Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Taraftarın çilesi

04 Mart 2014 Salı 12:40

Halkından memnun olmayan, bu kadar çok sayıda, aydın veya entellektüel,acaba başka ülkelerde var mıdır? Diyelim ki var. Bu neyi gösterir? Bence, anlamsız bir gösterge. Aydın, halkın çoğunluğunu beğenmeye bilir.

Halk zaten çoğunluk olarak, “azı karar çoğu zarar” kafasında yaşayan bir kitledir. O da aydını çok anlamaz. Anlaması da gerkemez. Yani iki tarafta, birbirinin görüşüne saygı duyarsa sorun çıkmaz. İster özgürlük ister demokrasi. Dilediğini söyleyebilir, dileyen. Taraftar da taraf olan bir memleket evladıdır.
Taraflardan aydın olan; kafasını, taraftara takınca, olmuyor ama.
Şu yüzyılın, bu çağında, aynı fosil bakış yine sürüyor. “Futbol toplumu uyuşturuyor” kafası. Artık bu zavallı açıklamalardan utansalar. Bir stadyum 50.000 kişi ağzına kadar dolu olsa ve hepsi de uyuşmuş olsa, nedir bunun sonucu?Toplumu ileri götürmek derdi olan aydının yorumu böyle komik olunca da kızıyor insan.  Fenerbahçe veya diğerleri. Ne fark eder? Başkanlar ne hatalar yapıyor. Oyuncu, saha da göstermedik açmadık yerini bırakmıyor. Hakemler, neredeyse bizleri hasta etmek için özel görevle oraya çıkıyorlar. Aynı hakemimiz Avrupa’da bir maç yönetiyor, tanıyamıyoruz. Bizim sahalarda yırtıcı bir panter olan adam, Avrupa’da kedi. Güzel de maç yönetiyorlar oralarda.
Hepsini bir koruyan var. Hakemler almış arkasına federasyonu, çalıyorlar düdüğü. Başkanlar, krallardan havalı. Dokunmak mümkün değil. Ve şöyle deniyor. Bu kulüp ve bu başkan sahipsiz değil. Ona da eyvallah. Peki taraftarı kim koruyor. Önüne gelen, gücü karizmatik insanlara yetmeyince, yapışıyor taraftarın yakasına. Canımız isteyince, “İstanbul lalesini arıyor, diye üşenmeyip halka soruyoruz. İnternete bakarsanız, böyle garip mini referadumlar yapmış bir yerdir, bu İstanbul.  Kimse bunu yapmaz ama; soralım bakalım taraftarlara,
bu “seyircisiz oynatma veya sadece kadın ve çocuklarla maç cezası” çok mu doğru. Bu da ayrımcılık aslında, hem de açık açık cinsiyet ayrımcılığı.
Konuyla veya cezaya sebep olan olayla, tek bir alakası olmayanlar maça alınacaksa. Taraftarlarında bazıları rahat rahat maça alınabilir. Kim hakeme veya bir başkasına küfür ediyorsa, kameradan bakılabilir. İsim isim koltuk koltuk belli. Hadi bu olamıyor. Olur, bal gibi olur da, neyse olmasın. O zaman cezayı tribün olarak versinler. Maraton ceza alsın veya ne bileyim Kale Arkası ceza alsın. Aman dünya bizi çok takdir ediyormuş. Bu ne güzel bir cezalandırma biçimi diyormuş. Yalanın önde gideni. Çok sevmişlerse bu uygulamayı, ülkelerinde yapsınlar. Kadınları, çocukları stadyuma doldurup, suçu çekirdek çıtlatmaktan öteye geçmemiş taraftarı, maça almamak ne demek? Son 3 yılda tam 10 maç ceza almış, Fenerbahçe taraftarı. Çıldırırsan çıldır, kimsenin umuru değil. Bir mahallede birisi suç işleyince, hangi kafa o bölgeye ceza verebilir? 15 daireli bir apartmanda, alkol sınırını geçmiş bir adamlar oluyor. Sabaha kadar bu hırtlar, gürültü yapınca veya etrafa sayıp sövünce , cezalandırılıyor. Ama apartmanın girişine kapan kurmuyorlar. Girişe tuzakta kurulmuyor. Aydınlarımız, futbol severe uyuşmuş beyin olarak bakmasın artık. Cezanın mantığı ve uygulama biçimine de bir iki söz etsek yeridir artık. Bu seyircisiz; aldatmacasını kadın ve çocuğa endekslemek çok saçma.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA