Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Üç yıllık hayatlar

05 Nisan 2013 Cuma 08:37

Aileniz yoksul, sizin çalışmanızı istiyor. İş arıyorsunuz; her yer yüzünüze kapalı. Ama orada; "Asgari ücretle gel çalış!" diyorlar. Seviniyorsunuz.


Haydi bu 16 yaşındaki gencin yerine koyun kendinizi. Orada işe başlarken size; "Üç yıl içinde öleceksiniz!" deseler neler hissedersiniz?

Şaşırmayın...

Türkiye'de bugün binlerce genç  insan üç yıl ancak yaşayabilecek...

Onları bile bile ölüme gönderiyorlar.

Hani şu dünyanın en büyük 17. ekonomisi olmakla övünen Türkiye var ya... İşte orada...

***

Bu konuyu duyuyordum ama fazla bilgim yoktu.

Geçen gün Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nde bir yakınımın patoloji sonuçlarını almak için beklerken, baktım ki organ bağış ünitesi var.

Gittim; orada organlarımı bağışlayacak bir sözleşme imzaladım.

Bağış kartımı aldım. Durumu aileme de söyledim.

(Siz okurlarıma da organlarınızı bağışlamanızı tavsiye ediyorum. Onların toprak altında çürümesine izin vermeyin. Bir insanın daha fazla yaşamasına katkınız olsun. Böylece siz de daha fazla yaşış olacaksınız.)

Bu işle görevli hanımefendi, bana akciğerinden organ nakli olduğunu söyledi.

Sonra söz döndü dolaştı, kot taşlama işçilerinin durumuna geldi

SLİKOZİS CELLADI


Kotları ağartmak için,kot üzerine toz fırlatılıyormuş. Bu yüksek basınç içinde fırlatılan ince tozlar, o atolyelerdeki işçilerin ciğerlerine de doluyor. Bir sene içinde ciğer bu tozlar yüzünden çalışamaz hale geliyor. Buna slikozis hastalığı deniliyor. Ciğerin ilaçla temizlenmesi de mümkün olmuyor. Ancak akciğerin değiştirilmesi gerekiyor.

Bu iş çok zor ve masraflı...

Önce bedene uygun ciğer bulunacak. Sonra bu ameliyatı yapacak hastane...

Diyelim ki ciğeri buldunuz, ameliyat oldunuz.

Artık siz sakat bir insansınız. Çalışmanız mümkün değil. Yaşayabilmeniz için de evde iyi bir bakımınız olmalı.

YOKSULLARA ÖLÜM

Peki kim slikozis olur?

O vahşi ortamda çalışmak zorunda kalan genç hangi ekonomik katmandandır?

Elbette ki en fakir tabakadan. Yoksul olduğundan; başka yerde iş bulamadığından gider o ilkel yerlerde birkaç yıl sonra öleceği bir işe başlar.

Bir yıl içinde hastalanır. Üç yıl içinde de ölür gider.

Akciğeri değişse bile... Çünkü yoksuldur... Geliri yoktur; doğru düzgün beslenemez bile...

Başbakan Erdoğan; ikide bir en az üç çocuk yapın, diyor.

İyi de yoksulların doğurduğu çocukları siz böyle göz göre göre ölüme yollarsanız... Neden doğsun ki o talihsiz çocuklar?

NEREDESİN BAKAN BEY?


Gözü dönmüş ufak patronlar; o gençleri, tulum ve maske takmadan çalıştırıyor. Çiğerlerini yiyorlar. Para uğruna, sadece para...

Bu vahşi köleci sistemi yok etmesi gereken devlet ortada yok...

Soruyorum: Çalışma Bakanı  Sayın Faruk Çelik! Hastanelerde akciğer nakli bekleyen hastalar içinde slikozis hastalarının oranı nedir; biliyor musun?

Sayın Bakan; gidip İbrahim Tatlıses'in doğduğu mağarayı inceliyorsun da daha hayatın baharında ölüme sürülen binlerce gençle neden ilgilenmiyorsun?

Yoksa; patronlara daha fazla maliyet çıkartmama adına; yirmi yaşını göremeden ölenleri görmezden mi geliyorsunuz?

***

Ah hayatın baharında ölüp giden gençler... Kot atölyelerinde, boya atölyelerinde çiğerleri çürütülen sevgili çocuklarımız. Sizin için bir şey yapamamanın hüznü beni de öldürecek...

Görüyorum ki askeri-polisi vuran teröristlere gösterilen ilginin binde birisi bile size çok görülüyor.

Affedin bizi...

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA