdürlerle, performans konuşsun. Sanat diye girilen sözler, ortamı; adeta pazarlık masasına çeviriyor. İnsan yardım edeceğine de pişman oluyor. Bir tanesi şöyle sıkıyor palavrayı; “biz 5 kişi adam başı 500 lira alıyorduk. Höh be! Yani gecede 5000 lira istiyorlar. Uyanık ya Fakat diyor; “şimdi 3 kişiyiz”. Vay senin işporta kafan vay. Yani 1500 lira istiyorlar sanıyorsun. Sonra da yöneticiye şöyle diyorlar. “Hadi biz diğer iki arkadaşa hiç para istememiş olalım”. “Beş kişi gelelim, fiyat yine 1500 olsun”. Çok afdersiniz ama “boyunuz devrilsin”. Müdürler zaten hesap kitap yapabildikleri için o koltuktalar. Tamam müzisyen de para kazansın ama; Abidik gubidik yapmadan olsun bari bu işler. Yoksa, Murat Boz’u, Halil Sezai’si; hepsine  bin bereket. Çeşit bol ülkede. Sonra da hepimiz “gezici”yiz güya.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA