Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Üç buçuk

18 Nisan 2013 Perşembe 07:00

 

Korkunun ne olduğunu hepimiz biliriz. Ancak, birisi çıkıp korku nedir derse tarif etmek çok kolay olmayabilir. Konuyu biraz araştırdım. Korkmaya başlamadan önce "tasa"lanırmışız çoğumuz.

Tasa dediğimi şey; bir işi düşünürken üzülme duygusu hissetmekmiş. Mesela, bir parlamenter düşünelim. Memleket sevdasıyla, hizmet aşkıyla meclise gelmiş olsun. Bu insan ticaret yapıp bir yerde çalışamayacağı için yıllarca maaşa talim eder. Eğer, o muhterem bir daha seçilemezse, çoluğu çocuğu aç kalır diyorsak, yani bu durumda onlar için üzülüyorsak, bunun adına "tasa"ymış.

***

Diyelim ki, birileri bize gelip "arkadaşım işin gücün yoksa, gel de akil adam ol" dedi.

Eğer biz, "ben akil adam olursam, millet bana güler. Bunca sene eli şakağında dolaştım. Memleket için kılını kıpırdatmış biri değilim.

Toplumun içine karışmayalı asırlar oldu. Millet bana  dönüp, bunca sene neredeydin paşam" derse; ne yaparım gibi; olumsuz bir beklentimiz olursa, onun adı da "kaygı"ymış.

***

Kaygısı olan insanın et tipik tepkisi çekinmeymiş. Mesela Fener, Cimbom maçlarını yöneten hakemin düdüğü, kesik kesik çalması gibi. "Düdüğü çok uzun öttürürsem acaba başkan alınır mı" gibi bir duygunun adı kaygı demek diyorlar uzmanlar.

Halk arasında "üç buçuk veya yusufyusuf" özdeyişi yani. Zor olan ve az anlaşılan ise "korku" dur, diyor uzmanlar. Diyelim, karşımızda bir tehlike var.

Tehlike her zaman istenmeyen bir durum değilmiş. Örneğin, bir aldatma veya yalan söyleme anı. Diyelim cep telefonunu kapattın bir de yakışıksız bir ilişki içinde kendini biriyle beraber bir odaya kapattın.

Oda çok hoşuna gitti. Hoş beş derken, bir iki kadeh yuvarladın, sen yuvarlandın başınız döndü, sağa döndünüz sola döndünüz, diğer arkadaşın da  yuvarlandı. Herkes tepe taklak oldu.

Saniyeler su; saatler sel oldu. Çok terbiyesizce bir iş yaptın. Yaptın artık. Çok sık yapmasan da yaptın. Ve şunu farkettin, aslında çok ta kötü bir şey değilmiş bu yaptığın.

***

O an bu işi çok sevdin ve aldatma denen ahlaksızlığı sürdürmeye karar verdin. İşte o pis anda, heyecanlanıyorsan başka kaygı duyuyorsan başka oluyormuş. Eğer bir tehlike anında, kaygı duyarsak korkuyoruz demekmiş.

Yok eğer bir tehlike anında, heyecan duyuyorsak, ona korku demiyorlar. Buraya açık açık yazmama gerek yok. O günahların ılık ılık tenler arasındaki, volkanik etkileşim anı; kişiden kişiye göre çok başka olabiliyor.

Bunun en büyük baskısı ise çevreden. Kadın için başka; erkek için başka tepkiler oluşuyor. Birinin korkusu diğerine heyecan oluyor.

Sonuçta, korka korka yapılıyor sandığımız aldatma veya diğer ahlaksızlıkların asıl nedeni tehlike ve heyecan bileşkesinin bize verdiği keyif  oluyormuş. Özellikle ben, ne zaman siyaset dolu bir yazı yazmaya kalksam, tehlike var ve kaygılanıyorum sanıyordum.

Meğer, bu işi sapıkça bir keyif yüzünden yapıyor muşum. Şaka değil, bunun da bir adı aldatmaymış. Yalnız ben, siyaset, memleket derken, milletin çok umurunda sanıp kendimi aldatıyormuşum.

Bunu henüz yeni anladım. Bundan sonra ne yapacağımı ben de bilmiyorum. Yuvarlanmaya devam en iyisi.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA