Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Terörist kim?

07 Ocak 2015 Çarşamba 12:25

Toplumsal sorunlar, o toplumu yönetenlerin, çok ilgilendiği bir konu olmak zorundaymış. Madem öyle, o zaman bizim toplum şimdiye kadar, hangi sorunu için kimi ne kadar zorlamış? Yüce millet, asil halk anlamına gelecek bin tane yalakalıkla kandırılmışlıktan sonra, cevap belli. Bizim bulacağımız, akılcı, çağdaş, içinde yobazlık olmayan, erensel cevapların kaç tanesi ne kadar taraftar bulur?Orası kocaman bir meçhul. Örneğin; özgürlük ve insan hakları talebi. Toplumumuzun ben şahsen böyle bir sorunu olduğuna, asla inanmıyorum.

Daha önce de inanmadım, bundan sonraysa, hiç olmaz.
O zaman nasıl oluyor da, toplumda özgürlük, temel hakları, için bir istek yoksa demokrasi, anayasa, hukuk veya Allah, kitap, kelimeleri, dillerden düşmüyor. Çünkü, bir sahtekarın, bir hırsızın, bir dolandırıcının, bir katilin, kısacası Führer isimli manyaktan sonra böyle olmuş. Bu pislikler, halkla ilkişkiler denen mesleğin gereklerini kullanmışlar. Böylece kamuoyunda fikirleri yaratmışlar.  Dilden düşmeyen, bu evrensel ölçekli toplumsal yönlendiricilerse, gerçekte yerden de kalkmıyor. Süleyman isimli siyasetçiden başla, Adnan,  Turgut, Tansu, Mesut’a kadar gel. Dahası, Kenan isimli, kedi bıyığı olamayacak, adama kadar bak. Katil, darbeci, rüşvetçi, yalancı dünya liderlerini de ekle. Başı sıkışan kim varsa, hemen ağzında sakızdır bunlar.

Önceden insan hakları, demokrasi veya özgürlük, palavraları atan, faşizmin seçilmiş neferleri vardı. Sonradansa, tarz değişti, hırsızların imparatorluğunda, diktatörlüğün, yağması olduğu söylenir oldu; manyakça. Allah, kitap söylemleri arttı, ama bakaraya, makara yapan da hortladı. Bir sahtelik rüzgarı esiyor da esiyor. Üşüyen bir tek Anıtkabir değil. Beştepe de titriyor. Korku, endişe kaygı, içiçe geçmiş, yiyor bitiriyor. Ortadaoğu veya Anadolu, Sonuçta buralar çok yaman yerler.Petrol yataklarının savaşını terör örgütü yaparken, eni sonu gelmiyor, yağmanın, talanın, yalanın. Ve hep aynı söylem, toplumumuzun çıkarları. Muzu kabuğundan çıkarırken bile insan azıcık hassas olur. Muzu, kıçını başını dağıtmadan, yemek ister. Ancak toplumunu düşünen zonta değil düşüren adam, cayır cayır, yakıyor insanlığı. Bir insan hem yakar, çatır çatır maden çökertip, böcek gibi insan yıkar mı; artık öldü diye.
Çok özür dilerim ama evet hem de binkere evet.

Yatağından çıkartılıp, “terörcü seni, yat lan hapiste deyyus en az 5 yıl denilmiştir, aslan gibi yiğitlere. Sonra “vay benim güzel abim, hep beraber tufaya gelmişiz” denebildiği insan yığınlarının cehaletle kutsandığı ülkelerde olur. İsim vermek gerekirse, Türkiye değil orası, desem olur mu? O da olur. Hepsi olur, yeterki yüce yüce toplumlar değil, yüce yüce insanlar alınmasın. Gerisi hikaye. Hikaye yazıldığı gibi giderken, kapıya ne zaman biri gelir diye değil; kapıya gelen biri beni içeri atarsa, nasıl çıkarım? Kaygısı var.
“Nah çıkarım”, “madem bunu biliyorum niye yazıyorum o zaman” derken bile;toplumun  ne olduğuna emin olamazsan; çıkamazsın, delikten.
O ülke, gelişememiştir belki de. Allah bilir desem daha akılcı.

Toplumun özgürlük veya insan haklarını sorunu olduğunun farkında bile olmadığı bir coğrafya da; asan astığıyla, kesen kestiğiyle, çalan malıyla mülküyle yaşar durur. Her gün biraz daha dünyadan, kopup ahiret korkularıyla kandırılan, okumaktan öğrenmekten çok, dinlemek ve anlar gibi görünmekten, kurtulamayan, sürekli boş konuşulan bir belde de, sadece yazara, çizere değil, hep beraber ve herkese yazık oluyor. Pikniğe giderken bile, bir gece önceden hazırlık yapan, toplum; seçimlere oy vermeye giderken, neye nasıl hazırlanıyor? Maça gitmek bile çok daha, alt yapı gerektiren bir çaba olmuş artık. Çözüm, sihir veya büyü değil akıl ve başı bir araya getirmek. Yoksa, ölecek beden cellata yakın durmaktan vazgeçmeyecek, artık orası kesin. Bari ölmeden önce yapacak 3  cıbıldak  işin en az 1’ini bol bol yapsak, belki hevesimizi alırdık. En azından bu dünyadan giderken, oh be “üçün birini” alıp öyle gittim diyebilirdik. Yoksa saatin faturasını kim ödemiş; orası sorun değil. Para gelir gider, ya koltuk giderse, bir şey açıkta kalacak ama yazmam buraya.
 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA