Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tarihi dava Münihte başladı
06 Mayıs 2013 Pazartesi 12:06

Tarihi dava Münih'te başladı

Almanya’da 2000-2007 yılları arasında sekizi Türk, 10 kişiyi öldürmekle suçlanan aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) hücresinin davası başladı.

Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi'nde NSU davası öncesinde Alman polisi geniş güvenlik önlemleri aldı. 
 
Baş sanık Beate Zschaepe, duruşmadan yaklaşık 1 saat 20 dakika önce mahkemeye polis eşliğinde zırhlı araçla getirildi ve duruşma salonuna binanın garajından alındı. Zschaepe, cinayetlerde suç ortağı olmak, terör örgütü üyeliği ve kundaklama ile suçlanıyor. Diğer dört sanık Holger G, Casrten S, Andre E ve Ralf Wohlleben, NSU terör hücresine yardım etmekten yargı önüne çıkıyor.
 
Davanın yaklaşık 85 duruşmayla 2 yıl sürmesi bekleniyor. 606 şahidin dinleneceği davada, 80 kadar müdahili yaklaşık 60 avukat temsil ediyor. Beş kişinin sanık sandalyesinde oturacağı davada, Federal Başsavcılığın hazırladığı iddianame 488 sayfadan oluşuyor.
 
Mahkemenin "A 101" salonunda 250 sandalye bulunuyor. Dava, Manfred Götzl başkanlığındaki beş asil ve üç yedek hakimle yürütülecek.
 
BAZI DOSYALARIN YOK EDİLMESİ VE BUNLARA ULAŞILMAMASI BİZİ ENDİŞELENDİRİYOR
 

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal: "8 Türk vatandaşının öldürülmesi ile ilgili ırkçılık temelli bir dava var. Daha iddianame elimize geçmedi. Onu elimize alıp tercüme edip okuyacağız. Beklentimiz, rehber olarak alınan Almanya'da, adaletin gerçekleşmesi, suçluların bulunması. Ancak üzüntü verici olan şu, 8 vatandaşımız aynı silahla öldürülecek ve sadece 1 kadın yakalanmış olacak. Bu devletin derinliklerine inilmediğini gösteriyor ki bu bizi rahatsız ediyor. Tek kişilik örgüt olmaz. Bunun arkasına gidilmesi lazım. Burada bazı dosyaların yok edilmesi ve bunlara ulaşılmaması bizi endişelendiriyor." dedi.
 
BU DAVANIN SİYASİ, PSİKOLOJİK BOYUTU VAR
 
AK Parti milletvekili Çağatay Kılıç, "Beklediğimiz konunun her açıdan ele alınarak adil bir sonuca ulaşılması. Bu organize bir şey midir, devletin görevini yapması gereken kurumları görevini yapmış mıdır... Bu tüm soruların aydınlanması gibi beklentimiz var. Buradaki mahkemenin tüm boyutları göz önünde bulundurulduğunda düz kuralların uygulanmasının ne kadar doğru olup olmadığını göreceğiz zira bu davanın siyasi, psikolojik boyutu var. Bu dava, Alman güvenlik makamları ve mahkemelerine güvenin ya kuvvetleneceği ya da sarsılacağı sonuçların doğurabileceği bir dava. 
 
BURADAN IRKÇILIĞA DUR DİYECEK BİR KARAR BEKLİYORUZ
 
TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, "Buradan ırkçılığa dur diyecek bir karar bekliyoruz. Mahkemenini üzerinde çok cidde bir sorumluluk var. Vicdanları rahatlatacak adil bir karar çıkmasını temmenni ediyoruz. Bu insanlar 10 yıl boyunca Alman sisteminin içinde gezçiyorlar. Bir polis, 9 vatandaş öldürmüşler, 14 banka soymuşlar. Nasıol oluyor da Alman sisteminde bunlar yakalanmıyor. Bunlar hep şüphe doğuruyor. Ailelerin yaşadığı dramlar var. Katiller dışarıda gezerken ailler 'Siz suçlusunuz' diye sorgulanmış. Büyük hatalar var. Bunları raparomuzda belirttik. Ara raporumuzda ırkçılığın Avrupa ve Almanya'da sürdüğünü belirttik. Avrupa genelinde 108 tane ırkçı saldırı olmuş. Bunlardan 67'si Almanya'da gerçekleştirilmiş. Olaylar hala sürüyor ve komple bir mücadele görülmüyor, bunları bekliyoruz ilgili makamlardan. Mahkemenin tarihi bir fırsatı var. Irkçılığa karşı ciddi anlamda bir ses yükseltebilirler. Bakalım ne kadar yapabilecekler. Türkiye olarak bunu takip edeceğiz İnşallah. 
 
TBMM İnsan Haklarını Araştırma Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, Türkiye'nin Münih Başkonsolosu Hidayet Eriş, komisyonun diğer üyeleri AK Parti Konya Milletvekili Kerim Özkul, MHP Ankara Milletvekili Mustafa Erdem, AK Parti milletvekilleri Çağatay Kılıç ve Osman Can ile CHP'den İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve CHP Yurtdışı Örgütü Koordinatörü Ali Kılıç sabah saatlerinde izleyicilerle sırada yer aldı ve duruşma salonuna girdi.
 
SEMİYA ŞİMŞEK: BUGÜNÜ YILLARCA BEKLEDİM
 
Almanya’da 2000-2007 yılları arasında öldürülen 8 Türk arasında ilk sırada yer alan NSU teröristlerinin ilk kurbanı çiçekçi dükkanı sahibi Enver Şimşek’in kızı Semiya Şimşek, 13 yıldan bu yana bugünü beklediğini söyledi.
 
Çiçekçi dükkanı bulunan Enver Şimşek, NSU tarafından işlenen seri cinayetlerin ilk kurbanı oldu. 11 Eylül 2000 tarihinde öldürülen Enver Şimşek’in ardından aynı kentte 2001 yılında terzi Abdürrahim Özüdoğru ve 2005'te ise büfeci İsmail Yaşar öldürüldü. Deutsche Welle, aşırı sağcı terör hücresinin ilk kurbanı Enver Şimşek'in ailesi cinayet sonrasında birçok sıkıntıyla yüz yüze kaldığını, 13 yıl önce babası öldürüldüğünde 14 yaşında olan Semiya Şimşek’in günümüzde acı anılarını "Acı Vatan" adlı kitabında topladığını aktardı. Semiya Şimşek, babasının polis tarafından önce mafya üyesi, daha sonra PKK mensubu olmakla suçlandığını yazdı. Semiya Şimşek, Batı Alman Radyo- Televizyon Kurumu'na (WDR) “Almanya'ya güvenim kırıldı“ dedikten sonra, “İçimde taşıdığım pek çok soru var. Neden benim babam? Tesadüf müydü? Öldürecekleri insanları hangi kıstaslara göre seçiyorlardı?” sorularına mahkemenin yanıt bulmasını istedi.
 
Semiya Şimşek, kurban ailelerinin cinayetler sonrası hangi gerekçelerle güvenlik birimleri tarafından zan altında bırakıldığı sorusunun da açıklığa kavuşmasını beklediğini ifade ederken, cinayetlerin soruşturulurken Türkiye’den yeterince destek bulamamaktan yakındı.Semiya Şimşek, bugün görülecek olan dava için erken saatlerde mahkeme salonuna geldi.
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA