Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Turistleşiyoruz

20 Ocak 2014 Pazartesi 10:34


Bir insanın etnik kökeniyle nasıl alay edilir sağolsunlar bunu gayet güzel öğrendik. Bu işin öncülerinden birisi 12 Eylül kasabı, Kenan Evrendir. Kürtler için kart-kurt sesleri benzetmesi yapabilecek, kadar zavallı bir adamdır. İnsan aklının almadığı; faşist bir zevzek olarak sanırım daha fazla bahsetmenin gereği yok ondan. Son yıllardaysa, ibre biraz daha Türk’e döndü. Aleviler, diğerleri ; hepimiz az çok nasibimizi almışızdır; bu hırpalanmalardan. Bu inciticiliğin yöneticilerden gelmesi ile halk arasındaki etkileşim çok çok farklıdır. Özellikle “Arap, Lazoğli” halk arasında en yaygın takılmalardır. Dahası, “ordan adam çıkmaz, buranın insanı kaypak olur” diye de çok söyleriz. Özellikle lazlarla ilgili fıkraları anlatıp; hep beraber eğleniriz. Kırmızı giyenin elbisesinin renginden, hemen etnik kökenini akla getiren deyişler vardır. İki gün Avrupa’da kalmış birisiyse bile döner dönmez Türk olmanın zavallılığından dem vurur. Avrupa’yı boşver, açlıktan nefesi kokan Ukrayna veya Sırbistan gibi geri kalmış yerlere giden bile Türk olmanın utancını yaşar; mantıksızca.Çok daha bu örnekleri çoğaltabiliriz. Mesela bir Osmanlı İmparatorluğu var. Kendi aramızda sohbet ederken padişahların haremde ne haltlar yediğinin, türlü versiyonlarını anlatıp, ballandırırız. Dahası, halkın belirli bir bölümü için, padişahlar arasında sapık bile vardır. Cinsel sapıklık burada kastettiğim. Yoksa, kendi çocuğunu veya kardeşini canlı canlı öldürtmek, imparatorluk severler için asla sapıklık sayılmıyor. Neden? Orada devletin yüce menfaati varmış. Elbette o menfaat veya o kafa da benim gibilerin zerre umurumda değil. Zaten ben de o imparatorluk meraklılarına çok bulaşmak istemem. Çok garip bir uçurum vardır; resmi görevleri olanlarla, halk arasındaki etnik köken yorumlarında. Mesela bir turist gelse, “ben bu soda şişesinin üzerinde yazan Türk lafına gıcığım” dese, hap gibi yutarız adamı. Resmi yöneticiler soda şişesinden Türk kelimesini çıkarır, hiç bir şey olmaz. Bunlar kendi içimizdeki garip; çok anlamlı ve içi boş kamusal geyikleridir. Resmi görevlilerimizin de ilginç bir iletişim tekniği vardır, etnik kökenlerle ve ırklarla. Bu ülke içinde evel Allah; devlet babanın tokadını herkes bir iki kez yer ölene kadar. O yüzden hangi ırk veya etnik köken daha eziktir, bu konuda tam emin değilim. Çünkü kimin ne olduğun hiç göstergesi de yok. Zaten arasıra kendini açıklarken üstüne bastıra bastıra şuyum buyum diyenleri de anlamam. Git devlete yapış neysen? Ben hem bir şey yapamam hem de bana ne. Yetkili amcalar, halk olarak hepimizi bir kenara bıraksınlar. Bir yabancı gördüklerinde, gülme ile sırtarma arasında sırıtıp, anlamsızca etrafa saçtıkları neşenin yarısını, bize göstersinler. Çok ama çok komik oluyorlar. Keşke şu ülkede bir iki Amerikan mahallesi olsa veya Japon Köyü diye bir yer olsa da amirlerimiz o nazik söz ve davranışlarını bize de gösterseler. Kendi insanına bu kadar tepeden bakan insanların, 3 kuruşluk insanlara yaptığı şirinlik çok sinir bozuyor. Fakat, içinde kibarlık olmayan cahil arkası olan amir; sürekli alkışlanırsa, neden kendine çeki düzen versin? Asıl sorun, gücü kudreti olmayanların, hukuki arkalanma kaynağının olmaması. Yoksa, herkes biliyor ne yapacağını ver bakalım köküne kadar özgürlüğü bak kim kime nasıl bildiriyor haddini. Turist değiliz ama gün geçtikçe turistleşiyoruz kendi ülkemize ve insanımıza.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA