Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Top sektirme yarışması

12 Mart 2015 Perşembe 12:45

Gazetecilik yaparken yağ çekmek ana işin olup; yazı yazmayı da eve iş getirmek gibi görünce, sonuçta ortaya komik bir rezillik çıkıyor. Rezilliğin komik olması ise, tiksinç olmasından çok daha iyi bir tercih sebebi. Miden bulanacağı yerde, gülüyorsun. Başına yapan kuşa da; akmayan duşa da gülüyorsun. Ancak burada önemli olan ikisinde de var olan komiklik.

Kuş, geniş alanlar varken gelip kafana ediyor. Duşsa, akması gerekirken kurumuş. Sen de bunu gazetecelik mesleğini yaparken anlatmaya çalışıyorsun. Normal zekalı bir insan olsan,  işi toplumsal bir temele bağlarsın. Ormanlar azaldı, kuşlar kafamıza ediyor, gelecek kuşaklara yazık dersin. Çok klasik ama halkımız, sever böyle dolduruşları. Kendisi kuşları vurur, pişirir yer ama; kuşlar ölmesin diyeni de dolduruşa getirmeye bayılır. Gelelim akmayan duşa .

Normal şartlarda, satılmış bir kelem değilsen, suyun insan sağlığındaki önemine bağlayarak, yazarsın yazını; o da olur. Fakat gün; o gün değil. Yalamalar sarmış medyayı ve olmadığı kadar salak ve beceriksiz.

“Yalayın lan beni” diyen adama doğru  kalemini eline alan, ağzından salyaları aka aka yalama yarışına girmiş. Koşuyor koşuyor. Fakat şişko ve patates beyinli adamlar; hayatında beynine oksijen girecek bir işi olmamış.
Kıçını kaldırmamış koltuktan. Arkasını da dayamaya alışmış bu yalaka gazeteci bozuntuları. Arkalarını bir yerlere hep dayamışlar. Olmadı, bunların arkalarına bir dayanma olmuş. Desteksiz, bir iş becerememişler. Eğitimi halletseler, zekaları yetmemiş, kariyere.

Bu dayanma ve dayatma ve de yalamalıkları sayesinde yükselmişler. Yala yala yala. Ana tanrıları bu olmuş.  Basit bir duş haberi bu; duşta sular akmamış,hepsi bu. Bunlar gerekirse, taptıkları adam emir verse aylarca yıkanmamışlar. Pisliklerle yaşamaya çok genç yaşta alışmışlar. Sonunda onlarda pislik olmuşlar. Ancak, çok şık ve çok önemli görünmek için, hep pahalı yerlerde oturup, pahalı ürünler almışlar. Cepleri haram parayla, ahlakları, yolmayla, çalmayla; işkembeleri, işkencelerle, koltuklarını cinayetlerle doldurmuşlar.

Cahil gelip cahil gitseler de el etek,öpmekten asla vazgeçmemişler. En büyük korkuları, dayanma veya dayatma olmadığı anlar olmuş, bu yalaka gazetecilerin. Çünkü, arkalarında dayanma ve kendileri dayatma olmayınca, geriye rica ederek bir işi yapmaları gibi bir seçenek kalmış geriye. Fakat bunlar aptal. Aptal olunca, en zor şey bir işin rica edilmesidir. Ve işin yapılma biçiminin; insanın kendine bırakılmasıdır. Örneğin sana birisi, Dikilitaş’ta, “Maskeli Kebekler’in, Yalancı Tilkilerle Top Sektirme Yarışması” vardı. Bunu haber yap diye bir, emir gelebilir. Kafan çalışıyorsa, en az bir iki kelebek resmi bulursun, bir kaç tane de tilki. Fakat bunlar tam geri zekalı olunca, kafalarını topa takıyor. Ve Beyinleri, Fatih’in bizans surlarına, gömdüğü surlarda kaldığı için, takıklar. 1453’ten 2015’e geçiş yapamıyorlar. “Yalan oğlum, Dikilitaş’a kelebekler niye gelsin” diyecek kişilikleri de yok.

O zaman, sanıyorlarki, bir top bulsalar, ne kelebek, ne de tilki lazım. Milleti de geri zekalı sandıkları için, şöyle yapıyorlar. “Maskeli Kelebeklerin,  Yalancı Tilkilerle Top Sektirme Yarışması” adlı, yalan haberi en aptalca şekillendirip basıyorlar gazete adlı, kepazelik belgelerine.

Kocaman bir top resmi koysalar,  o bile bir dikkat çeker. Ancak, bunların beyinleri, kısıtlı, beceri de yok. O yüzden, Yarışmanın tarafları olan, Tilkiler ve Kelebekleri hiç umursamıyorlar. Yarışmanın sadece Top Sektirme bölümünü haber yapacak kadar akılları var. Topu kimin sektireceği de belli olunca, Maskeli Kelebeklerin Yalancı Tilkilerle Top Sektirme Yarışması; sadece “Sektirme Yarışması” kadarıyla haber oluyor.

Gazeteciler arasında bu iş; bir Top yarışmasına dönüşüyor. Nasıl olsa sektirme yarışmasının birincisi belli, bari top ben olayım da beni sektirsin, kafasıyla yapıyorlar, yalaklıklarını. Allah selamet versin, Kabataş veya Dikilitaş; orada durum aynı. Değişen, kelebekler, tilkiler , toplar ve sekme sayısı, yoksa sektiren aynı. Hayatta bir ot olamamış, pislikler bari onun topu olayım da beni sektirsin derse, gazeteci veya döşemeci hiç farketmez.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA